Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744
E-Dergi
KY-39124 Tarafından Yapılan Yorumlar
Korktuğumuz şeylerin çoğu,kendi kafamızda kurduğumuz ve büyüttüğümüz saçma düşüncelerdir.Bu korku,hayal gücümüze bağlı olarak o kadar büyüyebilir ki Stephen King gibi bir gerilim roman yazarı tarafından ustaca yorumlanabilir de.İşte kitapta da 4 küçük çocuğun kendi beyninde yarattıkları bir canavarın dehşeti ve bundan nasıl kurtuldukları harika bir şekilde anlatılıyor.King'in güzel anlatımı ve konunun ilginçliği de kitaba başarı getiriyor.
Ne diyebilirim ki,okuyun ve kendiniz görün.
Martı,bir hayvanın(adından anlaşıldığı gibi martının) başkalarından farklı olmak ve sınırlarını aşmak için mücedelesini anlatıyor.Bu uğurda toplumundan dışlanıyor,ölümü göze alıyor ama sonunda hayatı boyunca unutamayacağı bir ders çıkarıyor.İnce bir kitap,yarısı da resim.Sıkılmadan okuyabileceğiniz kitaplardan biri.
Yaşam boyunca hayvanlarla iç içeyiz.Evimizde besliyoruz ya da onları evimizden uzak tutmaya çalışıyoruz.Doğanın bir parçası olan(ki belki de en büyük parçası)hayvanlar hakkında neler biliyoruz?Bu yaratıkların davranışlarını ve bu davranışlarını etkileyen düşüncelerini bilmiyoruz.Hatta düşünceleri var mı,yoksa bütün bu hareketler sadece belli bir programa göre mi ilerliyor,onu bile bilmiyoruz.Sonuçta bize,farklı bir gezegenden gelen uzaylılar kadar yabancılar.Tübitak'ın bu kitabı,hayvanlarda bilincin varlığını sorularla ve deneylerle araştırıyor.Kitap kesin bir yargı bildirmiyor,hatta okumadan önce bir önyargıya sahipseniz sonunda ikileme düşebiliyorsunuz.Kitabın uzun cümleleri ilk anda gözünüzü korkutsa da,gürültüsüz bir ortamda dikkatle okursanız aslında yalın bir ifadeye sahip olduğunu görüyorsunuz.Tübitak Popüler Bilim Kitaplığından okuduğum bu ilk kitap sonucunda söyleyebilirim ki,bu kitaplara biraz daha fazla ilgi gösterirsek pişman olmayacağız.
Birbirinden çok uzakta,ama yine de birbirine çok benzeyen tarlalardan sökülüp gelen insanların ayak sesleri kentin içine yavaş yavaş dağılır.Basılan zemin farklı,geniş ve karmaşıktır.KENT'tir çünkü.Umutla tedirginliğin katık edilişini kent zevkle ama kayıtsızlıkla izler,kolları ve gövdesi genişler ve göğsünü yeni meraklara açarak onların düş dünyalarına girer,ezer,yoğurur onları.Benim Sinemalarım,kentin tedirgin edici kucağına oturmuş insanların gündelik yaşamından kesitleri sevgiyle gözleyen,fotoğraflarını çekercesine derin soluklarla izleyen usta bir kalemin,çağına tanık olmuştur.Füruzan'ın insanları,bu kentin gösterdiği umut fotoğraflarında da sessizce yer alırlar.Varoşlara yerleşmenin acılarını,gelgitlerini duyarlılıkla yaşayan ve onun devamını sağlayan birer parçadırlar artık.Her biri kendi öyküsü içinde güçlü ve anlamlı birer nokta olatak görünür,kaybolurlar.
Ölüm insana,beklemediği bir anda gelir.Fakat ne zaman öleceğinizi biliyorsanız,geri kalan hayatınızı ölümden daha beter bir şekilde,düşünerek ve düşünmekten çıldıracak hale gelerek geçirirsiniz.Deyim yerindeyse,her gün yeniden ölürsünüz.Ölecek bir insanın son altı haftası,ki bu insan bir suçlu ve son günlerini dört duvar ardında geçiriyor,son isteklerini yerine getiremiyor.İlkel idam cezası ve bunun yarattığı acılar;büyük bir yazar Victor Hugo'nun kaleminden de olunca daha büyük bir istekle okunuyor.