Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
KY-39124 Tarafından Yapılan Yorumlar
Şiirini okuyanlar bilir zaten Attila İlhan'ı.Kitabında da her sayfada bir iki dize göz kırpıyor."Şiirsel anlatım" dedikleri İlhan'ın romanı gibi olmalı.
Orhan Pamuk ilk romanında biraz kendi hayatını,biraz ailesinin hayatını,biraz Türk aile yapılarını,biraz Nişantaşı'nı;biraz da dönemin siyasi ve dünya görüşlerini yansıtıyor.Bu açıdan yine her zamanki gibi başarılı olduğunu kabul ediyorum.Roman üç kuşağın yaşantısını anlattığı için biraz uzun,bu yüzden biraz sıkılabiliyor insan.Ben Orhan Pamuk'un Türk edebiyatının belki de en iyi yazarı olduğunu düşünsem de yine de biraz düş kırıklığına uğradım.Kendimi ne kadar zorlasam da son eserlerinde(örneğin Benim Adım Kırmızı,Kara Kitap)havayı bulamadım.Kitabın kapağını kapatınca "Bundan daha iyisini okumamıştım."diyemedim.
Yine de Orhan Pamuk imzası taşıyan cümleler ve karakterler var.Yine de hiçbir eserini okumadıysanız bundan başlamanızı önermem.
İçinde Türk edebiyatının tanınmış şairlerini bulunduran bir eser.Fakat açıkçası hiç ismini duymadığım şairler daha çoğunlukta.Özellikle son dönemlerde şiir daha rağbet görmesine rağmen çoğu beklediğim şiiri ve şairi bulamadım bu kitapta.Yine de sıkılmadım doğrusu.
Kitabı okumaya başladım ve bitirdiğimde şaşkınlık içindeydim çünkü hiç beklemediğim kadar sürükleyiciydi.Bir polisiye romandan bu kadar zevk alabileceğimi sanmıyordum.Ve olayların akışı düşündüklerimden tamamen farklıydı.Grange,romanda tek tip polisiye romanlarına "İşte böyle yazılır." der gibi ortaya çıkıyor.Konunun dışında tasvirler de çok başarılı.Böylece hikayenin canlandırmasını zihninizde rahatlıkla yapabiliyorsunuz.
"Seni sevmek direnmektir sevgili...Güçsüz olanı acımasızca yok eden bu kentin hoyratlığına ve senin için,artık inanmaktan çoktan vazgeçtiğin,yaşadığın hayalkırıklıklarıyla çok uzun zamandır kaybettiğin o aşk duygusunun gerçekliğinin canlı ispatı olmaya direnmekti.Kalbine inançla aşk tohumları ekmekti seni sevmek.Sevmek,o yitirdiğin aşk şarkısı adına sana umut vermekti."
Cezmi Ersöz eserde mektuplara yer veriyor.Mektuplar iki insanın birbirine duygularını en yalın biçimde itirafları ile başlıyor,daha sonra kişilerin kendi kendilerine itiraflarına dönüşmeye başlıyor.Ayrıca bir tarafın çok sevdiği diğerininse daha az fedakarlıkta bulunduğu bir ilişkiyi anlatıyor ve bunu şizofreniye benzetiyor.Eğer aşk bir hastalıksa hepimiz hayat boyunca en az bir kez şizofren oluyoruz demektir.
Cezmi Ersöz aşkı,değişik bir biçemle(üslup)bize sunuyor ve bence "Şizofren Aşka Mektup" herkes tarafından okunmalı.