Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
KY-39124 Tarafından Yapılan Yorumlar
Bu kitapta iyilik ve kötülüğün nasıl bir savaş yaptığını ve sonuçta iyiliğin nasıl kazandığı anlatılmakta,okuyunca gerçekte iyiliğin daima doğru olduğunu ve bir anlık heves için şeytana uyulmaması gerektiğini öğrendim.Yani iyi olan her zaman kazanır. Geç de olsa farketmez
Tek kelimeyle mükemmel bir kitap. Önce filmini seyredip daha sonra okudum ama hangisi daha iyi inanın bilmiyorum. Sanrılarla gerçeğin böylesi içiçe ve sindirilerek yaşanması, aile, azim, korku ve sevgi...
Kitabı ilk defa alıp,karıştırdığınızda içinde ayrı ayrı öyküler olduğunu düşünüyorsunuz. Ancak her bir öykü diğeri ile kesişiyor. Çok güzel bir kitap!
Kitap akıcı bir dille yazılmış zaten kitabı okunabilir kılan en önemli unsur da bu. Yani alışık olduğumuz ve sempati duyduğumuz Perihan Mağden tarzı. Uçuk, sevimli, farklı, marjinal... Ama kurgu berbat. Uzun soluklu bir roman için yetersiz. Üzerinde uzun uzun düşünülmeden yazılmaya başlanıp, nasıl olsa yazarken kurgularım denmiş gibi de bu başarılamamış tabi. İki genç kız arasında bu tür tutkulu ilişkiler çok normal, bunun için Behiye gibi sıradışı bir karakter ve onu tamamlayan çok normal bir Handan tiplemesine gerek yoktu. Ya da gerek vardıysa Handan da Behiye kadar çok gerçek bir tip olmalıydı. Handan'ı iyi tanıyamıyoruz, olaya neden Behiye'nin gözünden bakmak zorundayız? Behiye kendisi gibi zeki ve entellektüel bir kızla da bu ilişkiyi yaşayabilirdi, mutlaka erkek-kız ilişkisi gibi dengenin erkeksi özellikleri ağır basan taraftan yana olması gerekmezdi. Hele ki Perihan gibi eşitlikci bir insan için böyle olmasa iyi olurdu. Kitabın sonu ayrı bir sorun. Çok ama çok aceleye getirilmiş. İnsanı şaşkınlık içinde bırakıyor. Bu şaşkınlık 'aa olamaz hiç aklıma gelmemişti böyle bir son ' gibi bir şaşkınlık değil ama. 'Bu kadar da uçulmaz Perihan, bizi iyice aptal yerine koydun' der gibi bir şaşkınlık. Daha fazla emek isterdi final bölümü. Yani ha Handan intihar etmiş (çok banal bir son olurdu) ha böyle bir kaçış gerçekleştirmiş. Kitaba kalite açısından katkısı aynı bence. Yani hadi kurgu filan berbattı ama okunabiliyordu kitap, sonuna gelince mahvetmeseydi kitabı. Bir dahaki romanında umarım kendinde varolduğuna inandığım yeteneği daha iyi kullanır ve okuyucunun (kendisi kadar olmasa da) yeterli bir zeka seviyesinde olduğunu düşünerek yazar
Tarihî romanlar bir dönemin salt tarihini yansıtmakla kalmaz, o dönemin günlük yaşamı, kent kültürü, gelenekleri ve insanî değerleri arasında bize ışık tutacak edebî bir köprü de kurarlar. Ancak birçok tarihî roman gereğinden çok teknik ve tarihî bilgilerle boğulduğu için, okur tarafından isteksizlikle ya da önyargıyla karşılanır.
Remzi Kitabevi tarafından beş cilt halinde yayımlanan Ramses ise her cildi birkaç günde okunacak kadar akıcı, dili yalın, tarih içindeki teknik konulara fazla girmeden (Kadeş Savaşı hariç) yazılmış tam anlamıyla bir başyapıt.
Christian Jacq kitabında, Mısır tarihini Ramses'in neredeyse doğumundan itibaren anlatıyor. Yeryüzünde 67 yıl hükümdarlık yapan tek kral olan Ramses, Mısır'da yaptırdığı piramitler ve tapınaklarla da anılır. Onun zamanına kadar Mısırlılar genel anlamda kent kültürüne ve mimarî yapılaşmaya çok fazla önem vermiyordu. Ramses, özellikle Nil nehrinin kenarlarında, gerek siyasi gerekse askerî nitelikte çok sayıda mezar anıtı ve devasa tapınak yaptırdı. Bu sayede eski Mısır'ın yapı teknolojisi ve kent kültürü üzerine bugün birçok bilgiye sahip olduk.