Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
mimarjimm Tarafından Yapılan Yorumlar
Yüzbin'e yakın vatan evladının çılgınca bir ihtiras uğruna tek kurşun dahi atamadan tabiata ve kişisel ihtiraslara yenilişinin öyküsü. Okurken donmuş parmaklarını sokup ısıtacak cebi, donmuş ayaklarını ısıtacak ayakkabısı olmayan dedelerimizin hikayesini okuyacak ve Allahuekber dağlarının soğuğunu içinizde hissedeceksiniz.
İlkokul dört'te okudum ilk kez. Yatılı okumaya bu kitapla karar verdim. Yatılı okudum orta öğretim boyunca. Ve okuduğum her sene, yılda bir defa bu kitabı tekrar okudum ve her defasında yeni bir şey öğretti bana. Filmlerindeki güldürü uyarlaması kitabın yanında bir hiçtir bence. Filmlerdeki tiplerden sadece Kel Mahmut kitaptaki tipe sadık kalınarak senaryolaştırılmıştır. Bu kitap gerçekten sıradan bir güldürü kitabı değil. İçinde geçen olayların birçoğunu yatılı okuduğum yıllarda yaşadığım gibi; Ziya Paşa'nın "Terkib-i Bend"ini, Haşim'i, Server Bedi(!)'yi, kitabın içindeki edebiyat derslerinde tanıdım ilk defa. Herşeyden evvel hayatın bir okul ve bizlerin de bu okulun içindeki sınıfların birer öğrencisi olduğumuzu anlattı bana... Mutlaka ama mutlaka okuyun. Ben herhalde yirmibeş defa falan okumuşumdur.
Seneler önce okuyup daha sonraları tekrar okuduğum bir yapıt. Kıtalara yayılan büyük bir imparatorluğun, küçük bir beylikten sağlam temeller kurarak yükselişini, romanın kahramanları ekseninde okuyorsunuz. Kerim Çelebi'nin alplik mücadelesini, Orhan Gazi'nin delikanlılık özlemlerini, Mavro'nun afacan cengaverliğini keyifle okurken bir yandan ahi törenlerinde, bir yandan Yunus Emre'nin dizelerinde bulmaktasınız kendinizi. Kısacası bir Kemal Tahir başyapıtı ve mutlaka okunmalı...
Üstünde yaşadığımız şehri yıllardan beri gökdelenlerimiz, kazıklı yollarımız, iş makinalarımız, seyyar satıcılarımız, dış sıvası olmadan tuğlaları ile içinde oturulan sevimsiz yapılarımız ile eziyoruz. Ama bir de bu şehrin tüm bu saydığımız olumsuz koşullar arasında sıkışmış kalmış bir kültürü var ki, eğer bir İstanbul sevdalısı iseniz yaşadığınız kenti ayrıntıları ile bu kitapta tanıyorsunuz. Eğer İstanbul'u küçük hikayeleri ile semt isimlerini kaynakları ile öğrenmek ve tüm bunları sanki bir roman okurmuş gibi zevkle okumak isterseniz bu kitabı mutlaka alınız. "Dut yemiş bülbül" teriminin Vaniköy sırtlarındaki dut korularından ve semtin adının da Vani efendi isimli mutaasıp bir softadan geldiğini bu kitaptan öğrenmiştim mesela...
Abdülhamit döneminden başlayarak Cumhuriyetin ilk yıllarına uzanan zaman dilimini bir Türk ailesinin reisinin perspektifinden görmek ve tarihi kitaplardan değil de yaşamış insanların duygularından anlamak için oldukça akıcı ve "bizi" anlatan bir kitap... Abdülhamid döneminin ardından rütbeleri alınan saray marangozu Tahir efendinin; Osmanlı sarayı , marangoz dükkanı, savaş cepheleri, ailesi ve tüm yaşamını neredeyse adadığı kendini ve ailesini barındıracak evi arasında süren bir ömür... Kısacası, zevkle okunacak bir eser...