Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Fatih Ekrem BAHADIR Tarafından Yapılan Yorumlar

01.11.2019

Öyle bir hayat ki; hayatta kalmak için savaştığın, düştüğün anda yerini hemen kaptırdığın, daha önce hiç yaşamadığın bir ormana alışmak zorunda kaldığın, her koşulda çalışmak zorunda bırakıldığın; yeri gelince bir hırsız, yeri gelince de bir ölüm makinesi olmak zorunda olduğun bir vahşi hayat mücadelesi. St Bernard ve İskoç çoban köpeği kırması Buck’ın hikayesi, aslında hepimizin hikayesi.
08.10.2019

Saflık derecesinde iyi kalpli, hiçbir şeyden şüphelenmeden karısına gözü kapalı inanan bir doktor Charles Bovary ve daha iyi yaşayabilmek adına yapamayacağı şey olmayan, lüks tutkunu karısı Emma'nın hayatın monotonluğundan kurtulmak için çevirdiği entrikaların ve yaşadığı yasak aşkların hikayesi.

Madam Bovary, yazıldığı dönemde birçok eleştiri almış, müstehcenlikle suçlanmış, öyle ki Flaubert kitabının tümünü yayımlatabilmek için mahkemeye bile başvurmak zorunda kalmış. Okurken biraz zorlandım, uzun betimlemeler ve Ataç’ın çevirisi kimi zaman yorucu geldi ama gerçek bir klasik okuduğum için mutluyum.

Aslında hepimizin içinde Bovary var... Sadece dizginleyebilmek gerekiyor. Okunmalı. Bazen hepimiz saçma tutkular edinip hayatımızda o tutukluları en öne koyarız. Hayatımızı mahvetmek pahasına...
15.09.2019

Yaklaşık 2500 yıl önce yazılmasına rağmen halen geçerliliğini koruyabilen, kişinin özel, iş ve eğitim hayatına uyarlayabileceği, topluma yön verenlerin siyasette, ekonomide ve askeri alanlarda kullanabileceği stratejilerin yer aldığı önemli bir kitap.

Akıcılığı ve sürükleyiciliği bakımından kitabın okunması gayet keyifli. Yöneticilik yapan ve idari konumda bulunan kişilerin okumasını tavsiye ediyorum.

Sonuçta hayat da bir savaştır. Bu savaşı kazanmanın yolu ise planlı, sabırlı, iradeli, başarılı vs. taktikler uygulamaktan geçer. Nasıl mı? Lütfen Savaş Sanatı’nı okuyunuz.
08.09.2019

Bakmak, görmek, fark etmek... Çoğunlukla birbirinin yerine kullanılan, aralarında ayrım yapılmayan kelimeler... Halbuki çoğu zaman bakarız fakat baktığımız şeyi göremeyiz, gördüğümüzü zannederiz.

Siyasette yer alan kirli oyunları, yöneticilerin yasaları nasıl istedikleri gibi kullandıklarını, iktidar mücadelelerini, devlet-iktidar-toplum ilişkilerini sarsıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Bu kitap, ilk kitap olan Körlük’ün devamı. Körlük’te toplum cezalandırılmıştı; Görmek’teyse Devlet/İktidar cezalandırılıyor.

Siyaset, demokrasi, seçim ve benzeri konularda içinizi daraltacak, ufkunuzu açacak, beyninizi yakacak güzel bir ütopya. Okumaya değer.
31.08.2019

“Bakabiliyorsan; Gör. Görebiliyorsan; Gözle.” Bu güzel söz ile başlayan, okuduğum en iyi distopik kitaplardan biri oldu Körlük.

Kitabı okurken, bir felaketin karşısında kalan insanoğlunun nasıl ilkelleştiğini, hayatta kalabilmek ve açlığa direnebilmek adına nasıl vahşileşeceğini ve insanı insan yapan bütün etik değerlerin nasıl kaybolacağına şaşkınlıkla şahit oluyorsunuz.

Kitabın dili akıcı ancak konuşma çizgileri bulunmadığı, virgül kullanılarak cümlelerin devamı getirildiği için biraz karmaşık gelebiliyor. Zaten ‪@krmzkedikitap Yayınevi de yazarın yazım stiline sadık kalarak yayımlamış. ‬Anladığınızı görünce bunun çok da önemli olmadığını görebiliyorsunuz.

“Gerçek körler, bakıp da göremeyenlerdir. Gördüğünü zannedenlerin yaşadığı körlük ise en kötüsüdür. Ruhlarımızın körleşmemesi dileğiyle...” demiş yazar kitabın sonunda. Biz de o dilekle bitirelim cümlelerimizi. Kitabın devamı ise Görmek ile devam edecektir.