Toplam yorum: 3.284.572
Bu ayki yorum: 6.078
E-Dergi
Tugay Yazici Tarafından Yapılan Yorumlar
Clara Dupont-Monod’nun Taşların Anlattığı romanını okurken, doğayla kurduğu o sessiz ve derin bağ beni çocukluğuma sürükledi; ağaçlara tırmandığım yazlara.
Çocukların büyümesine tanıklık eden taşlar dile geliyor. Fısıldıyor taşlar, çünkü gerçek olan bağırmaz. Duymak için kulağınızı soğuğa, sertliğe, dayamanız gerekiyor. Taşların anlattığı, okura ulaştığında bir yankıya dönüşüyor: içerde bir yerde çınlayan, kolay kolay dinmeyen, insanın içini yerinden eden bir yankı.
Žižek "Herkes Trendeki Yerini Alsın" diye başlıyor ; güncel olaylar, filmler, Budizm, Lacan, Hegel, Descartes, Marx gibi daha birçok inanışa, filozofa duraklarda uğrayarak ilerliyor. "Olay" kavramının çervesinde dört dönen Žižek "olayı" gerçekle yüzleştiğimiz bir an olarak ele alıyor. Trier'in Melankoli filminden bahsederken " Claire, gezegenin şeklinin artık tel çemberinin çerçevesinin çok ötesinde genişlediğini görünce dehşete kapılır. Bu çember, gerçekliği çevreleyen fantezi çemberidir ve Şey yarıp geçip gerçekliğe sıçradığında bir şok yaşanır... Gerçek, gerçekliği ele geçirir ve imgesini bozar."
Simgesel düzenin "olayla" kırılması ve gerçekle yüzleşilir ( bu yüzleşme birçok şeyden sıyrılmış ve çıplaktır) sonrasında yeni bir anlam alanı açılır. Žižek'te nesne sabit değildir nesne olayla ilişkili bir süreçtir. Žižek böylelikle Platon'un idealar dünyasının tam tersini savunur.
" Hakiki nesne sıçrama olayıdır"
Prometheus ateşi tanrılardan çalmış, ilahi olanı insanileştirmiştir veya insanı ateşle ilahlaştırmıştır. Ateş hâlâ babadan (tanrılardan) çalınmaktadır. Çocuk çaldığı ateş karşısında büyülenir ve insan ateş karşısında hayalin derinliklerine iner ve yaratır, yaratılır.
Şamandan kalenderilere ,Hurifilikten Gezicilere uzanan bir bağ...
Kitabın ağzından yazacak olursak bu bağ imgesi, sistemin simgeselliği içinde oyuk açılarak kurulan bir bağ...
" Kalipso asla unuta..."
Jacotot çocuklar ile aynı dili konuşamamaktadır, tesadüfen Fenelon'un Telemak'ının iki dilli bir baskısıyla karşılaşır. Telemak'ı çocuklara dağıtır ve çocukların hocalarının dili olan Fransızcayı Telemak sayesinde öğrenirler. Jacotot hiç bir açıklama yapmamış, çocuklar kendi başlarına Fransızcayı çok iyi derecede Telemak'tan öğrenmiştir. Bu rastlantı Jacotot'nun düşüncelerinde devrim yapar.
Jakotot öğretmenin zekası ile öğrencinin; iktidarın zekâsı ile halkın zekâsını eşit tutar, aradaki zihinsel uçurumu yok etmeyi savunur. Hoca cahildir ve çocukların öğrenebilmesi için öncelikle zihnin özgürleştirilmesi gerekmektedir. Öğrenenin hocanın açıklamasına gerek duymadan öğrenmesi zihni özgürleştirecektir.
(Kalipso : Yunancada gizli veya saklanmış olan.)