Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
abdulkadir yağmuroğlu Tarafından Yapılan Yorumlar
Okudukça "içiniz sıkılan" bir kitap!!!. Kitap sıkıcı değil. Kitabın ilk başlarında yazar nasıl bir karakter çizmiş onu anlamaya çalışıyorsunuz. Kitabın ikinci bölümünde yazar bunu biraz daha belirgin bir karakter üzerinden anlatınca taşlar yerli yerine oturuyor.
Özellikle başlarda bu kadar sıkıcı bulup sonlara doğru keşke bitmeseydi dediğim bir kitap. Yazar o kadar silik, pasif, gıcık, hayattan kopuk bir karakter çizmişki oturduğunuz yerde dişlerinizi sıkıyorsunuz ve nalet olsun sen niçin bu kadar sönük bir karaktersin diyorsunuz. Sonra bir anda hayatınızda bazen yaşadıklarınız aklınıza geliyor; burada şunu deseydim, keşke orda öyle davransaydım...vb. İşte yazarın galiba size hissettirmek istediği ve kitabın sonunda da kısmen vurgulamak istediği şey bu...İYİ OKUMALAR.
... Însan her şeyi doğru yaşar mı? Ya da doğru yaşayış nedir? Bütün insanlığın üzerinde hem fikir olduğu gênêl geçer bîr hayat var mıdır? Kişi öleceğini ne zaman düşünür? Ya da ölümü ne sıklıkla düşünür? Peki ölüme kafa tutabilir miyiz?...
Însan cüzi îrade sahibi bîr varlıktır. Kısıtlı, sınırlı, az, iradesi zayıf... Vb. Peki însan bu özelliklerin hepsinden feragat edip külli îrade sahibi sınırsız vê ölümsüz bîr güce sahip olabilir mî?...
Yaşantımızı dah güzel kılmak için doğru bîr hayat sürdürdük mü? Ya da kötü bîr yaşam sürdürdüğümüzü ne zaman anladık? Peki varsayalım kî kötü bîr yaşam sürdük vê hayallerimize sığındık. Ya hayallerimiz de güzel olmayan bîr noktada duruyorsa, hayal ettiğimiz şey berat şeyler ise...
Peki doğru düşündüğümüz bîr hayat bizi ne kadar ölümde kurtarabilir, Ölüm bize her gün yaklaşmaktayken. Ölüm bizi çağıryor! Bazılarımız sürünerek, bazılarımız dizlerinin üzerinde, bazı ları da ayakta... Ama sonuçta o beyaz ışığı göreceğiz değil mî?
Sadık Hidayet'in okuyucuları hayal ve yaşam dünyası arasında(araf) bıraktığı bir kitap. Kitabın başından sonuna kadar -tam da yazarın istediği gibi- gerçek yaşam ile hayal dünyası arasında gidip geliyorsunuz. Hatta gerçek olan-olduğu varsayılan şeyin bile hayal olabileceğinden kuşku duymaya başlıyorsunuz. Kitapta gerçek bir dünyanın olduğunu var sayarsak ve de bunun üzerine yorum yaparsak eğer, bu şu olabilir: Kitap kahramanının kendi üzerine çöken ağırlık için sık sık hayallere dalması ve düşüncelere kapılmasıdır. Ya da acı eşiklerinden kurtulmak için sık sık çocukluğuna doğru yola çıkmasıdır. Kahramanımız bu şekilde kendini unutabiliyor, acılarından kurtulabiliyor. Ancak şöyle bir durum var ki: kahramanın ya da insanların sürekli hayallere kapılması kitap kahramanını- insanları diriler dünyasıyla bağı olmayan canlı bir cenazeye döndürmüş olabilir. Buradaki cenaze durumu ise salt mecazi anlamda değil gerçekten de bir cenaze durumu olabilir. İnsanların sanrı derecesine varan ve sürekli düşünce ve hayallere kapılması kendisini belli bir zaman sonra cenazeye dönüştürmüş olabilir.
Kuruntular, sanrılar, hayaller... gerçek yaşamımızla iç içe geçmiş olabilir. İkincil dünyadaki motifleri gerçek yaşamımıza aktarmış olabiliriz. Peki, hayal eden insanlar sadece güzel şeyleri mi düşünür; ya hayallerimiz birer kötülükten ibaretse...
İnsanoğlu doğuştan bazı sorulara cevap vermek için didinip durmuştur. İnsanlar çoğu şeyi adlandırmak, anlamlandırmak ve cevaplamak ister. Bir kitap her insana cevap vermek zorunda mıdır? İnsanları kesinliğe götürmek zorunda mıdır? İnsanlara güzel olan şeyi sunmak zorunda mıdır?... Bu kitap size kalın puntolarla yazılmış cevaplar sunmak zorunda mıdır? Ya da şöyle düşünelim: peki ya bir kitap sizi karışıklığın tam da ortasına bırakıp, ardına bakmadan çekip giderse ve kafanızda onlarca soru işareti bırakırsa...
Yazarın ustaca kaleme aldığı bir eser. Dostoyevskinin bilinen hayatı ile bu roman arasında ilişki olduğu apaçıktır. Din eleştirileri, Sosyal hayat eleştirileri, hukuk eleştirileri..vb. roman kahramanların şahsında anlatılmıştır. Ayrıca bir ceza yargılamasının aşamalarını görmek ve iddia-savunma bağlamında bu durumu anlamak isteyenler için gerçekten güzel bir eser.
Ölü Canlar; gerçekten güzel bîr roman... İçeriği, konusu, dilî...Üzüldüğüm têk nokta ise gogolun psîkolojîk nedenlerle kitabın 2.cildini yakmış olması vê romanın 2.kısmının, El yazmalarından bulunabildiği kadarıyla yazılması vê bitirlmesi... ve son olarak şunu belirtmek isterim: Binlerce, yüzlerce yıl geçsede, insanların giyimleri, kullandığı alet edevat, hayatındaki somut nesneler değişse bile; hırsları, egoları, bencilliği, koltuk sevdası, insanların kötülüğe de meyilli olması vs. hiçbir zaman bitmeyecek.. Ve tarih boyunca bunlar hep varolacaktır..