Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

birokur2 Tarafından Yapılan Yorumlar

26.03.2015

Nazan Bekiroğlu'nun kendi kişisel tarihini irdeleme serüveninden yola çıkarak ulaştığı limanlardan biri Hikmet Aksoy.
Açıkçası kitabı görene kadar Hikmet Aksoy diye birini tanımıyordum. Kitabı almama sebepte söyleşilen kadar söyleşiyi yapandı.
Aslında kitap, bir kişi okumasından öte, bir dönemin, coğrafyanın, algının, içine insan karışmış herşeyin dinamik bir fotoğrafını çekmek için hazırlanmış sanki. Dinamik bir fotoğraf diyorum çünkü elindeki iki boyutlu madde alemine ait bir nesneden yani bir fotoğraftan roman çıkarmış olan bir yazarın, karşısında bu sefer insan var.
Yapması gereken sadece sahneyi aktörüne teslim edebilmek. O da öyle yapıyor. Sahneyi teslim ediyor ama işte bu noktada Nazan Bekiroğlu farkı ortaya çıkıyor. Yönetmeni ve aynı zamanda süflörü oluyor bu sahnenin.. Neden süflor? Unutulan repliklerin hatırlatılması için değil, aktörü cesaretlendirmek için..
Kitabı oldukça beğendiğimi belirtmeliyim. Rafta kalmaması gereken bir kitap.
29.12.2014

1960'lardan günümüze kamuyu, bankacılık ve finans kesimini daha yakından tanıyabilmek için önemli bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yazarın, 45 yıllık aktif iş hayatının önemli dönemlerini okurken aslında farklı bir boyutta Türkiye okuması da yapıyorsunuz. Tavsiye ederim.
19.02.2014

Günter Grass okumak için geç kalmış biri olduğumu bu kitapla daha iyi anladım. 20 sene önce okusaydım, anlar mıydım, o da ayrı bir konu.. Yazarın geçmişe ve iç dünyasına giden yolculukta, arkada cam kenarında bir yer kapmanızı tavsiye ederim.
12.02.2014

Sayın Mogan,
Sayın Yazar,

Beyaz yakalıların masum olmayan hayat hikayesini anlatma çabanıza saygı duyuyorum. Bununla birlikte, yazmış olduğunuz kitap, sizin de Hollywood filmi izleme örneğiyle belirttiğiniz gibi beyaz yakalılar için bir günah çıkarma seansından başka birşey değildir.

Beyaz yakalı insanları, sığ, dar düşünce kalıplarına sıkıştırarak, yaşadıkları hayatın sanal ucuz bir hayat olduğu konusunda okuru ikna etmeye çalışırken düştüğünüz içler acısı durumu şöyle özetleyebilirim: Beyaz yakalı refleksiyle yazılmış beyaz yakalı karalama kitabı.. Evet, evet, hayata dair verebileceğiniz en önemli referansların Hollywood filminden devşirilmiş Wallace'tan bir söz, ya da üniversite çağlarında duymuş olduğunuz Nirvana kelimesi olması acı bir durumdur.

Siz, mavi yakalıları bile anlamadınız. Beyaz yakalıları yaşadıkları topluma uzak olarak nitelendirirken, siz yakın olduğunuza dair en ufak bir işaret vermiyorsunuz. Beyaz yakalıların hayal dünyasının kısırlığını eleştirirken, sizin bir yaşam felsefenizin, bir duruşunuzun dahi bulunmadığını rahatlıkla söyleyebilirim ya da kitabın satırlarına yansıyan hiçbirşey yok bu konuda.

Bu kitabı ve sizi beyaz yakalılar içindeki bir imalat hatası ya da "manufacturing defect" olarak tanımlamak yerinde olacaktır.

Kitapta bir yazar olarak gerçek isminizi vermemenizi ve halen beyaz yakalı sektöründe aktif bulunmanızı da düşündükçe bu kitap için tek cümleyle şunu söyleyebilirim.. Yürürken bir anda yol kenarında eğilip kustunuz, rahatladığınızı hissettiniz ve yola devam ediyorsunuz.

Acil şifalar diliyorum..
23.01.2014

Kitabın, ilk 40 sayfasını okudum ve nereye gideceğine dair zerre fikrim yok. Roman bir yere gidiyor mu ondan da emin değilim. Şimdilik, roman kahramanlarıyla ortalıkta dolaşıyoruz, pardon kahramanıyla.. Arada bir sahneye giren tiplemeler çok baskın değil. 40 sayfadan ne kaldı derseniz, Kasımpaşa, arkası kırılmış kundura, ümmü gülsüm kıraathanesi...