Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Sema Kaplan Tarafından Yapılan Yorumlar
İlgi çekici ve anlamlı bir hikaye ancak çocuk romanı olarak değerlendirilmemeli diye düşünüyorum.
Orijinal adı (The Terrible Thing Happened to Barnaby Brocket) korunsaydı içerikle daha uyumlu olurdu çünkü mesele dünyanın öbür ucuna uçması değil başına gelen o korkunç şeydi. Konunun ve romanın sonunun bu kadar trajik olmasının sebebi 'korkunç şey'. Farklı coğrafyalara yapılan yolculuklar açısından macera romanı denilebilir ancak kültürlere dair bilgi ve bakış açısı kazandırmıyor. Ek olarak konuyla bağdaştırılamayacak şekilde bir anda homoseksüel ilişki güzellemesi ile karşılaşıyorsunuz. Anlamsız bir detay olduğunu düşünüyorum. Aile kavramını ve anlayışını derinden sorgulatacak bir eser bu nedenle her yaşta çocuğa okutulabilir mi emin değilim.
Yaralı farkındalık kavramını çok beğendim, çünkü farkındalıklar genelde can yakıyorlar.
Kundera'nın kısa ve öz romanı. Öz diyorum çünkü onun üslubuna dair her şey kısa olmasına rağmen bu kitapta toplanmış. Kendini açıkça gösteren mizahı, karakterlerin iç dünyalarının çıplaklığı ve ilgi çekici kurgu yöntemine bu kitabında da rastlamak mümkün. Yaşadığı çetin dönemin izlerini mizahla yumuşatıyor belki de bu yüzden bu kadar seviliyor Kundera. Okurken onun üslubunu en iyi tanımlayacak kelimenin 'rahat' olduğunu düşündüm. Rahatlıkla yazıyor, korkmadan, telaş etmeden, kayıtsızca...
İçeriğe gelince; yedi bölümden oluşuyor ve beş ana karakteri var. Bir olaya odaklanılmıyor, anlatılan çok fazla şey var. Bu nedenle altını çizdiğim çok cümle var. Kitap güzeldi evet ama Kundera'yı ilk kez okuyacak olanlara tavsiye etmem.
Hayatının ana karakteri olma lüksünü bir adama tanımış bir kadının hikayesi. Okuduğum en kısa romanlardan biriydi. Yarım saatte bitirilebilir, akıcı ve sürükleyici bir anlatım tarzı var yazarın. Hikaye ilgi çekici değil ancak yazım tarzı beni etkiledi. Farklı sanat dallarından aktarım yapılmasına bayılıyorum; karakterin dinlediği şarkılar, filmler, ünlü bir ressamın yine dünyaca ünlü bir tablosu... Okurken karakterin dinlediği şarkılardan birini açtım, bahsettiği ressamın tablosunu inceledim bu anlamda genel kültürümü geliştirmeme neden oldu. Cep telefonunun yaygınlaşmadığı dönemlerde yazılmış bir kitap, ana karakterin ev telefonunun başında çaresiz bekleyişlerine tanık olunca çocukluk yıllarıma döndüm. :) Bunun dışında filtresiz ve müstehcen yazmaktan çekinmeyen biri Ernaux. Kürtaj bölümü normalde hikayenin akışında yoktu konu bir anda oraya bağlanınca ne gerek var ki dedirtti.
Ana karakteri üç farklı karakterin gözünden anlatan ilginç bir kitap. Üç farklı öykü olarak da bakabiliriz çünkü her biri birbirine benzemeyen üç insanın gözünden anlatılıyor. Bence bu açıdan çok başarılı. Yazar birbirine benzemeyen üç persona kurgulayıp, onların iç dünyasına girip onların dilleri ile ana personaya dair birer hikaye yazıp bunların hepsini bir potada ustaca eritmiş ve okurken üç ayrı hikaye olduğunu düşünmüyorsunuz sadece Yonghe'yi anlamaya çalışıyorsunuz. Ama anlayamıyorsunuz çünkü onu kimse gerçekten dinlemiyor. O güzelim zosteroptan ne istedi mesela bunun bile bir cevabı yok. Bu arada çeviriye değinmeden edemeyeceğim. O kadar başarılı ki yabancı dilden çevrildiğini düşünmüyorsunuz. Okurken mide bulandıran, insanı rahatsız eden pek çok detay vardı. Genel olarak da rahatsız edici bir anlatım var ama bazı şeylere gerek yoktu. Mesela kitapta çarpık ilişki olmasaydı etkileyici ve edebi değeri yüksek bir eser olurdu diye düşünüyorum.
Anı türündeki bu eserinde çocukluğundan, mahalle mektebinden ve Darüşşafaka'daki hayatından otuzlu yaşlarına kadar pek çok kıymetli anısını anlatıyor. Ama bu öyle alışıldık anı kitaplarından biri değil, Ahmet Rasim gözlerinizde öyle güzel çiziyor ki İstanbul'un siluetini, insanların yaşayış biçimlerini. Onunla beraber Şehzade Camii'nde saklambaç oynuyor, Kadıköy sahilinde gizli, müphem bir hatıra için ağlıyorsunuz. Darüşşafaka ve onun gibi eğitim kurumlarının önemi hakkında farkındalık kazandığım, bir erkeğin bakış açısıyla hayatta var olmanın sancılarını görebildiğim kıymetli bir eser. Bir saatte bitirilebilecek oldukça kısa bir kitap ama altını çizdiğim, duygudaşlık yapabildiğim o kadar cümle var ki...