Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
AYŞENUR AKSU Tarafından Yapılan Yorumlar
İlk romandan tanıdığımız Ağıtçı Kadının Heves Ali’si uzun bir yolculukla karşımızda.. Hayatının son anlarına tanıklık ettiğimiz Âşık’ın oğluyla da tanışıyoruz bu kez.
Tamamlanmamış bir hikayenin, savruk yaşanmış bir hayatın anlamını çok çözemedik belki ama Heves Ali’nin babaya küs, babaya kızgın, babaya hasret oğlunun en samimi iç seslerini duyduk.
2022 yapımı bir de filminin olduğunu öğrendiğim kitap, yer yer memleketten insan manzaraları da sunuyor. Üçlemenin ikinci kitabı bir ara istasyon gibi görevini yapıp bizi üçüncü kitaba uğurluyor.
İnsanlar bir kayıp yaşadıklarında, kaybettikleri kişi hayattayken onun kıymetini ne kadar az bilmişlerse, tuttukları yas da o derece derin oluyor. Çünkü işin içine pişmanlık da giriyor. Sevdiğimiz insanları yitirince önemsemediğimiz, nasıl olsa yaparız diyerek ertelediğimiz, basit bulduğumuz her şey, her an, her hatıra derin bir hüzne bırakıyor yerini…
Bu bir yas kitabı… Çok sevdiği babasının ölümünün ardından yasını tutup bitirmek isteyen bir kadının kitabı…Hiç bir ölüm hayatta kalanlara eziyet olmamalı; ölüm belki de hayatta kalanlara ders vermek içindir: Belki de ölüm -yaşayın, sevdiklerinizle doya doya yaşayın- demek içindir…
Bir çırpıda okunabilecek bir kitap değil kesinlikle. Her bölümü bitirdikten sonra durup uzun uzun düşünmem gerekti. Çünkü yas tutan bir kadının son vedasını okumak sarsıcı oldu.Eğer kötü bir döneminizdeyseniz kitaptan olumsuz anlamda etkilenmeniz çok mümkün. Bunu dikkate alarak kitabı okumaya karar vermenizi öneririm.
Kitap kelimenin tam anlamıyla hayatı ‘anlamsız’ olarak yorumlayan bir adamın toplumu nasıl rahatsız ettiğini anlatıyor. Kitabın şüphesiz en can alıcı sayfaları mahkeme sayfaları. İşlenen suçtan değil de annesinin ölümüne üzülmemesinden yargılanıyor sanki Meursault. Hatta bu durumu avukatı bile dile getiriyor. Kahramanımızın alışılagelmiş toplum normlarından bağımsız olarak takındığı tutum yargılanır esasında. Çünkü ‘hayatın bir anlamı olmalı’ sorunsalına takılmış bir toplum farklı konuşan, düşünen ve davranan bir ‘yabancı’yı tabi ki dışlar, kabul etmez. Beklentisiz, amaçsız kahramanımız hayatına anlam katmaya çalışan herkes için bir tehdittir aslında.
Varoluşçu felsefenin en önemli ve kült eserlerinden biri olduğunu öğrendiğim bu romanı ciddiyetle okumak lazım. İkinci dünya savaşı sonrası yazılmış eser, yaşam amaçlarını kaybetmiş, savaş yorgunu insanların da bariz bir manifestosu gibi duruyor.
Aşırı derecede kitap sevgisi içeren bu roman, bir kütüphanede oturup sessizce kitap okuma alışkanlığı edinmemiş kimseler için kesinlikle değil. Çünkü bir kitabevindeki durağan ilerleyen günleri anlatılıyor.
Bu sükunetin içerisinde kendi hayatımızı sorgulama ve hayallerimizi ne kadar gerçekleştirebildiğimizi keşfetme imkanını sağlıyor.
Eğer kitaplarla hemhâl olmuş biriyseniz bu kitabı mutlaka okuyun. Renkli karakterlerle kitaplar, kitap alıntıları, yazarlar, yazım süreçleri, hayaller ve hayatlara dair birçok fikrin bir anda sizi sarmaladığını hissedeceksiniz. Sakin temposu ve içten anlatımıyla rahat okunan bir kitap.
Hayallerinde kitabevi açma fikri olanlar; buyrun, uygulama rehberi: Hyunam-Dong Kitabevi
70’li yılların siyasal çalkantılarla dolu atmosferine İstanbul’un eski bir konağından bakmak ister misiniz?
Baştan söyleyeyim, bu kitabı okumadan önce yazarın ᴏ̈ᴛᴇᴋɪ̇ʟᴇʀ kitabını okumanız gerekiyor. Maalesef ben bu bilgiyi kitabı okurken öğrendim. Üstelik Mahir Ünsal Eriş korkularımıza ayna olan bu seriyi üçleme olarak tasarlamış. Henüz üçüncü kitap çıkmadı ama.
ᴏ̈ᴛᴇᴋɪ̇ʟᴇʀ kitabının iki önemli karakterinin başlarından geçen bazen komik, bazen dramatik olayların anlatıldığı kitap; yaşadıkları hayata ve o hayatta başlarına gelenlere anlam vermeye çalışanların öyküsü. Bu anlam çabası ne yazık ki bazen çok farklı sapakları dolaşıyor.
ᴅɪ̇ɢ̆ᴇʀʟᴇʀɪ̇'nin, arada bir bilim-kurgu detayları yakalasanız da, ayakları sağlamından yere basan bir kitap olduğunun garantisini verebilirim. Romana, hayat yorgunlarının ve kenara itilmişlerin hikayesi diyebiliriz. Kısa soluklu, heyecanlı ve sürükleyici bu macera, alıştığımız Mahir Ünsal tarzından farklı yazılmış.