Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

beliveornotbelive Tarafından Yapılan Yorumlar

05.07.2011

Yalçın Tosun’un bu kitabı bir ilk kitap… İçinde16 öykü var. Kısacıklar ama inanılmaz bir anlatımı var. Yalçın Tosun Notre Dame de Sion 2011 Edebiyat Ödülü’nü almış. Öyküleri hep şaşırtacak, hatta şok edecek ayrıntılar ve sonlarla bezemiş. Bazılarını ikinci kez okudum. Favorim “Unutmabeni Çiçekleri” kitabın en son öyküsü… Bence ilk öykü olmalıydı. Yine de hepsi birbirinden nakışlı insana dair her tür örneği içeriyor…
24.06.2011

Eşime Babalar Günü hediyesi olarak alınan kitap: Ardından evde kurulan rakı sofrasında okunarak "neler neler varmış", denilen kitap... Bir sürü rakı, meze, balık, mekan ve kişi tanıtan kitap... Başucu, sofra ve birbirine okunarak keyif alınan kitap... İçene, içmeyene tavsiye olunur...
23.05.2011

Amélie Nothomb sevdiğim yazarlardan. Benim hayranlık duyduğum çok iyi 2 kitabı var. Biri Katilin Temizliği (Baskısı bulunmuyor. Yeniden bassalar şahane olacak…) diğeri de Kara Sohbet. Sınır Tanımayan Cesetler’de orta yaşlı ve orta halli kahramanımız, bir akşam yemek davetinde yeni tanıştığı biri tarafından, biri evinde ölecek olursa onu taksiye taşıyıp hastaneye götürmesi gerektiği, böylece, o birinin yolda ölmüş görüneceği, aksi takdirde ölüm kahramanımızın evinde gerçekleşmiş sayılacağından, bu durumun çok beter baş ağrıtacağına dair enteresan bir vaaza tâbi tutuluyor…
Hemen ertesi gün kendisi yaşlarda bir adam tarafından evi ziyaret ediliyor; arabasının arızalandığını söyleyen ve telefonunu kullanmak isteyen yabancı, daha telefon edemeden kalbini tutarak ölüp kalıyor… Sonrası...ölen adamın yerine geçmek…
–“Eğer bir konuk evinizde birdenbire ölüverirse sakın polise haber vermeyin. Bir taksi çağırın ve şoföre, rahatsızlanmış olan bu arkadaşınızla birlikte sizi hastaneye götürmesini söyleyin. Ölüm, acil servise vardığınızda fark edilecektir, siz de buna dayanarak adamın yolda öldüğünü söyleyebilirsiniz. Böylece, kimse başınızı ağrıtmayacaktır.”
–“Sizin evinizde ölüyor; sinemada, bankada, kendi yatağında değil. Herifçioğlu öbür dünyayı boylamak için sizin evinizde olmayı beklemiş. Rastlantı diye bir şey yoktur. Eğer sizin evinizde ölmüşse, sizin de bu işte muhakkak bir rolünüz vardır.”

12.05.2011

Calos Ruiz Zafon’u Rüzgarın Gölgesi ile tanıdım. Zafon’un esrarengiz dünyası Meleğin Oyunu’nda daha karanlık bir halde bizi içine çekiyor. Kahramanımız David Martin takma isimle Barcelona’nın polisiye romanlar ve öyküler yazmaktadır. Rüzgarın Gölgesi’nde, esrarengizliğin kapısı bir kitapla aralanmaktaydı. Rüzgarın Gölgesi’ndeki kitapçı kahramanımız Sempere ve oğlu ile Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı’da bu kitapta da var. Her iki roman birbirinin içine geçmiş öykülerle ve kişilerle bezenmiş.
Meleğin Oyunu’nda ise, Rüzgarın Gölgesi karanlık kitabın rolünü gizemli bir ev devralıyor. Kahramanımız David Martin bir içgüdüyle, sıradan bir günde önünden geçmekte olduğu bir evin adeta kendisini çağırdığını duyar. Bu olayın ardından çok zaman geçmeden bu eve yerleşir. Yeni evinin kilitli bir odasında birtakım fotoğraflar ve mektuplar bulur. David amansız hastalığı ile pençeleşirken bir mektup alır. Bu mektup esrarengiz bir yayıncıdan gelmektedir. Karanlık yayıncının David’den istediği o güne kadar kaleme alınmamış, eşsiz nitelikte ve herkesin kendine biat etmesini sağlayacak bir roman yazmasıdır. Ancak David, yaşadığı ev ile romanı arasında bir bağlantı olduğunun farkına varır. Karanlığın içinde yuvarlanmaya başladığında siz de sayfaları daha hızlı çevirmeye başlıyorsunuz. Bitmesin istiyorsunuz…
12.05.2011

Jack, bir gece bir eve girer. Anneyi, babayı ve büyük çocuğu, nedensizce hunharca katleder. Ailenin küçük bebeğine sıra geldiğinde, bebeğin emekleyerek evden çıkıp gitmiş olduğunu görür ve peşine düşer.
Bebecik evlerinin yakınındaki eski mezarlığa sığınır, onun peşindeki adamı gören ölülerin yardımıyla korumaya alınır. Bir asırdır ölü olan Bay ve Bayan Owens evlat bebeği evlat edinir ve ona Nobody -Bod- Owens ismini verirler. Mezarlık Kitabı çocuk- gençlik, macera, fantastik bir kitap ve 45 yaşında da bayılarak okunabiliyor. Ayrıca illüstrasyonlar Dave McKean’a ait… Onlar da kitaba apayrı bir tat katıyor…