Toplam yorum: 3.284.947
Bu ayki yorum: 6.453
E-Dergi
osman akalın Tarafından Yapılan Yorumlar
Anlamak için okunmamalı. Hissetmek için ve hayran kalmak için okunmalı. Harikulade cümleler var kitapta. Büyülü gerçeklikle ilk karşılaşışımız değil Hazar Sözlüğü ama büyülü gerçekliğin yapı malzemesi olarak kullanışına ilk kez şahit oluyoruz kitapta.
Paviç, müthiş bir yazar. Peşinden gidilmesi, kurgusuna, diline meyledilmesi imkansız bir yazar. Biz böyle yeteneklere fenomen diyoruz.
Boris Vivan gibi, Tolkien gibi, Cortazar gibi ardından geleni mümkün olmayan bir yazar.
Paviç' i okumak kişiye ne katar bilemem ama okumamış olmak kayıptır bence.
Doğum günü partisi hazırladıkları sahne (sahneler demeliydim) unutulmaz. Parti de öyle. Kurbağa avlamaya gittikleri bölüm de unutulmaz.
Karakterlere öyle ısınıyorsunuz ki romanın kahramanlarını kıskanıyorsunuz. Masumiyetin yasalarla ya da vicdanla değil sadece sevgiyle alakalı olduğunu okuyorsunuz bu kitapta. Affetmenin bir kahramanlık olduğunu da...
Tiyatro oyunu gibi sabit sahnelerde aktarılan bir roman yazmak istemiş Steinbeck. Kitap altı sabit sahnede geçer. Derinlik, düşünce sesiyle ya da geri dönüşlerle değil diyalogla verilir bu yüzden uzun hikaye olarak da adlandırılır. Karakterlerin diyaloglarla da olsa tanımlamaları tamdır ve bence eser bir romandır.
Steinbeck' in eserlerinde daima bir umut vardır. Umudun mümkün olmadığı durumlarda da kahramanlar yaklaşan felaketi umursamazlar.
Steinbeck okumak insana, kendini iyi hissettirir.
Bana Michael Haneke' nin Beyaz Kurdele (Beyaz Band olarak da bilinir) filmini hatırlattı. Belki Haneke, Mişima' yı okumuş olabilir ama filmdeki olayların gerçek hayattan alındığı bildiriliyordu. Bu durumda Japon ve Alman toplumlarının örgütlenme refleksinden söz edebiliriz. Henüz filmi izlemeyenler ve kitabı okumayanlar için sürprizli sonlarından söz etmek istemiyorum ama benzer konuyu işliyorlar.
Senyorita Cora, öykü sanatında kilometre taşlarından biri bence. Kişiler ben anlatıyla olayları aktarırken aynı paragrafta hatta nerdeyse aynı cümlede anlatıcı değişiyor. Anlatıcı değişiyor ama konu hiç dağılmadan aynı sahneden devam ediyor. Bu teknik sayesinde klasik ben anlatıya göre çok daha etkileyici sahnelere şahit oluyoruz. Anlatıcı öyle anlarda değişiyor ki duygusal yoğunluğu zirvede takip edebiliyorsunuz. Duygusal yoğunluğun bu raddeye tırmanması göz yaşlarına neden olabiliyor. Yine aynı teknik nedeniyle gülümseyebiliyorsunuz da... Cortazar'ın sayısız devrim girişiminden biri daha. Kitabın başlarındaki bir kaç anlatıyı saymazsak Cortazar'ın yine zihin açtığını söyleyebilirim. İşte sanat diye önümüzü ilikleyeceğimiz kurgu ve biçim yenilikleriyle dolu bir kitap