Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Saadet Sena Öztürk Tarafından Yapılan Yorumlar

uzun zaman sonra okuduğum en gerçek acı hissettiren kitaptı. terk etmek, sınırlar, geçmişin izinde kurulan hayatlar ve tarihin bize ördüğü ağlardan kaçamama hissi bu coğrafyanın topraklarına işlemiş gibi hissettirdi bana. bu kadar acı bir olayı böylesine detaylı ve gerçekçi anlatmak edebi olarak gerçekten saygı duyulası.

adania shibli benim gözümü işgalin sınırları konusunda gerçekten açtı. nasıl ki 28 şubat'ta Türkiye'de kadınların sadece başörtüsü örtmesi değil kendileri olmaları da yasaklandıysa, nasıl ki 1980lerde sağcı-solcu olmak değil bir düşünceye bir görüşe sahip olmak yasaklı hale geldiyse filistinlilerin de edebiyatı, kendilerini ifade etme hakları ve dilleri işgal edilmiş bunca zaman boyunca. hala da işgal ediliyor.
"agota ne yazsa okunur" iddiasına en büyük örnek olarak bu kitap gösterilebilir... türk filmi tadında ama bir o kadar da gerçek. zor hayatları bu kadar kolay ve dolandırmadan yazabilmek müthiş bir kabiliyet.
benim serideki en sevdiğim filmlerden biri. snape'in karakterinin içine girmeyi daha çok kolaylaştırıyor kesinlikle!
okuması inanılmaz zor ve yorucu bir kitap. ancak benim için harika bir kadın tarihi kronolojisi. en azından 1800-1950 yılları için. woolf'un bilinç akışı tekniği sadece romanlarda değil, böyle deneme yazılarında da karşımıza çıkıyor ve bunu takip etmek ne yazık ki pek kolay değil. ancak değindiği noktalarla kadınların hayatları üzerindeki haklarına çok akıllıca sorgulamalar getiriyor.
Benim kitaptan en çok faydalandığım nokta çocukluk kavramını anlayabilmek için Osmanlı'nın aileye verdiği öneme bakmak gerekmesi ve aile kavramını anlayabilmek için de Osmanlı'nın kadınlara yüklediği sorumlulukları görmek gerektiğini kanıtlaması oldu. Bu noktada genç kızlıktan kadınlığa geçiş sürecinin ne kadar kısa sürdüğüne de şahit oldum. Bu sayede çocukluğun nasıl üretilmiş veya sonradan inşa edilmiş olduğunu da gördüm. Öte yandan Osmanlı'nın modernleşme sürecindeki tekdüzelik, standardizasyon ve kürtajın yasaklanma nedenleri altında yatan milliyetçi motivasyonların imparatorluktan ulus devlete geçiş süreci için temel bir yapı taşı olduğunu düşünüyorum. Ulus devlet kavramını incelerken yeni oluşan bu devletlerin veya çoğunlukla bir imparatorluktan arta kalan halef devletlerin nüfus planlamasını kadın bedenleri üzerinde %100e yakın bir kontrol sağlayarak yapmasını hem feminist hem marksist retorikle incelemeye muhtaç olduğumuza ikna olmak gerekiyor.