Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Saadet Sena Öztürk Tarafından Yapılan Yorumlar
kesinlikle rooney'in en iyi kitabı değil ve nedense her yeni kitapta karakterlerin içine girmeyi daha da zorlaştırıyor diye düşünüyorum. bence bu kadar fazla normal olan şeyleri işlemek istemesi onu daha fazla cinsellikle ilgili yazmaya itiyor bu da benim okuma zevkimi olumlu etkilemiyor.
okuduğum en harika kitap değildi belki ama ernaux'un annesinin biyografisini kendi gözünden hem bu kadar cesurca hem de tarihi bir olay gibi yazmasını çok sevdim. sadece başkalarının hayatlarının bu kadar özeline girmek kesinlikle muhteşem bir şey değil. aksine suç işlemiş gibi hissettiriyor.
2.5'tan 3. aslında kitap ve kurgu çok güzel başladı ama sonra birden bir kişisel gelişim kitabı haline geldi. isminden anlamak mümkün değil miydi diye soracak olursanız da bence tam olarak böyle bir sinyal vermiyordu.
dili çok tatlıydı. inanılmaz akıcıydı. kurgu başlarda güzeldi sonra sarpa sarmaya başladı. kitabı iki ayrı noktadan okumak ya da bittiği yerden sonra yeniden başladığı halini okumak farklı bir fikirdi ve bu yüzden de takdir edilmesi gerektiğini düşünüyorum. ancak yine de istediğim verimi alamadım maalesef. yine de okuduğuma sevindim.
Kitap kısa kısa öykülerden ve farklı kadınların hikayelerinden oluşuyor. Beni en çok etkileyen hikaye Gece Uyanışı oldu. Ancak kitabın ilk öyküsü de fazlasıyla etkileyiciydi. Caldwell’in kürtaj ve tecavüz kavramlarını da irdeleyip anneliği “yeterince iyi”lik üzerinden değerlendiren yanını çok sevdim. İrlandalı kadın yazarların ev içindeki o sıradan yaşantıyı yazmaya değer buldukları için çok takdir ediyorum ama içten içe de “kadınlık”, “annelik” ve “ev hayatı” üzerine yazan bu kadar kadın yazar varken bu konulara değinen erkek yazar olmamasını - varsa da neden hiç denk gelemediğimi - sorgulamadan edemiyorum.
Ayrıca bu kitabı okumayı sevdiyseniz Claire Keegan’dan Böyle Küçük Şeyler’i de seveceğinizi düşünüyorum. Bir de Women Talking’i hala izlemediyseniz çok şey kaybettiğinizi…
Okuduğum en iyi otobiyografiydi kesinlikle. Sadece Fransa'nın değil sanki 1940lar ve 2000ler arasında bütün dünyanın tarihi sahne sahne gözümün önünden geçiyor gibiydi. Kitapta bazı oryantalist ögeler olduğunu kabul etmekle beraber feminist eleştirinin Doğu toplumları için ne kadar kıymetli olduğunu da fark ettirecek düşünceler vardı. Dili, önceden Ernaux okuduysanız size de çok farklı gelecektir çünkü yazar sanki hayatına 3. tekil şahıs gözünden bakıyor ve bir kadınlık deneyimini buna göre aktarıyordu.