Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Saadet Sena Öztürk Tarafından Yapılan Yorumlar
harika harika harika... ama hala serinin en iyisi değil!
aşk ile ilgili okuduğum en ilginç kitaplardan biriydi. aşkın öğretilebilir olup olmadığını, aşkın nasıl mümkün olduğunu ve aşk ile mutlu olmak arasındaki bağı inceliyor wilhelm schmid. aşkın sadece psikolojik ve duygusal bir şey olmadığını gösteriyor yazar bize. dili de çok bilimsel. bu durum aşkı bilimsel olarak okumak istemeyenleri tatmin etmez. zira beni tatmin etmedi. aşka çok yüzeysel ve materyal bakıldığını okumak bence keyifli değildi. çeviri de ne yazık ki çok başarısız. keşke almanca bilseydim de kendi dilinden okuyabilseydim diyeceksiniz okuyunca.
hasta ve sağlıklı olmak kavramlarını ve dünyada acı çekmenin ne demek olduğunu bana çokça sorgulattı bu kitap. bu sorgulamaları yapmanın kalbine ağır gelmeyeceğini düşünen kişilere kesinlikle okumalarını öneriyorum. çünkü bu koca dünyaya sığamayan insanları kendi küçük dünyalarımıza zorla sığdırmaya çalışıyor ve verdiğimiz umutlarla onlara işkence edebiliyoruz. sevgi ve acının çok gerçek olduğu bir dünyaya giriyoruz deborah ile beraber. bu gerçekler bazen de çok rahatsız edici olabiliyor. yine de yazar bence içten ve samimi bir üslup takınarak okuru dozunda rahatsız ediyor. bu da okuma hazzını yükseltiyor.
çok başarılı bir alan çalışması. benim kitapta en çok beğendiğim kısım yazarın birçok bakış açısıyla empati kurabilmesi oldu. çünkü görüşme yaptığı kadınların hepsi farklı dünya görüşünden ve tecrübelerden geçmiş, çok farklı bakış açısına sahip olan insanlardı. bu yüzden hepsiyle aynı çatı altında buluşması çok zor olsa da bunun için çabaladığı gözle görünen bir gerçek. özellikle islami bakış açısını anlamaya gayret ettiğine inanmak istiyorum. çünkü bugün türkiye'de oluşturulmuş cinsel tabuların çoğunluğu islam'dan değil türkiye'de türk kültürü ile oluşturulmuş müslümanlık bakış açısından ve uygulamalarından geliyor. bunu kara kutu isimle bölümde de rahatlıkla anlıyoruz.
dili çok basit ve sade. austen kitabı birbirine zıt marianne ve elinor isimli iki kız kardeş üzerinden kurguluyor. bizi içerikte aşk dolu sayfalar beklemiyor olsa dahi, kitapta aşk, sevgi ve evlilik kavramları güzel kadınlar, zengin erkekler ve kutsallaşmış bir evlilik kavramı üçgeninde okura sunuluyor.
kitabın kurguladığı ve idealize ettiği aşk kavramına gelince: aslında kitapta "sense" olan, yani aklı veya külü temsil eden elinor ve "sensebility" olan, yani tutkuyu veya ateşi temsil eden marianne'nin kime veya neye aşık olduğunu anlamak kolay değil.mina urgan'ın deyimiyle hiçbir zaman "kendine ait bir oda"sı olmayan austen'ın kitabın üzerine çok çalışamadığı aşikar. bu nedenle karakter analizlerini ve kurgularını çok başarılı bulmadığımı söyleyebilirim.