Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Ötüken Tarafından Yapılan Yorumlar
Bozkırın Ulu Bilgesi Cengiz Aytmatov'dan yine kısacık ama duygu yüklü bir hikaye daha...
Ulu Bilge'nin bu hikayesi Seyde ve İsmail çifti etrafında şekilleniyor. Seyde, evli ve umutlu bir kadındır; kocası İsmail ise savaşa çağrılır. Ancak İsmail, savaştan kaçıp saklanmayı seçer ve bu kaçış tüm taşların yerini değiştirir. Çünkü İsmail'in savaştan kaçması ve köyüne dönüp gizli saklı yaşamasının geri planında " Savaşın insan üzerindeki etkisi", "Zamanla insan karakterindeki iyilik, kötülük ve değişim", ve "Devlet ve Birey çatışması" gibi ana konular ve önemli sorunlar ele alınmıştır. Ah ah diyoruz...
Bozkırın Ulu Bilgesi Cengiz Aytmatov'dan bir solukta okuyabileceğimiz kısacık ama duygu yüklü iki tane hikaye selamlıyor bizi.
Birinci öykü olan Kızılelma'da buhranlı bir evlilik yaşayan İsabekov'a için için üzülürken; İkinci öykü olan Oğulla Görüşme de ise Yaşlı Çordon'un savaşta vefat eden oğlu Sultan'a olan özlemini, onu bulma arzusu ile yollara düşüşünü okuyoruz. Her iki öykü kısacık olsada, Aile bilinci, aile içi problemler ve tramvalar, savaşın sosyolojik sonuçlarını çok ince bir üslup ile ele almış Aytmatov.
Bu kitap bir Öğretmenin;
- Damalı Köyünde "HOCA",
- Ortaköyde "USTA",
- Yaşarköyde "DELA" (DELİ')ya dönüşümünün öyküsüdür!
"Onuncu Köy", Fakir Baykurt'un gözlemci ve eleştirel bakış açısını yansıtan, Köy Enstitülü öğretmenlerin idealizmi ve köydeki feodal yapının çarpışmasını anlatan bir eserdir. Romanın baş kahramanı olan öğretmen, yalnızca okuma-yazma öğretmenin ötesinde, köyü ve köylüyü de eğitme gibi bir ülküye sahiptir. Öğretmenler, köylülere hem örgün eğitim verecek, okuma yazma gibi temel bilgileri kazandıracak hem de modern ve ilmi tarım tekniklerini öğretecekti. Bu durum bir öğretmenin mücadelesinin farklı dönüşümler şeklinde okuyuca sunulmaktadır...
"Sultanmurat", Cengiz Aytmatov’un savaşın insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkilerini ele aldığı dokunaklı bir hikâyedir. Kitabın ana karakteri olan Sultanmurat, genç yaşta büyümek zorunda kalan bir bireyi temsil eder. Onun hikâyesi, hem bireysel hem de toplumsal mücadelelerin iç içe geçtiği bir dünyayı anlayor.
Kitabın içeriği ise, II. Dünya Savaşı döneminde, Kırgız bozkırlarında geçen bir yaşam mücadelesini ve kendilerine ait olmayan bir savaşın getirdiği etkileri konu alıyor. Kendilerine ait olmayan savaş diyorum çünkü; bu savaş Rusçukların savaşıdır ve kendi özgürlük ve emelleri için esaret altına aldıkları Kırgızları nasıl yok etmeye ve asimile etmeye çalıştıkları da her sayfada her satırda insanın içini burkuyor.
Aytmatov kalemiyle, savaşın sadece cephede olanları değil geride kalan kadınları, çocukları ve yaşlıları, hatta hayvanları, toprağı ve doğayı da nasıl etkilediğini ziyadesiyle okura hissettiriyor.
Ahmet Ümit'in birçok kitabını okudum ancak, bu kitabı ilk kitapları arasında olduğundan mı bilmiyorum diğer kitapları kadar kurgusu, olay örgüsü ve akıcılığı tatmin etmedi beni. Okumak için okumuş oldum.