Toplam yorum: 3.285.014
Bu ayki yorum: 6.540
E-Dergi
muptedi Tarafından Yapılan Yorumlar
bu kitabı okuyunca defterime şu yazıyı yazmışım:
En son okuduğum kitap " Kocan Kadar Konuş" kitabın kapağı ve ismi hafif bir şey olduğu izlenimini veriyor ama öyle değil. Yazar genç bir kadın: Şebnem Burcuoğlu. Üslûbu, esprili anlatım tarzı hoş. Benzetmeleri zekice. Aşağı yukarı kendi yaşlarında bir genç kadını anlatıyor. Kafayı evlenmeye takmış bir sürü kadının olduğu bir ailede farklı olmayı seçmiş bir genç kadını. Bir "Sıdıka" hikâyesi, ama Beşiktaş’ta ya da Nişantaşı’nda geçen bir "Sıdıka”hikayesi. Çevresinden farklı, çevresiyle dalga geçen ama bir yandan da o çevrenin kuralarının hüküm sürdüğü bir dünyada yaşadığı için başarısız görülen, başarısız hisseden, hep yanlış adamlarla birlikte olan bir kadın. Romantik komedi tadında bir şey. Beni roman sadece kurgusu, hikâyesiyle oyalayamıyor hatta bunu deneme için de söyleye bilirim nasıl dendiği, ne dendiği kadar belki daha da önemli. Çok meraklı çok sürükleyici bir hikâye bile zekice yapılmış benzetmelerin, tariflerin tadını vermiyor. Benim gibilere öneriyorum.
Birinci hikayeyi okumuş, "yok becerememiş, ananeler böyle küfretmez, bilmediği bir dünyayı yazmış" diye düşünürken, ikinci hikayede, otuzuncu sayfada "bana balık tutmayı öğretme Nilüfer, bana balık ver" cümlesiyle ilk sesli gülüşüm geldi. Tam bir kaybeden hikâyesi, çok beğendim .özellikle ikici ve sonuncuyu. Insanın sefaletine bu kadar mı güzel ayna tutulur... o iğrenç o sefil yaratıklar, nasıl da bendiler. Hem iğrenip hem acıdım onlara... ben ve benim gibi bütün kaybedenler adına tebirikler.
On üzerinden sekiz verdim. Leon`un bile sekiz nokta altı IBDb aldığını düşünürseniz hiç te azımsanacak bir puan değil. Iki puanı kesmemin nedeni, aşağı yukarı gördüğüm bütün polisiye hikayeler gibi bunda da cinayetin nedeni, işlenmesi ve çözümü gibi konulardaki bağlantıların yeterince inandırıcı olmamasi. Ama benzetmeler, edebiyat müthiş; mizah her sayfada dolu dolu. Hikayenin bir çocuğun gözünden anlatılmasının da bir büyüsü, sağladığı bir takım olanakları olmalı, daha tam çözmüş değilim ama Şeker Portakalı da o olanaklardan yararlanmış olmalı.uzun süredir bir kitabı bu kadar kolay okumamıştım, bu yüzden yazarın diğer kitaplarını da satın aldım. Üç tane daha varmış zaten.
Yazar bir psikanalist yani Freud ekolünden ve hastalarındaki gözlemlerini anlatıyor. İnsanın biraz olsun bilmediği bir şeyi anlaması zor. Psikolojiye çok meraklı değilseniz kıskançlık size de olağan ve sağlıklı bir duygu gibi gelecek bunun için bir psikoloji kitabı yazılmasını anlamlı bulmayacak Ama bu duygunun varabildiği noktaları görünce muhtemelen siz de benim gibi şaşıracaksınız. Bazı gözlemlerimle örtüştüklerinden olsa gerek Başkalarına çok havada görünebilecek şeyler beni gerçekiliğle hemen etkiledi.
Freud’un psikolojik rahatsızlıkların köklerini çocukluk yaşantılarında aradığını biliyordum fakat kökle meyve arasındaki ilişkinin daha somut daha anlaşılır olacağını düşünüyordum. Yazar, Freudyen tavrıyla, hastaların anlattıklarından ya da rüyalarından geçmiş yaşantılarına dair öyle semboller öyle anlamlar çıkartıyor ki içinizden “yeme bizi marcianne” (yazarın adı) demek geliyor, yazarın bir şarlatan mı yoksa anlaşılması zor bir konuda teşriki mesai yapan bir bilim adamı mı olduğu konusunda gidip geliyorsunuz. Yani ilk hikâyede karşılaştığım tanıdık şeylerin aksine belki ben daha önce gözlemleme şansı bulamadığım için ya da öyle oldukları için saçma görünen şeyler de bolca var.
Psikolojik bir eser, edebi bir dille yazılmış. Yazarın bilim insanlığı yönünü de yazarlık yönü nü de beğendim. Fakat zor okunuyor. Cümleler uzun ve farklı, ayrıca zihin birçok yeni kavramla tanıştığından zorlanıyor. İnsanların bir kısmının, çoğunluğun sahip olduğu vicdan denen şeyden yoksun olduğunu çok bilimsel bir şekilde söylüyor. Bu insanlar başkalarının acısına duyarsız, sizin çektiğiniz acıyla ilgili empati kuramıyor. Ve sizin aklınıza çok sarsıcı bir soru geliyor: Bu insanlar kaderin bir cilvesi sonucu hasta mı, yoksa kendi seçimlerinin sonucu olarak kötü mü? Beğendiğim kitaplar arasına aldım.