Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

kara cahil45 Tarafından Yapılan Yorumlar

03.12.2008

Yazar Rus Devrimininin en büyük destekçilerinden biri ve bunu eserlerinde işlerken çok başarılı.Tıpkı Ana gibi Benim Üniversitelerim de aynı konuda ilerliyor. Ama kitabın son bölümündeki hikayeler oldukça başarılı.Müthiş gözlem ve tasvirler.Gorki okunması gereken yazarlardan herkese tavsiye ederim
31.10.2008

Evet Oğuz Atay ,Türk Edebiyat dünyasında hayattayken pek değeri anlaşılamamış bir yazarımız.Daha doğrusu bir düşünür.Tehlikeli oyunlar Türk Edebiyatında pek denenmemiş bir tarz.Kişinin kendi kafasında yarattığı dünya (sahne) ve kişiler(oyuncular).Roman tekniğinin tiyatroya dönüşmüş hali.Açıkçası bunu söylemeden geçemeyeceğim.Tıpkı Tutunamayanlar'daki karamsar hava var Tehlikeli Oyunlar'da da.Ama Tutunamayanlar bir başkaydı.Atay'ın kahramanlarının isimlerindeki seçimleri hayli ilginç ve çarpıcı.Baş kişimiz Hikmet.Adının tam aksine bir karakter.Yani ismiyle müsemma değil .Tabi diğer kahramanları da öyle.Sevgi,Hikmeti'in karısı,Sevgisizlik içinde ,mutsuz bir ailede yetişmiş,sessiz,sakin hastalıklı gibi bir karakter.Oysa sevgi kelimesi denildiğinde tam tersi bir durum sözkonusu.Bilge ise aklı bilgiyi aklı temsil etmesi lazım gelen kişi ise aynı durumda.Bilge lik ile ilgisi yok.Atay hayatın kavramlarla olan zıtlıtklarını çok başarılı bir şekilde veriyor.Romanda Hayattaki yalnızlık ve bunun birey üzerindeki etkileri çok başarılı bir şekilde ifade edilmiş.Adeta o yalnızlığı,çelişkiyi okur da yaşıyor kahramanımız Hikmet ile birlikte.Bir de kişilik kargaşası var.Olaylar karşısında verdiğimiz farklı tepkileri farklı kişiymiş gibi değerlendirmemiz.Hikmet I ,HikmetII ,HikmetV gibi.bir sürü Hikmet,yani karakter var aslında içimizde.Özellikle evlilik hayatının buhranlarının anlatıldığı bölümle o kadar güzel yazılmış ki insan adeta kahramanlarımız Hikmet ve Sevgi'nin yanında gibi hissediyor kendini.Mutsuz bir evlilik,sonuçta müthiş bir yalnızlık.Sevgi'den beklediklerini göremeyen Hikmet, Bilge'ye yönelir,En büyük hazinemiz aklımızdır der.Fakat orada da aradağı mutluluğu bulamaz kahramanımız.Bir başka nokta ise,Hastanelerimizde yaşananları mizahi bir şekilde işleyen bçlümler gerçekten beni şaşırttı.Böylesine müthiş bir gözlem gücü ve bunu esprili bir şekilde ifade etme yeteneği mükemmel OĞUZ ATAY'ın. Hastanelerde doktorların kendilerini erişilmeyecek bir varlık gibi görmeleri,hemşirelerin bile yanlarına yaklaşılamaması vb..Kitapta yine Tutunamayanlarda karşımıza çıkan İSA mitosu var.Fakat bu sefer artık İSA ve ona yakın olanlar netleşiyor. DUL KADIN -Hz.Meryem,HİKMET-İsa,ALBAY-tanrı Kutsal üçgen tamamlanıyor.Yazar Hz.İsa'yı kendiyle aynı trajediyi yaşadıığı için için seçmiş bana göre.Çünkü İSA son yemekle sona doğru yaklaşır,Yahuda'nın ve diğer yardımcılarının ihanetine uğrar.Hİkmet te son yemekten sonra sona doğru yaklaşır.Kitap için son bölümde Albay'ın gazeteye yazdığı mektup oldukça önemli ,hayatı karışık hale getiren aslında önemsizmş gibi görünen fakat insanın hayatını zor,içinden çıkılmaz bir hale getiren toplumsal aksaklıklar anlatılıyor.İnsanların her şeyi merak edip olur olmaz dedikodu yapmaları,kanalizasyonu tamamlanmamış yerlerin asfalt çalışmalarının yapılması,Batılı gazetelerin aleyhimizde bir şeylelr yazmaları,Batıyı tam manasıyla sindirerek kavrayamamız,(mütercim Arif'le sınırlı kalır batıyı özümseme işi)...MÜkemmel bir kitap mutlaka okunması gerekir
03.10.2008

Öncelikle Türk Edebiyat dünyasının büyük üstadlarından biri olan Atmatov''u rahmetle anıyorum.Böyle bir yazar olmak isterdim.Yazdığı bütün kitaplarda KADER ve insanların ona boyun eğişini çok usta bir şekilde anlatır Cengiz Aytmatov.Roman ve Hikâyelerinde konu genel olarak Alman ve Rus savaşı ve bu savaşın insanlar üzerindeki sosyolojik,psikolojik,ekonomik vb.etkileri ve sonuçlarını anlatır.Tabi bunu yaparken kültürel motifler çok başarılı bir şekilde (efsaneler)eserlere yerleştirilir yazar tarafından.Bu kitabı okurken sonunun kötü olacağı kitabın ilk sayfalarında bazı bölümlerde vurgulanıyor.Arsen Güçlüler karşısında çaresiz durumdadır. Onlar ona ait olan birçok şeyi alıp götürmüşler ve hor bir şekilde kullanmaya başlamışlardır.(ERTAS KURÇULA'nın Aydana'yı elinden alıp görünüşte gösterişi,ışıltılı;ama aslında çok pis olan bir aleme alıp götürmüştür.Tabii onlar Arsen'i karşılarında durmaması için sıkıştırıp tehdit ederler.Bu olaydan sonra Arsen kendi kendine bazı iç hesaplaşmalar yapar.Aydan'a ile olan aşkını Ebedi Nişanlı ve Avcı arasındaki aşkla özdeşleştirir.Aydana'nın elinden alınmasına tahammül edemez ve düşmanı Ertaşı öldürme kararına varır.Ancan yokluk yine karşısındadır.Çünkü silah alacak durumu yoktur.Bu bölümlerde kadere karşı bazı sorgular yapar.Ama eninde sonunda yaşanacak ne varsa insan istese de istemese de onu yaşar.Sonra kader Arsen'i sonuna doğru yavaş yavaş çekmeye başlar.Amcası Bektur'un araması ,Arapların Pars avı için köylerine geleceklerini ve Arsen'in İngilizce'sine ihtiyacı olduğunu söylemesiyle olaylar başka bir boyuta taşınacaktır.Arsen Köyüne giderken geçmişini,mazide kalan güzellikleri anımsar.Ama artık geçmişin o samimi dostlukları,güzellikleri yerini kötülüğe bırakmıştır.Taştanafgan onu eski okullarında Araplardan fidye almak istediğini söyleyerek,onu da bu işe girmeye mecbur bırakır.İnsanların yoksulluk karşısındaki isyanı anlatılır uzun uzun.Ve AŞK... Aydana'dan boşalan yeri ELES alacaktır. Ansızın Arsen ile Eles arasında müthiş bir aşk başlar.Çok kısa bir süre birlikte olurlar. Daha sonra herkes işine gücüne bakmak zorundadır ve ayrılırlar.Tabi romanda Arsen ile aynı kaderi paylaşanlar da var. CAABARS ve AVCI onlar da kötülükler karşısında yenik düşen isimlerdir. Çaresizlik.CAABARS ile insanların doğaya ve doğada yaşayan canlılara verdikleri zararlar çok ustalıkla yerleştirilmiş romana.Sonunda Arsen kendilerine ait olan değerlerin para ile satılmasına isyan eder. Ayrıca ülke insanın kötü tanınmaması için,Taştanafgan'ın planın bozmak için isyan eder.Misafirleri kovalar.Bu sırada yaralarınr.Onunla yaralanan biri daha vardır.CAABARS.Aynı kaderdi paylaşan iki varlık bir arada can verirler.Son hikâye bölümünde ise bütün roman boynca anlatılan ,Kader ne derse o olacaktır.İnsanlar yazgılarını değiştiremezler mesajını veren öldürmek-öldürülmek hikayesi anlatılıyor.
17.09.2008

Evet Türk Edebiyatı'nda biçim ve ele aldığı konu bakımından farklı bir roman .Özellikle ilk kısımlarda biraz Postmodern unsurlar göze çarpıyor.Başlarda çok ilgi çekici gelen kitap daha sonra tekdüze bir hale geliyor.Okuyucu birçok şeyi merak ediyor(örneğin kadın gelecek mi tekrar?,Emekli Subay olan kişi tekrar karşımıza çıkacak mı? gibi).Ama bütün bunlara karşın Zebercet hiç kimsenin beklemediği bir şey yaparak Ortalıkçı Kadını öldürüyor.Bundan sonra bunalımlar daha da artıyor.Sonunda Kahramanı ölüme götürüyor.Yazar olayların neredeyse tamamını okuyucunun hayal gücüne bırakıyor.Bırakması güzel ama bu durum biraz fazlaca olduğu için okuyucuyu az da olsa zorlayabilir.Geçmişe gidip birden bire ana geri dönülmesi,hayalden gerçeğe geçişler başarılı.Ama kitap da cinsellik son derece sıradan ifadelerle anlatılmaya çalışılmış.Bir Oğuz Atay Orhan Pamuk tadı olmasa da başarılı sayılabilecek bir kitap.Ama şunu da belirtmek istiyorum.Zebercet gibi sıradan bir kahramana böylesine ağır bir psikolojiyi ve düşünce dünyasını vermek pek inandırıcı olarak düşünülemez.Ama mutlaka okunması gereken kitaplardan birisi.
05.09.2008

Büyük usta Dostoyevski'nin kaleminden çıkan müthiş bir dünya klasiği.Romanın ilk başlarda ve son bölüme gelene kadar süren ağır gidaşatı,son bölümde büyük bir hız kazanıyor.Roman beni çok etkiledi.Her ne kadar hacimli bir kitap olarak göz korkutur gibi görünse de okudukça okuma isteği duyacağınız,sonunu daha çok merak edeceğiniz bir kitap.Kitapta Rus toplum yapısı,bütün ayrıntılarıyla anlatılmış.En güzel bölüm son bölüm orada müthiş bir heyecan fırtınası.Sevginin insanı ne hale getireceğini anlatan bir kitap.Kitabı okurken umarım Mişkin Nastasya Flipovnayı seçmez diye düşünmeden edemedim .Ama okudukça Prens Aglaya yerine Nastasya Flipovnayı seçtiğini görünce prens adına üzüldüm.Tabi Rogojin'in aşkının büyüklüğünü de unutmamak gerek.Son sayfalarda üçü bir araya gelebildi.Ama bir ölü ve iki deli kaldı kahramanlardan geriye.Dostoyevski'nin özelikle Sara nöbetlerini aktardığı bölümler,kendisi de bu hastalıktan muzdarip olduğu için olsa gerek çok mükemmel bir şekilde anlatmış. Ayrıca Kitapta o kadar çok olay ve kahraman yer alıyor ki Büyük roman ustası Bütün bunları birbirine hiç karıştırmadan anlatmayı başarmış. Mutlaka ama mutlaka okunması gereken Bir Dostoyevski klasiği.