Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
kara cahil45 Tarafından Yapılan Yorumlar
Aytmatov'un diğer kitaplarından biraz daha farklı tarzda yazdığı,daha doğrusu konu olarak farklı açılımlara yelken açtığı bir kitap Dişi Kurdun Rüyaları.Kitapta iki farklı hikâyeden söz etmek mümkün .Bunların birincisi Abdias adlı kahramanın iç dünyası ve kötülerle (esrar kaçacıkları) ile verdiği mücadele .İkinci bölüm ise Boston'un kötülerle mücadelesi.Tabi bu iki öyküyü içine alan Dişi Kurt Akbar ve eşi Taşcaynar'ın hayat hikâyeleri.Özellikle kitabın başlangıç sayfalarında kurtların aile yaşamları,evlat sevgileri ve onların yaşadıkları doğal ortam çok güzel şekilde anlatılmış.Bu bölümde dikkati çeken bir diğer nokta ise doğal güzelliklerin insanlar tarafından yok edilmesi.Kitabın asıl mesajı ise İsa mitosu ustaca kullanılarak ve bu mitos Abdias adlı roman kahramanına uyarlanılarak çok başarılı bir şekilde anltaılmış.İsa'nın yahudanın ihanetine uğraması ve çok vahşi bir şekilde öldürülmesi sonucu bütün insanlığın bunun günahını kıyamamet gününe kadar çekeceği vurgulanıyor.Neticede insanlar güç için iktidar için birbirleriyle durmadan ellerindeki bütün mücadele araçlarını kullanarak birbirlerine üstünlük sağlamaya çallışacaklar .Kıyamet bu yüzden kopacak. Nitekim Abdias adlı roman kahramanın yaşadıkları doğrudan doğruya İsa mitosu ile örtüşüyor.Yani insaları doğruyu anlatmaya çalışan Abdias,çocukları ve uyuşturucu tüccarlarını bir türlü yaptıkları işten vazgeçirremez.Daha sonra onlar tarafından tartaklanarak trenden atılır.Hastanede kendine geldiğinde ise insanlara hayat veren duygu ile tekrar karşılaşır.Aşk.İnga-Abdias arasındaki imkansız aşk. Bu aşkı yaşayabilmek için onun yanına giden Abdias gittğinde İnga'yı orada bulamayarak doğayı ve doğada yaşayan canlıları katleden insanların arasına karışacaktır.Onları doğru yola getirmek için elinden geleni yapacak,fakat sonu İsa gibi olacaktır.Romanda diğer bir bölüm ise Boston ve Bazarbay-sekreter arasında geçen mücadelenin anlatıldığı doğayla mücadelenin anlatıldığı sayfalardan oluşuyor. Tabi bütün bu böümlerde Dişi kurdun maceraları da ustaca yerleştirilmiş.Roman yan konular da var. Aile düzeni,siyasal yapılanma,ahlâki yapıdan bozulma,çalışma hayatının zorlukları,doğa katliamı,dini anlayışların kendini yenileyememesi gibi.Tabi asıl mesaj iyilerle kötülerin mücadeleleri asla bitmeyecek,yapılan her kötülük karşılığını bir şekilde bulacaktır.Ama kitabın sonunda Kence adlı iki yaşındaki çocuğun kurdu sevmesi,kurdun onu kendi evladı gibi hissetmesi,Boston'un kurtla beraber kendi çocuğunu öldürmesi çok üzücüydü.Ama Boston'un bütün bu olanlara sebep olan Bazarbay'ı öldürmesi kötülüklerin asla karşılıksız kalmayacağını çok güzel anlatıyor.Aytmatov'un diğer kitapların biraz farklı bir tazda yazılmış bir kitabı.Rus romancılarının tarzı kendini iyiden iyiye hissettirmiş.Psikolojik yönü oldukça başarılı.Ayrıca İsa mitosu romana çok başarılı bir biçimde yerleştirilmiş.Çok başarılı bir kitap mutlaka okunması gereken bir Cengiz Aytmatov başyapıtı.
Yazarı pek tanınmıyor.Saffet Nezihi.Servet-i Fünun dönemi edebiyatı yazarlarından.Kendisi eğlenceye ,gezmeye düşkün bir kişi olan yazar Zavallı Necdet isimli romanında aslında kendi hayatından kesitler sunuyor yazar.Kitapta ümitsiz ve karmaşık bir aşk öyküsü anlatılıyor.Önceleri kadınların kendilerine aşık olduklarını düşünen Necdet Meliha'ya aşık olur fakat Meliha ona yüz vermez önce .Oysa Necdet'in kendisine yüz vermemesi Meliha'yı Necdet'e bağlar.Ama İbrahim Şemsi ile evli olan Meliha'nın sonu hüsran olacaktır.kitap kurgu yönünden güzel.Tam bir Türk filmi tadında.Sonu çok hüzünlü.Dönemindeki en başarılı kitaplardan birisi bence.Aşk romanlarını sevenler edebiyata gönül verenler,kitap okumayı sevenler mutlaka okusun
Evet.Haklı mücadelemizi gözler önüne seren bir kitap.Kitabı okurken bu mücadeleye hayran kalmamak elde değil.Karşımızda Dünyanın en büyük ordusu.Önce deniz sonra kara savaşları.Şanlı mücadelemiz ve bu yolda dökülen kanımız.Tabi M.Kemal'in Askeri dehası.Kitabı okurken insanın gözleri doluyor.Özellikle çocuklarımızın mutlaka okuması gereken bir kitap.Türk'ün askeri mücadelesi ve bu konudaki ustalığı ile fedakarlığı çok güzel anlatan bu kitabı herkesin okuması gerektiğiini düşünüyorum
Peyami Safa ,Türk Edebiyat dünyasının önemli şahsiyetlerinden.Kendisini oldukça iyi bir şekilde yetiştirmiş,sosyoloji ve psikoloji alanlarına hakim,kitaplarında da bunu başarılı bir şekilde aktaran bir yazar.Ama romancılığı içinde bulunduğu döneme göre değerlendiriliğide başarılı.Ama günümüz romancılığı ile karşılaştırılınca biraz sıradan bir hale geliyor.Gelelim Yalnızız'a.Roman genel olarak psikolojik bir atmosfer üzerine kurulu.Sosyal meseleler,kişisel ve toplumsal ahlâkın bozulmasıyla ortaya çıkan psikolojik buhranlar.Yazarın psikolojik tasvirleri ve ifadeleri oldukça başarılı.Ama toplumsal olarak mesajlar vermeye çalıştığı bölümler kitabın içinde sırıtmış biraz.Yazar doğrudan doğruya fikirlerini anlatmak yerine ,psikolojik tasvirlerde olduğu gibi bunun romanın içinde kahramanlardan bazıları üzerinde sindirerek verebilirdi.Bahsettiğim bölümler karşılıklı konuşmalar şeklinde işlenmiş romanda.Ama bu romanın gerçekçiliğini zora sokmuş.Çünkü günümüzde bile en usta psikologlar ve sosyologlar bile bu şekilde bir diyaloğa girmezler kendi aralarında.Çok ağır ve ağdalı ifadeler.Ama kişilerin vücut hareketlerinden mimiklerinden yaşadıkları psikolojiyi tahlil etme konusunda Peyami Safa'ya hayran kaldığımı belirtmeliyim.Romanı başarılı kılan da bu psikoljik tahliller olsa gerek.Dediğim gibi yazarın toplumsal mesaj verme kaygısı,romanını gölgelemiş biraz."Simeranya"nın nasıl bir yer olduğu bütün romana sindirilmeye çallışılmış.Neticede Simeranya bireyin iç sıkıntılarından ve içinde bulunduğu toplumsal sıkıntılardan kurtulacağı yer,yani Allah'ın varlığına inanılan,inancın var olduğu dünyadır.İnsanı mutlu edecek dünya buradadır.Kitabın beğenilecek bir yönü ise merak unsurunun daima canlı tutulmaya çalışılmış olması.Selmin'in hamile olduğu yalanın uydurması ve bu konuda bazı planlar yapıp bunları hayata geçirmesi,Meral'in kaza ile kendini yakmadan önce Feriha ile kaçamaya karar vermesi ve bu süreçte acaba kaçacak mı yoksa kaçmayacak mı ? Meral intihar edecek mi? gibi soruları sorduran bölümler. Kitabın bu bölümleri merak unsurunun canlı tutan bölümler.Ayrıca gerilimin yoğun olduğu bölümler.Ama en gerilimli bölümler ise Necile ile Renginaz'ın yaşadığı gece.Gerçekten de kendinizi orada gibi hissediyorsunuz. Kitapta Besim sayesinde bazı yerlerde mizahi unsurlara da rastlıyoruz. En mühim olayların olduğu zamanlarda bile sadece midesini düşünmesi trajikomik bir unsur. Evet,Psikolojik olarak çok başarılı.Kişilerin içinde bulundukları zor durumlarda yaşadığı psikolojik çatışmaların çok başarılı olduğu,ama sosyal mesaj verme kaygısının ön plana çıktığı bölümleri başarısız olan bir kitap.Ama Türk Edebiyatı için mutlaka okunması gereken bir kitap .Dediğim gibi psikolojik unsurlar çok başarılı verilmiş. Herkesin okuması gereken bir kitap.
Bir edebiyatçı olarak adınadan bu kadar çok söz ettiren bir kitabı mutlaka okumak gerek diye düşünmüştüm.Kitabı yaklaşık olarak beş yıl önce aldım.İçine şöyle bir baktım bazı yerleri azar azar okudum.Bundan sonra bu kitabın daha rahat bir ortamda dikkat edilerek sindirelerek okunması gerektiğine karar verdim.Kitabı yaklaşık onbeş gün boyunca okudum .Bugün bitti.Kendi kendime daha önce neden okumadım diye sormadan edemedim.Hani edebiyat dünyasında kilometre taşları diye ifade edilen eserler vardır.İşte onlardan biri TUTUNAMAYANLAR.Kitabın ismi biraz arabesk i andırıyor ama kitabın özellikle biçimsel yönü amacına uygun yani POSTMODERN.Hem de tam bir postmodern.Karışık biçimler,yer yer karışan ifadeler,ve okuduğum postmodern kitapların hepsinde gördüğüm boğucu bölümler.Bu boğucu bölümlerden kastettiğim,yazarın anlattıklarıyla okuyucuya aşırı derecede yüklenmesi ya da biraz daha zor anlaşılmak istemesi ya da biraz daha sıradışı olmak isteği.Zaten Postmodernizim in temel amaçlarından birisi bu.Ama Tutunamayanlar'da özellikle Genelevde geçen bölüm ile Turgut'un Günseli ile buluşmalarının olduğu bölümlerde az önce bahsettiğim boğulmalar fazlaca görülmekte.Ama kitabı güzel yapan her insanın kendinden bir şeyler bulabilmesi bana göre.Çünkü ben kendimden çok şey buldum.Kitapta tarihe göndermelerin yapılması,İsa mitosunun kullanılması,İncil'e göndermeler yapılması,monologların fazlaca kullanılması,gerçekle-hayalin iç içe geçmesi ,olaydan ziyade biçim üzerine yoğunlaşılması gibi unsurlar tam anlamıyla bir Postmodernizm şöleni.Ayrıca Oğuz Atay'ın kendi rahatsızlığının da özellikle romanın son bölümlerinde Selim'in anlattığı hastalık ve bu hastalığın psikolojisi çok başarılı bir şekilde romanda yerini almış.Kitapta anlatılanlar içinde beni güldüren ama gerçeğin ta kendisi olan bazı bölümleri de yazmak istiyorum. Okullarımızın,öğrencilerimizin,okul hayatının ve öğretmenlerimizin durumu ile devlet dairelerinde imzalatılması gereken evrakların ne tür sıkıntılara katlanılarak imzalatılığı bürokrasi çok başarılı,esprili bir şekilde anlatılıyor.Yaşadığı ortamı beğenmeyen bunlardan sıkılan birinin geçirdiği travmaları çok başarılı bir şekilde anlatan müthiş bir kitap.Kalabalıklar için yalnız yaşayanların kensiyle yaşayanların,hayatta bir türlü istediği başarıyı mutluluğu yakalayamayanların Tutunamayanaların kitabı.Küçük bir not Kitabı okuyup zevk alabilmek için kimse darılmasın az da olsa kitap okuma zevkine sahip olmak,postmodern romanın özelliklerini bilmek ve bu tarz romanlarda olaylardan çok biçimsel unsurların önemli olduğunu bilmek gerekir.Mutlaka okunması gereken bir kitap