Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

kara cahil45 Tarafından Yapılan Yorumlar

27.04.2008

Her şeyden önce bu kitabı yazan Üstad Sayın İskender PALA'ya teşekkür etmeyi bir borç bilirim.Klasik Türk Edebiyatı'nın yaşayan bir şubesi ,yaşayan tarihi.Bir edebiyatçı olarak Divan Edebiyatı'nı bu kadar başarılı ve akıcı bir şekilde anlatan bir profesöre hayranım.İnşaallah kendi çizgisinde öğrenciler yetiştiriyordur.Çünkü bildiğim Divan Edebiyatı alanında çalışmalar yapan ve eserler ortaya koyan akademisyenler bu konuda üstad kadar başarılı değiller.Bu yorumu yazmadan önce kitap hakkında yapılan diğer yorumları inceledim,incelemeyi gerekli gördüm.Hemen hemen herkese benimle aynı görüşü paylaşıyor.Ancak kime ait olduğunu hatırlayamadğım bir yorumda Feridüddin Attar'ın Aşknamesinden kopya olduğu ima edilmiş.O yoruma karşılık sadece şunu yazıyorum Leyla ve Mecnun da Fuzuli'ye aitti ama sayılamayacak kadar Leyla ve Mecnun mesnevisi var.Bu noktada yorum ön plana çıkmaktadır.Bence üstad sadece bir profesör değil bu yüzyılda yaşayan bir Divan Edebiyatı edebiyatçısıdır.Bir kitabı okurken onu hissetmek çok önemli .Bu da kitabın yazarının ustalığına kalıyor. Bence İskender Pala hakkında ustalığı tartışmanın bir anlamı yok. Kitapta yer alan hikâyelerden Şehnaz Beste biraz hüzünlendirdi beni.Daha önce Kitab-ı Aşk'ta okuduğum Kâni Efendi'nin acıklı hikâyesi gözlerimi doldurdu.(Pervanenin Kanatlarında) Denizler Boyunca Aşk isimli hikâyede Ruhi Efendi ile mülazım Nafi sayesinde Divan Edebiyatımızın bazı dönemlerini yolculuk yaptım. Ama Aşk ve Şiir ile Yollarda hikâyelerini okurken abartmak gibi olmasın neredeyse ağlayacaktım.Aşkî İlyas Efendi'nin Cemile'ye karşı olan sevgisi ile bir tekkede başlayan tasavvufi aşkın çatışması ve Aşkî nin beşeri ve ilahi aşkı bir arada yaşaması,sonrasında Cemile'ye kavuşması ve sonu.Yollarda isimli hikâyede ise Sadi Efendi'nin gerçek aşkın insanın gönlünde olduğunu bu aşkı kendi dünyasında yaşadğını ve GERÇEK AŞK ın nasıl bir şey olduğununu ne demek olduğunu okudum üstad ellerine sağlık.
19.04.2008

Evet bütün dünyada milletleri temsil eden devlet kuran liderlerin kitapları var. Ama bizim milli mücadelemiz gibi liderimiz de çok farklı. Tarihte eşine az rastlanan insanlardan birisi.Bize emanet ettiği cumhuriyetin nasıl kurulduğunu
milli mücadeleyi gerçekleştirirken neler yaşandığını
bu mücadelenin sadece silahlı mücadele değil aynı zamanda fikirlerin aklın mücadelesi olduğunu çok güzel bir şekilde anlatmış.Siyasi olaylar bu kadar açık ve akıcı bir şekilde anlatılabilir.Bizim verdiğimiz gibi bir kurtuluş mücadelesini kelimelerle ifade etmek gerçekten çok zor olmasına rağmen ulu önderimiz bunu çok güzel bir şekilde anlatmış.Nutuk'u daha önce lisedeyken okumuştum.Ama o zaman tam olarak bazı yerleri anlayamamıştım. şimdi 30 yaşındayım yeniden okudum ve her okunduğunda yeniden keşfedilecek bir şeylerin olduğu kanaatine vardım.Eğer gelecek nesiller bu kitabı gerektiği gibi okuyup anlaşılması gereken noktaları anlayabilirse milletimizin sırtı asla yere gelmez diye düşünüyorum.özellikle okul çağındaki çocuklarımıza ilk başta sadeleşmiş metinlerle bu kitap mutlaka okutulmalı.Tabi biz de zaman zaman okumalı
içinde yazılı olanları asla unutmamalıyız.Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e bir kez daha teşekkür ediyor saygıyla anıyorum
13.04.2008

Öncelikle yazara teşekkür etmek gerek. Kitaba böyle güzel bir ad verdiği için.Bu ismi Yabancıların ifadeleirnden bulup yazan yazar kitabın tamamında konu bağımsızlık olunca yediden yetmişe,kadın erkek her Türk'ün çılgınca mücadele verdiğini çok güzel bir şekilde anlatmış.Çoğu kişi kitabı okurken gözlerinin yaşardığını söyledi bana. Gerçekten de Yüzbaşı Faruk'a ,"İngiliz askerine selam vermedin "diyen paşaya verdiği cevap, tebessüm edilecek bir gururu yaşatıyor insana.Tabi tebessümle birlikte gözleriniz nemleniyor.İğnesi bozulan tüfeğin dayanılmaz sıcaklığına rağmen dişlerini kulllanarak onu çıkartan askerin durumu,Deli Battal'ın çoraplarını yıkayıp getirip ordu için vermesi bizim uçakların durumu askeri imkansızlıklar gibi .Bunları okurken gurur duymamak hüzünlenmemek elde değil. Bu kitap üzerine yazılan yorumlara genel olarak baktım. Ancak son zamanlarda kötü duruma düşmüş bir Osmanlı Devleti olabilir.Ama yazar ısrarla Vahdetdin ve Damat Ferit'in kabinesini bütün Osmanlı ile özdeşleştirmiş. 600 yıl boyunca 3 kıtada yaşamış bir devlet için çok üzücü ifadeler var. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki Türk Tarihi'nin sayfalarına baktığımızda en çok Osmanlı sayfaları var. Yazarın bu Bakış Açısını çok yanlış buldum. Ayrıca bu kitabı okuması gerekenler aslında ortaokul öğrencileri ve lise öğrencileri .Ancak kitap onlar için biraz karışık ve kalınca. Ama her şeye rağmen yazara teşekkürler. atalarımızı Ve Şehitlerimizi saygıyla anıyrum
17.11.2007

Sait Faik Türk hikâyeciliğinin dönüm noktalarından birisi. Böyle bir hikâye yazarına sahip olduğumuz için gurur duymalıyız. Bu kadar güçlü,ince ,ayrıntılı tasviri yani kelimelerle resim yapmayı başaran bir yazar. Kitabın Tüneldeki Çocuk bölümünde gerçek ve hayal müthiş bir uyum içinde. Özellikle Sevgiliye Mektup isimli hikâye hayatın ne kadar zor olduğunu,işçilerin ne kadar zor şartlar altında nasıl sömürülerek anlatıldığını görüyoruz. Kitabın ikinci bölümü Mahkeme Kapısı çok akıcı hikâyelerden oluşuyor. Eğer Hikâye türünden hoşlanıyorsanız, mutlaka okunması gereken bir kitap.
02.11.2007

Reşat Nuri'nin yazdığı en güzel kitaplardan birisi. Her şeyden önce sunu söylemek isterim,kitabın son sayfasını okurken tüylerim diken diken oldu. Mürşit Efendi'nin temsil ettiği kutsal değerlerin namus,yardımseverlik,meslekte idealist olma,insanları sevme ,mücadeleci olma gibi,kötülüğe karşı mücadele anlatılıyor. Tabi kitabın adından da anlaşılacağı gibi sonuçta acıma duygusunun ne olduğunu Zehra anlıyor ama iş işten geçtikten sonra. Kitabın her sayfasında ayrı bir hüzün var. İnsanların işlerini gerektiği yapmaması, Zehra'nın annesi ve ninesinin namus ar duygusundan yoksun olması,Mürşit Efendi'nin zorluklar karşısında yeri geldikçe kendini salması( Rüşvet almak gibi) vb. Ayrıca kitap dönemin bürokrasi sisteminin nasıl işlediğini de çok başarılı bir şekilde ortaya koyuyor. Hayatın insanın karşısına yanlış kişileri çıkardığı zaman bir insanın nasıl yok olacağı müthiş bir atmosferde anlatılıyor. Bütün bunların yanında kitabın zayıf yönü Mürşid Efendi'nin abartılı bir derecede (bu kadarı da olmaz dedirten saflıkları) örneğin kayınvalidesinin imamla ilişkisini mutasarrıftan öğrenmesi,burnunun ucunda olmasına karşın bunu anlayamaması gibi. Tam bir siyah-beyaz karşıtlığı olmuş.Televizyonda dizi film şeklindede sahnelenen bu eser,-dizide Ediz Hun'un Mürşid Efendi karakterini çok iyi canlandırmıştı.- Yazarın hiçbir kitabını okumamışsanız eğer bir başlangıç eseri olacaktır. Mutlaka okunması gereken bir kitap