Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

nisannn* Tarafından Yapılan Yorumlar

04.04.2008

Korku edebiyatını az çok takip eden biri olarak yazarın kitabını ilk kez edindim ve okudum.Sonuç olarak Grange ya da M.Chattam kadar beni etkiledi diyemeyeceğim.Buradaki tavsiyeler üzerine de şuan bir nevi devam kitabı olan Gece Odası'nı okuyorum.
Yazar okuyucuyu gerilime hazırlamakta cidden başarılı.Meraklanıyor endişeleniyor ve de cidden ''ee ne çıkacak bunun sonucunda hadi hadi'' diyerek sayfalar jet hızıyla çeviriyorsunuz.Kitabın kolay okunurluluğu da bundan sonra geliyor.Ancak gizem çözümü kısmı oldukça başarısız.Çoğu soru işareti havada kalıyor.''Ne yani bu mudur?'' oluyorsunuz ki bu bir korku romanı okurunun en büyük hayal kırıklığıdır.Yani tatminsizlik..
Somut bir sonuca ulaşılmasını beklerdim açıkçası.Yoksa hikaye,konu oldukça başarılı.Anne neden intihar etti?Kızın hikayesi neydi?Ne oldu bunlara???
Anlayan varsa bana da anlatırsa sevinirim...
29.03.2008

Bir kadın ağzından yine bir kadının geçmişine yapılan derinsel bir yolculuk...
ilk aşktan son yürek yorgunluklarına kadar bir kadının aşk tarihi..
zaman zaman bizim kültürümüze ters gelen yönleri de olsa ''aslında evrenin herbir yerinde KADIN DUYARLILIKLARIMIZ hep aynı'' gerçeğini bir kez daha gösteren güzel bir çalışma...
TAVSİYE EDİLİR...
28.03.2008

312 sayfa olmasına rağmen büyük bir zevkle okuduğum asla sıkılmadığım elimden düşürmediğim bir kitap oldu AŞKIN 3 HARFİ..
Bu fiyata sakın kaçırmayın mutlaka okuyun diyorum...
28.03.2008

ignatius j. reilly adlı kanaatimce en ilginç ve harika anti-kahramanlardan birini barındıran, john kennedy toole romanı. ignatius çok çirkindir, şişmandır, gözleri farklı renktedir, sevimsiz bir avcı şapkası takar; her şeye karşıdır, insanlardan, çalışmaktan, annesinden nefret eder ve küçük işlerle uğraşmaya tenezzül etmez, aklı başka yerlerdedir ve etrafındakilerden çok başka çalışır. püren özgören'in özenli çevirisi, gerektiğinde new orleans sokak ağzını türkçe'ye yansıtması, kitabın türkçesini okumayı kolaylaştırıyor. çalışan ve aklında her an istifa etmeyi bulunduran, aslında istifa etme anının heyecanlıyla çalışan kişi (ben) kitabın beşinci bölümündeki ignatius'ın iş anıları kısmını her daim çekmecede bulundurur, bundan da gizliden gizliye büyük keyif alır. sözkonusu mektup şöyle bir alıntıyla başlar:
"sevgili okur,
büyük bir yazar okurun dostu ve velinimetidir."
açıklamaya gerek yok, ignatius elbette tuhaf gözlemleri, kıvrak dili ve aykırı zekasıyla olduğu yere fazla gelen bir karakter. o da hıncını her şeyden ve herkesten çıkarıyor. akılımızın hep bir yanında canlandırdığımız korkunç olay yaratma ve kendini rezil etme sahnelerini başarıyla ve çekinmeden yaratıyor. anti kahraman değil, kimseye açıklayamayacağımız kurgu kahramanımız oluyor. iri ve çirkin biriyseniz olay çıkartmanız normal karşılanr. ama mesela jane fonda iseniz çıkarttığınız bütün olaylar sonunda ted turner ile evlenirsiniz. ilginç.:)
hayatına son verebilecek kadar depresif ve mutsuz bir insan nasıl bu denli eğlenceli bir kitap yazabilir, aklım almıyor. kurgusuyla, akıcılığıyla, çizdiği atmosferle, felsefesiyle ve diliyle kesinlikle bir başyapıt.

yazarın ölümünden çok sonra basılması ve hatta 1981'de pulitzer ödülü almış olması (ki bu ödül tarihte ilk defa yazarı hayatta olmayan bir kitaba verilmiş), kitaptan alıntılayacağım platon sözünü doğruluyor:

"kitaplar, babalarına karşı gelen ölümsüz oğullardır"

edininiz alınız okuyunuz efendim...
28.03.2008

Fazlasıyla yüzeysel yazılmış, KADIN DERGİLERİ ilavelerine benzer nitelikte,sahilde ya da mesire yerlerinde çok da dikkat vermenizi gerektirmeden okunabilecek ÇEREZLİK bir kitap...(her kitabın bir misyonu vardır edebiyat dünyasında bu tür kitapların olması da gereklidir)..
Kafanızı dağıtacak sizi yormayacak okuduktan maksimum bir ay sonra hiçbirşey anımsamayacağınız bir kitapsa isteğiniz tam size göre...