Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

nisannn* Tarafından Yapılan Yorumlar

04.12.2009

'Babamı kaybettikten sonra kalemim çok diplerde bir yerlere oturdu'
diyor Yekta Kopan bu kitabı ile ilgili yaptığı bir röportajda.
Yekta Kopan, yeni öykü kitabı Bir de Baktım Yoksun’da, okuru ironi ile hüznün arasında gidip gelen bir sarkaca dönüştürüyor. Bir satırdan ötekine geçerken, hayatın kendi ritminde olduğu gibi, bir hüzünlenip, bir gülümsüyorsunuz. Yekta Kopan hayatın mizahi yönünü hiç kaçırmadan, dramlar ile o komik anları iç içe geçirerek, bu anlardan oluşan bir demet sunuyor okura. Düşünmeden edemiyor insan, Bir de Baktım Yoksun, varlıktan yokluğa geçişin simgeleştiği bir söz olarak, geride kalanın kayıplara hiçbir zaman hazır olamayacağını, o afallama ânını ne kadar da iyi anlatıyor.
04.12.2009

Hayatla meselesi olan Murathan Munganın şair yönünü özlemiştik.
Bu yeni şiirler ilaç gibi geldi...
Üretmek konusunda bunca verimli yazar/şairimizin ellerine sağlık diyorum...
04.12.2009

Malina tek kelime ile ''MUTLAK AŞKIN ROMANI''
Bahsedilen mutlaklık ilişkilerin tek taraflı girdiği maraziyettir, hastalıklı haldir. saplantı derecesinde tutkudur çoğu zaman.Ancak romanın salt bir aşıkla ya da karşı cinsle değildir meselesi,tabanda hayatladır,yaşamakladır.
malina, başından sonuna kadar yazarın kahve ve sigarayı eksik etmediği bir roman. Zaman zaman dil ve yarattığı psikolojik baskı nedeni ile okuru zorlasa da Alman edebiyatını yücelten bu eseri her ''ben iyi bir okurum'' diyenin edinmesi gerekiyor.
Artık okuru zorlayan romanlar çok yazılmıyor ne yazık ki...

Ve en sevdiğim satırlar:

bachmann'ın malina'sından:

"(...) ve benim için asıl huzursuzluk kaynağı olan durum, varlığımın onu asla tedirgin etmemesi, varlığımı istediği zaman algılaması, söylenecek bir şey olmadığı zaman algılamaması; sanki evin içinde sürekli birbirimizin yanından geçmiyormuşuz gibi; sanki günlük hayatımız içerisinde birbirimizi görmezlikten, duymazlıktan gelmemiz olasıymış gibi. o zaman bana öyle geliyor ki, malina huzurlu, çünkü ben onun için çok önemsiz, artık çok bilinen bir ben'im; beni bir çöp gibi, varlığı gereksiz bir yaratıkmışım gibi fırlatıp atmış; sanki yalnızca onun kaburga kemiğinden yaratılmışım ve başlangıçtan bu yana onun için gerekli değilim, ama aynı zamanda da varlığı gerekli olan, karanlık bir tarihim; onun tarihine eşlik eden, o tarihi tamamlamak isteyen, ama onun kendi gölgesiz tarihinden ayırdığı ve araya sınır koyduğu bir tarih."
02.12.2009

Uzun zamandır ilk defa bir kitap seçimimde yanıldım.Konu kitaptan çok şey beklediğim ve akabinde hayal kırıklığına uğramam değil,yanlış anlaşılmasın!
Limon Ağacını sipariş ederken bunun tamamen yaşanmışlıklara dayansada bir öykü-roman kurgusunda ilerleyeceğin düşünmüştüm.
Oysa kitap bir kaç arkadaşın da belirttiği gibi bir tarih kitabı ya da bitirme tezini andırıyor.Beşir ile Dalia nın hikayesi ise sadece bu ağır kitaba hafif bir tat vermesi için kullanılan bir sos niteliğinde.Uzun uzun sayfalar boyunca yapılan imzaları,atılan bombaları,hangi tarihte hangi devlet adamının kimlerle bu meseleyi görüştüğünü zaman zaman kronolojik bile olmayan bir sırayla bize anlatıyor yazar.Haklı olarak da belli bir süre sonra kitap amacından farklılaşıp bir ders kitabı niteliğine bürünüyor,okurken dikkatiniz dağılıyorizorlanıyorsanız.Benim gibi inatçıysanız ise sonuna kadar devam ediyorsanız.
Beşir ve Delia nın ilişkileri çok daha hikaysel olarak ele alınsaydı kitabın geneline yayılsaydı ya da kitap tanıtımlarında toplasanız 60/70 sayfa tutan bu sos kıvamındaki hikaye geneline mal edilmeseydi elbette böyle bir yorum yazmaya gerek görmezdim diye düşünüyorum.
02.12.2009

Hakkında uzun uzun yazılabilecek,saatlerce konuşulabilecek,her daim kütüphanenizde olması gereken bir eser AŞK.
Türk edebiyatının klasikleri arasında tarih içinde yer alacağına eminim.Biz ne şanslıyız ki bu klasiğin yazıldığı , basıldığı zamanda yazarla eş zamanlı yaşamaktayz.
İflah olmaz bir ELİF ŞAFAK hayranı olarak bir kez daha yazarımızın ELLERİNE GÖZLERİNE DİMAĞINA BİLGİNE EMEĞİNE SAĞLIK diyorum.