Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Nurçin Metingil

Daimi Öğrenci/Tutkulu Lektör/Acemi Editör Karadeniz Teknik Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Şu an Marmara Üniversitesi Yayıncılık Yönetimi tezli yüksek lisans programındayım. Bir süre öğretmenlik ve çevirmenlik yaptım. Şu sıralar yayınevlerine editörlük hizmeti veriyorum.

Nurçin Metingil Tarafından Yapılan Yorumlar

Uzun zamandır okumayı düşünüyordum. Konu çok özel ve güzel olsa da anlatım bir nebze zayıftı. Yaşça küçük okurlar için bu sade anlatım faydalı olabilir ama genç okurlar ve yetişkinler tatmin olmayabilir. Ayrıca söylemek gerekiyor; kapak tasarımında olduğu gibi metaforik bir anlatım yok. Ara sıra benzetmelerle Melody'nin içinde bulunduğu durum anlatılıyor ama genele düz bir anlatım hakim. Mesaj doğrudan veriliyor. Ana karakter başta olmak üzere tüm karakterlerin yaratımı başarılı. Kitabın içine çekilmenizin ana sebebi denebilir. Çünkü akışta problemler var. Bölük börçük bir anlatım olduğu için uyandırılan duygu fazla beslenmeden sıçrayış gerçekleşiyor. Bu yüzden bir tepki geliştiremiyorsunuz kitaba karşı. Eleştirilerin yerine başarılı bir şekilde ulaştığını sanmıyorum.

Anlatıma bakıldığında bu tarzı haklı gösterecek iki neden sunulabilir. Birincisi bunu bir günlük edasıyla okumak ve sadece önemli anların, noktaların not düşüldüğünü varsaymak. Böylelikle Melody'ye onun gözünden bakabiliyor, karakterini ve kişisel özelliklerini daha iyi görebiliyoruz. Bize tam da ihtiyacımız olan şeyi veriyor; yani dışarıdan nasıl göründüğünü değil de içinde olup bitenleri öğrenebiliyoruz. Mizacı gereği hayatla ve olanlarla başa çıkmak için mizahı kullandığından anlatımda dramayı fazlaca görmemek doğal. Çünkü acınmayı değil de anlaşılmayı istiyor. Bitirdiğinizde görünenin ötesine bakmak gerektiğini düşündürüyor. Bu anlamda kitap amacına ulaştı denebilir. Diğer neden ise yazarın konuyu yeterince hassas ve önemli olduğu için dili ağdalaştırmadan, sade bir şekilde vermeyi amaçlanmış olabileceği. Tabii, her yaştan okura ulaşmayı hedeflemiş de olabilir.

Özetle: Çabucak okunuyor. Mükemmel bir yaratım olmasa da her kitaplıkta olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü her baktığınızda size önemli bir mesaj fısıldayacak ve hayatı daha doğru yaşamaya teşvik edecek. Zaten son bölümlerde verilen bir olay çok sağlıklı görünen kişilerin dahi hayatının tek bir olayla ne kadar değişebileceğinin mesajını alıyorsunuz. Bir gün Melody gibi bir hayat yaşamak zorunda kalırsak sesimizin duyulması için bu kitabı işaret etmemiz bile yeterli olacaktır. Tek ihtiyaç bakış açısı kazandırmak. Bu kitap da bunu yapıyor.
Eti aşırı olmasada tüketen biri olarak, yaşadığım vicdani rahatsızlık ve sağlığımın giderek bozulması, bir süredir vejetaryen beslenme konusunda beni teşvik ediyordu. Zaten, fazlaca tüketmediğim etten zevk almadığım ve sebze ağırlık beslendiğim için zorlanacağımı hiç düşünmedim. Besin döngüsünde türü dışındaki canlıların etiyle beslenen tek canlı değiliz. Dolayısıyla bu döngüde olmak bir süre o kadar rahatsız edici görünmedi. Ancak, kitapta da belirtildiği gibi gıdadaki sanayileşme, belirli sebeplerle kurban olarak adanmaları artık tahammül edilmez göründü. Et ve süt zaten sindirmekte zorlandığım, sağlığımı bozan şeylerdi. Bu yüzden benim kadar kolay geçiş yapamayanları da anlayabilirim. Keza kitapta da bu konuda bir ifade mevcut. Ne et yiyenler her zaman cani, ne vejetaryenler her daim tam bir dost.

Ekonomik, sosyolojik, anatomik, fizyolojik ve ruhsal olmak üzere çok farklı açılardan ele alınıyor konu. Hamilelerde, çocuklarda ve yaşlılarda vejetaryen beslenme için ayrı ayrı başlıklar var. En önemlisi de belli hastalıklardan mustarip kişilerin, beslenme şeklinde yapacağı değişikliklerin sağlığına ne derece etki edeceğini de tartışıyor. Vejetaryenliğin ve az da olsa veganlığın artıları ve eksileri eşit noktadan ele alınıyor. Yani objektif bir bakış açısıyla, bu yola girecek olanların önünü net bir şekilde görmesini sağlayacak bir rehber sunuyor.

Elbette bu kitap bir başlangıç kitabı. Diğer sektörlerde bunu yaşamınıza nasıl uygulayabileceğinize değinilmiyor. Araştırmaların dayanak olduğu yerlerde ne tür bir araştırma olduğu ve buna nasıl ulaşabileceğimiz de her zaman verilmiyor. Bir beslenme uzmanı olarak tecrübesine ve onca yıllık çalışmasına güveniyoruz sadece. Ancak tavsiyem bir de karşıt görüşte birkaç kaynak elde edip araştırmanız olur. Çünkü uzun vadede sıkıntı yaşamamak adına elzem bu. Hiç olmadı birkaç beslenme uzmanının tavsiyesi alınabilir. Kontrollü bir şekilde yaşam tarzı haline gelene dek danışmanlık talep edilebilir.

Kitabın çevirisi ve editörlüğü çok temizdi. Okuma sürecini uzatacak, odaklanmayı zorlaştıracak herhangi bir engel olduğunu düşünmüyorum. Tıbbi terimler kafa karıştırabilir ama onları bilmeden de konunun özünü, genel çerçevesini kavrıyorsunuz.
Doğu ile Batı ikileminde yaşayan topluma hicivli bir eleştiri sunan Ahmet Hamdi Tanpınar, bu kitapta yazım tekniğiyle çağın ilerisinde bir iş çıkarmış. Sade bir şekilde bir dizi anı anlatırken satır aralarını iyi okumak ve yeri geldiğinde pek de çekici durmayan bir anlatıcıdan gizli bir eleştiri yakalamak gerekir. Kitabın tamamını değil, bölüm bölüm değerlendirmeye odaklanmalı ve modern yazıya göz kırptığını, büyülü gerçekçilik izleri taşıdığını görmek için sindirmelisiniz. Daha ilk sayfadan karaktere ön yargıyla yaklaşmadan ironik bir anlatımla karşı karşıya olduğunuzu bilirseniz okuma süreci daha verimli geçecektir. Kitaba adını veren enstitüye odaklanmak yerine bu sürecin tadını çıkarmanızı öneririm. Ayrıca karakterlerin dönemin her kesiminden insanı iyi yansıttığını, her birinin başarılı bir şekilde kaleme alındığını söylemeliyim. Üstelik ilişkilerdeki dinamikler ve toplumdaki ahlaki çarpıklaşmalar ile yine toplumun buna karşı tepkisizliği daha enstitünün işleyişinin verildiği ilk andan itibaren arka planda yer alıyor.

Kara mizahtan faydalandığı ve bilhassa eski Türkçe kelimelerin ağırlıkta olması sebebiyle bir kesim okuru zorlayabilir. Ancak, yayınevi temiz bir iş çıkardığı için bunun dışında okuma sürecini yavaşlatacak herhangi bir sorun yaşamazsınız. Bu tarza adapte olmayan ve neredeyse bilinç akışı diyebileceğim bu tekniğe aşina olmayanların, kitabın üçte biri kadarını okuyacak kadar sabretmelerini tavsiye ederim. Tekniği benimseyecek, mantığı kavrayacak ve sonra git gide hızlanacaksınız. İnce ince işlenmiş bu kitabı mutlaka okumanız gerek. Bu yüzden devam edemeyecek gibi hissederseniz, birkaç sene sonra yeniden deneyin.
Naratoloji yani anlatıbilim üzerine merakı olanlar veya bu konuda çalışmayı düşünenler için başlangıç kitaplarından biri olabilir bu kitap. "Anlatmak" üzerine etimolojik bir giriş sunduktan sonra edebiyatta anlatımın özelliklerine değiniyor. Platon'un görüşleri ve Aristo'nun mimesisi de kitapta öncelikli olarak değinilen noktalardan. Ayrıca edebiyatın dünyanın bir taklidi olmadığını öne süren Smith'in görüşleri de karşı duruşu sergileyip kitaba çok boyutlu bir yapı kazandırıyor. Anlatım ve anlatılan konusunda zamanla farklı akımların etkisiyle de değişen kavramların aralarında nüans açıklanıyor. Bu konuda kafa karışıklığının önüne geçebilecek bir rehber kitap diyebiliriz.

Genel olarak Gerard Genette'in görüşleri baz alınarak yola çıkılmış ve farklı kaynaklardan desteklenip örneklenmiş detaylar bulabilirsiniz. En önemlisi bunun bir çıkış noktası olarak kullanılması ve önemli diğer isimlerin de fikirlerine yer verilmesi oluyor. Bu anlamda görüşler arasında ve kavramlar konusundaki farklılıkları açıkça gösteren bir tablo da mevcut. Dönüp tekrar bakılmak istenirse kitapta bu tarz özet bilgi bölümleri ve tabloları mevcut.

Tarihsel bir bilgi veya kronolojik sıralamayla teori geçmişi verilmemiş. Böyle temel bilgilere ihtiyaç duyanların bir ön okuma yapması gerekebilir. Ancak anlatıbilim olarak ismi kazandıran Toodorov'un ne ve nasıl konularına yaptığı katkıları da elbette burada bulmak mümkün. Otto Ludwig, Seymour Chatman, Queneau gibi alana önemli katkılar sağlayan pek çok isme rastlayacaksınız. Sıçramalı bir sistemi olduğu için isim ve görüşlerin hangi dönemi yansıttığını, Rus biçimciliğinin neden önemli bir değişikliğe sebep olduğunu yalnızca bu kitaba bakarak anlamak pek mümkün değil. Bu kitap ufkunuzu genişletip temel kavramları sunabilir ancak. Yine de bilhassa son bölümde bulunan alan dışı bakış kitabın çerçevesini epey genişletiyor.

Anlatıcı türleri, olayların anlatımı, anlatılan zaman ile anlatım zamanının arasındaki ayrım gibi pek çok teknik bilgilerle başlayıp sonuna doğru işin felsefesine eğriliyor ve daha sonra okuru ileri okuma yapabilmek adına çeşitli kaynaklarla uğurluyor. Kitabın sonunda yer alan sözlük de oldukça işlevsel. Bilhassa bu alanda çalışma yapmayı düşünenler için önemli bir kaynak.
İsveç Masalları'nı uzun zamandır okumak istiyordum ve başka topraklarda anlatılanların bizim topraklarımızda anlatılanlarla ne derece farklılık göstereceğini merak ediyordum. Bu yüzden hevesle başladım okumaya. Okudukça da keyifli bir hal aldı. Çünkü troller, devler gibi fantastik figürlerin o zamanın insanlarının kafasında nasıl şekillendiğini düşünmek çok hoşuma gitti. Hangi belirsizlikler onlara bunları düşündürdü, acaba bu masallarda bunları yakalamak mümkün mü diye düşüne düşüne bu bir keşif oyununa döndü. Ayrıca oldukça iyi bir çeviriydi. Orijinaliyle kıyaslama fırsatı bulamadım ama akıcılığı bana bunu düşündürdü. Tek sorun özellikle sonlara doğru beliren yazım hataları oldu. Gözden kaçmış olabilir elbette ama tekrarlı cümlelerde de aynı hatalar mevcuttu. Bir de bir bölümün epigrafı önceki bölümün sonunda kalmıştı. Bir sonraki basımda yeniden okuma yapmak gerekir diye düşünüyorum. Bunun dışında temiz bir iş çıkarılmış diyebilirim.

Konu ve içerikle ilgili birkaç şey de yazayım. İçerikte mitolojiye göz kırpan bazı noktalar vardı. Bu yüzden okurken hepten uzak hissetmiyorsunuz. Masalların oluşturulma biçimi de türün özelliklerini birebir taşıyor. Bu yüzden takip etmesi eğlenceli bir çocuk oyununa dönüşüyor. Tekerleme okur gibi okuyorsunuz. Bilgilerinizle kıyasladıkça hangi toplumun neyden ne kadar etkilendiğini görüyorsunuz. Ayrıca zamanın toplumsal dinamiğini keşfetme imkanı buluyorsunuz. Üstelik ağızdan ağıza aktarıldığı için aynı hikayenin başka versiyonlarını da duyabileceğinizden bunlara da yer verilmiş. Dolayısıyla en çok hoşunuza giden veya kurgusal açıdan en mantıklı olanı seçip kendinize saklayabiliyorsunuz. Kitaplığımda olduğu için mutluluk duyacağım kitaplardan biri oldu bu.