Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

özgül-bahadır Tarafından Yapılan Yorumlar

12.07.2007

"Aşkları bittiğinde, duyguları diriliğini yitirdiğinde ya da araya bir başkası girdiğinde biri ötekine açıkça söyleyecekti. Biliyorlardı, bir gün bitecekti. Hiçbir şey yüzünden değil, aşkın doğası gereği. Ama insanlar bu sözü verirken, böyle bir durumun kendi başlarına gelmeyeceğinden çok emin oluyorlardı..." Yine İnci ARAL'ın yalnızlık/evlilik üzerine yazdığı, detaylara inerek, yalın bir dille dizelere döktüğü bir roman "Hiçbir Aşk Hiçbir Ölüm". Yine bir kaç karakterle oluşturulan romanda yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi okurken elimde kalemle hazır bekliyorum; o kadar güzel cümleler var ki, altlarını çizmeden geçemiyorum. "Unutmak, yeni bir ülkedir..."
12.07.2007

"Sevmek, lokmanızı çiğnemeyi unutarak masa başında kalakalmaktır. Sevmek sonradan, usulca okşamaktır bir elin değdiği yerini saçlarınızın. Belki de sevmek bir gün hiç yoktan altüst edilip tavuklu pilav kurusu pişirmektir. Sevmek, telefon zillerini duymamak, bastığı yeri bilmemektir." Kitabın arkasındaki etikete bakıyorum, yaklaşık 2 ya da 3 yıl önce alıp okumuştum bu kitabı. Epey de bir para ödemiştim ama verdiğim parayı hiç görmüyorum İnci ARAL kitaplarında. Bu romanıyla "1992 Yunus Nadi Roman Ödülü" nü alan yazarın uzun psikolojik romanlarından biri "Ölü Erkek Kuşlar"...
27.06.2007

2 ciltlik bu kitap okuduğum ve kendime bir şeyler kattığım nadir kitaplardan. Rus eğitimci Makarenko, üniversite yıllarımda hocalarımızın şiddetle tavsiye ettiği bir yazardı. Ülkedeki suçlu çocukların herkese ve her şeye rağmen eğitilebileceğini düşünmek aslında çok da cesurca bir yaklaşım. Bunu nasıl başardığını kitabın daha başlarında anlayacaksınız. Bizde uygulanan Köy Enstitüleri eğitim modeliyle benzeşen bir teknik kullanmış Makarenko. İş içinde eğitim (politeknik eğitim) ile alınan sonuçlarla toplumun bakışının nasıl değiştiğini görmek etkileyiciydi. Bir an önce okuyun derim.
27.06.2007

Kitabı ilk gördüğümde kapak çok ilgimi çekmişti. Farklı bir şeyler içerdiği arka kapaktaki yazıdan da anlaşılıyordu. Açıkçası "dadaizm"i de hep duyardım ama ne olduğu konusunda pek bir fikrim yoktu. Hemen alıp kısa sürede okudum. İtiraf etmeliyim ki birkaç küçük detay dışında okuduğum en sıkıcı kitaplardan biri. Bir sanat akımının bundan daha fazla bir şeyler içerdiğini düşünüyorum. En azından torbanın içine kesilip atılan kelimeleri rastgele çıkarıp yan yana dizip bir şiir oluşturmak pek de yetenek ya da sanat bilgisi içeren bir eylem değil. Tesadüflere dayalı bir eserin "eser" olmadığı kanısındayım. Belki her şeye karşı duran anarşist ruhlu fikirlere sahip kişilerin hoşuna gidebilir. Ama onların da tam anlamıyla kendilerini bu kitapta bulabileceğini düşünmüyorum.
27.06.2007

Nihal Yalaza TALUY'un çevirisiyle CAN Yayınları bütünleşmiş, şekillenmiş ve kalitesini korumuştur diye düşünüyorum. Bu tip kültleşmiş eserleri edinirken kesinlikle iyi bir çeviri ilk şartımdır. "BUDALA" romanı Dostoyevski klasiklerindendir. Yazarın en büyük özelliği olan karakterleri yansıtışı, kendi iç dünyaları ve kendi iç hesaplaşmalarını anlatışı bu romanda doruğa çıkıyor. Hayatta karşımıza çıkabilecek dört dörtlük diyebileceğimiz bir insanı BUDALA diye nitelendirmemizle dalga geçen yazar, karakterin bütün bu olanlar karşısında acaba doğrumu yapıyorum? şeklindeki iç hesaplaşmalarını şizofreniye vardıracak kadar ayrıntısıyla resimliyor. Her evde bulunması gereken bir kült eser...