Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

özgül-bahadır Tarafından Yapılan Yorumlar

13.06.2007

Başrollerinde Ömer Şerif'in de yeraldığı filmden de hatırlayabilirsiniz "Dr. Jivago" romanını. Rus şair Boris PASTERNAK'ın acılı devrim günlerinde yalnızlık ve aşk üzerine yazdığı tek romanıdır Dr. Jivago. 1958'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmış ancak SSCB'deki tepkiler yüzünden ödülü reddetmiştir. Şiirlerinde Stalin'i eleştirdiği için yasaklı bir yazardı Pasternak. Vatan haini ilan ettiler onu. Romanın baş karakterleri Yuri'yle Lara'yı Bolşevikler'in kana bulayarak böldüğü ülkede asla azalmayan aşklarıyla çağdaş Leyla ile Mecnun olarak değerlendirebiliriz kanımca. Büyük ihtimalle romandaki karakteri Lara; gerçek hayatta romanı yazdığı sırada hapiste olan eşi Olga'ydı aslında. Oldukça hüzünlü bir aşk hikayesinin yanı sıra sert eleştirileriyle de dikkat çeken bir yapıt.
13.06.2007

James JOYCE'un keşfettiği Italo SVEVO'nun "Kötü Bir Şaka" adlı romanı 40 yıldır yazan fakat keşfedilemeyen bir yazarın trajikomik hayatını anlatıyor. Kahramanımız Mario yirmi yaşlarında yazdığı ilk romanını kendi imkanlarıyla bastırmış fakat hiç ilgi görmemiş bu roman. Mario başarısızlığını başka bir edebi alana yönelerek gidermeye çalışmış, hayvanları masalları (fabl) yazmaya başlamıştır. Tam kırk yıldır hayallerini kurduğu başarıyı yakalayacağını düşünürken çok kötü bir şaka ile karşılaşır. İnanılmaz bir hayal kırıklığı yaşayan Mario'yu anlattığı romanı "Kötü Bir Şaka"da yazar insanların hayalleri kadar toplumsal yapıları da derinlemesine irdelemiştir. İtalyan psikolojik romanının öncüsü sayılan Italo SVEVO çağdaş edebiyatın en önemli temsilcilerindendir. Ayrıva yazar İngilizce öğrenmekı için yakın arkadaşı James JOYCE'dan ders almıştır. İşin ucunda James JOYCE'da olunca bu kitabı şiddetle tavsiye etmem zorunlu hale geliyor.
13.06.2007

Artık tartışılmaz bir klasik olan ve çok başarılı bir şekilde sinemaya da uyarlanan "Otomatik Portakal"ın efsanevi yazarı Anthony BURGESS'in yine çok başarılı romanı "Mozart ve Deyyuslar". Kişileri konuşturarak adeta tiyatral bir eser ortaya koymuş yazar. Romanın karakterleri ise Mozart, Beethoven, Stendhall gibi deha müzisyenler ve yazarlar dışında kendi de söz alıyor yazar. Bazen komik diyaloglar, bazen de çok derin müzikal bilgilere varabiliyor. Örneğin Mendelssohn'a söylettiği Mozart'ın Tanrı'ya en yakın varlık olduğu sözleri ve romanda kendi adıyla söz alarak "Sanatçı özgürlük talep eder ama fazlasını kabul edemeyeceğini de bilir. Özgürlük anarşi anlamına gelebilir.Anarşik sanat imkansızlıktır.Mozart kafese zorla sokulmamıştı; gönüllü olarak girdi. Kafesi biraz salladı tabii ama dışarı çıkmaya çalışmadı" sözleriyle gerçek bir dehanın sanat için kendini hapsetmesinin istekli bir acıya katlanmasının mantıklı açıklamasını da yapıyor. Beethoven'in "Televizyon da ne? "sorusuna Bliss'in verdiği cevap "Bedenin yeniden dirilişi.Ölüler onda yaşıyor" olmuştur. Müzikle ya da edebiyatla biraz ilgilenen birinin bu romandan etkilenmemesi mümkün değil.
13.06.2007

"Şarap iç, yıkansın, aydınlansın için;
Bu dünya, öbür dünya silinip gitsin!
Gel, ömrün yele gitmeden tadına bak
Cana can katan suyun, ıslak ateşin."
Ömer HAYYAM dendiğinde aklıma ilk gelen, şarap, güzeller ve boş dünya oluyor. Hayyam'ın rubailerini, dörtlüklerini düzgün çevirileriyle okumak istiyorsanız kesinlikle Sabahattin EYÜBOĞLU çevirisini okuyun derim. 11-12. yüzyıllarda yaşayan İran'lı şair, RUBAİ türünün yaratıcısı kabul edilir. Düşüncelerini pervasızca acımadan söyleyen şair aynı zmanda felsefeci ve bilim adamıdır. Sabahattin EYÜBOĞLU'nun çevirisini yaptığı "Dörtlükler" i okuduğunuzda günümüz gençlerinin patavatsızlıklarını, ahlaki yozlaşmışlıklarını yadırgamayacaksınız, 11-12. yüzıllarda biraraya getirilmiş olan bu kelimelerin nasıl bu kadar rahat ve korkusuzca yazıldığına inanamayacaksınız. Özellikle de günümüz İran'ını düşündüğünüzde bu zamana kadarki önyargılarınızı belki de yıkacak bu dörtlükler. Çünkü insan heryerde insan, istekler herkesin istekleri...
13.06.2007

"Minka Abla" yazarın en sevdiğim eserlerinden biridir. Aslında genel olarak çoğu eserini sevdiğim yazarın bu romanı için söylenebilecek en önemli şey; cinsellik dürtülerinin yanında aşk ve yardımseverlik daha ağır basar.Ancak cinselliğe de yer verilir bunların yanında. Yardımsever Minka Tuna Nehri'ne akan Seret Çayı yakınlarında bir köyde yaşar. Yazarın çayları ve nehirleri konuşturması da sempatik bir hava vermiş romana. "Taşkın ve hoppa bir çay olan Bistritsa, sevgilisinin tasarısını kabul edip onunla birleşmiş ve beraber bizim memlekete kadar akıp gitmişler,ama Tuna birden onlara, Hey! Sadece yollar kesişebilir, ama sular asla. Hele bir çay kocaman bir nehrin yolunu kesmeye cüret edemez! demiş." Türkçe çevirisini Sonat KAYA'nın yaptığı "Minka Abla" okumaya değer Istrati klasiklerinden.