Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

ALPTEKİN KESKİN Tarafından Yapılan Yorumlar

26.04.2002

Kitap sadece Emre Kongar'ın değil ortak bir çalışmanın ürünü.Eserde Ziya Gökalp,Prens Sebahattin,Hilmi Ziya Ülken,İbrahim Yasa,Niyazi Berkes, Nurettin Şazi Kösemihal,Cahit Tanyol,Cavit Orhan Tütengil,Mübeccel Belik Kıray gibi Türkiye'de 1.kuşak sayılan, birçok eser ile Türk Toplumbilimine hizmet sunmuş şahısların Toplumbilimini anlayış şekilleri Yöntem ve metodları,eserlerindeki konuları işleyiş şekilleri bizatihi kendi eserlerinden alınan iktibaslarla değerlendirilmiştir.Emre Kongar giriş kısmında Türkiye'de Toplumbiliminin gelişimini dönemlere ayırarak 1923-38,38-50,50-60,60 sonrası,70 sonrası ve bugünkü durum şeklinde tasnif etmiştir.Alanında nadide ve Sosyoloji sahasında ilgilenenler için dikkate şayan bir eser.
26.04.2002

Kitap özellikle Sosyoloji ile ilgilenenler için tatmin edici bilgiler içeriyor.Benim ilgimi çeken özellikle Büyük Boy,Orta Boy ve Küçük Boy değişim kuramları oldu.Kitabın son bölümünde Teknoloji-İdeoloji Etkileşimi ve Türkiye ile ilgili mülahazalar bilimsellik ilkesi gereğince iyi ve objektif tespitlerle dolu.Değişme,Modernleşme ve Devrim kısmını okuduktan sonra bence elinizde mevcutsa Erol Güngör'ün Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik kitabının Örf ve Adetler ve Anayasa Mahkemesi kısmındaki Devrim kelimesine mesnet ettiği yorumunu ve kitabın ilgili diğer sayfalarında Modernleşme-Teknoloji mefhumlarına izafe ettiği anlamları okuyarak kıyas yapmanızı murad ederim.Tabii Cemil Meriç in Mağaradakiler kitabındaki Devrim-Islahat-İhtilal kavramlarını bilmeniz bu kavramlara tek bir bakış açısından sıyrılıp vuzuha kavuşmanızı ve konuya hakim olmanızı sağlayacaktır.
23.04.2002

Esere ilk önce Kültür ve medeniyet konularından giriliyor.Kültür'ün tanımı alanında uzman birçok kişi tarafından tanımlandıktan sonra,sosyolojik açıdan insanlık tarihinin geçirdiği istihaleleri kısaca antropolog vr etnograflara bırakıyor.Medeniliğin tarifi muayyen biryer ve şehirde yaşamaysa Türkler bu tarife uymadığından göçebedir-yerleşik değildirler.Mamafih birçok büyük devletler kurup dünya siyasetine direkt yön veren,cihangir ve fütuhat bir ruha haiz oldukları için önüne çıkan bir çok devlet ve milleti yıkmak zorunda kalan böyle bir milletin esbabı mucibesi nedir.İşte Kafesoğlu bu ve benzeri bir çok Avrupalı tarafından Türkler için addedilen paradokslara bir Türk tarihçi ve milliyetçisi olarak bilimsel kanıtlarla cevap veriyor.Türk ismi,soyu,anayurdundan başlayarak tarihte kurulan bütün Türk devletlerini ve menşeini titiz bir tarihçi olarak eserinde yer veriyor.Türklerin tarihteki konumunu ,yarattığı muazzam ve eşsiz kültür ve medeniyete inananlar için ender kitaplardan birisi.Eğer inanmıyorsanız sadece Viyana Difüzyoncuları kısmını bir okuyun.Kararınız değişecektir.
19.04.2002

Umrandan Uygarlıkta Meriç aydınların Batı'ya cihet etmesini
sert ve sivri kalemiyle ele alıyor.Aydınların Batıya yönelmesi belki o dönemde (Meşrutiyet'ten başlayan dönem) doğal karşılanabilir; mamafih hiçbir mantık vetiresinden geçirmeden ve en önemlisi de Avrupadaki muhtelif gaileler(sorun,bela) sonucu isihsal edilen nazariyeleri(teori) aynen alıp hiçbir metodoloji geliştirmeyip ,içtimai hadiselerde atıp-tutan münevverlerin türemesidir.İşte Cemil Meriç bu konuya dikkat çekmekle beraber Spengler,A.Toynbee ve müteaddid yazarın kültür ve medeniyet konuların dan uzun terkip ve tahlillere varıyor.Faşizm,Komünizm,Nasyonel Sosyalizm,İbn Haldun,Zavallı Machiavelli ilh. konular kitabın diğer okunacak güzel tarafları.
13.04.2002

Eser intelijensiya,entellektüel ve aydın konularında okuyucuya tatminkar bilgiler vermekle beraber yazarın herhangi bir ideolojik eğilime sapmadan koyduğu teşhisler ilim adamına yakışır keyfiyettedir(niteliktedir).Kitabın en beğendiğim noktası başkalarının eserlerinde tam olarak bilmediği veya açıklayamadığı mefhumları o bitmek tükenmek bilmeyen tecessüsüyle doğru ve net olarak açıklamasıdır(entellektüel,münevver,devrim,ihtilal,ıslahat mefhumlarını).Ayrıca Hilmi Ziya(ÜLKEN) için öven bir yazı yazan Erol Güngör'e yazdığı cevap niteliğindeki yazısı dikkate şayandır.Hilmi Ziya için ilim yaşantısını daimi olarak 'hasbi tefekkür'le geçirdiğini söyleyen Güngör böylelikle aydınların halktan kopuk ve fildişi kuleye hapsolmadan ilmi faaliyetlerini tahakkuk ettirmelerini murad etmektedir.