Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Ipek Sayilan dadakçı Tarafından Yapılan Yorumlar

Aslında kitap sadece Riverton adlı bir malikanede intihar eden bir şairin ardındaki sır perdesini aralayıp olayın iç yüzünü anlatmıyor.1914-1924 yılları arasındaki dönemin özelliklerini, yaşanılan olayları ve bunlara karşı toplumsal tepkileri,Birinci Dünya Savaşı'nın yaşandığı dönem insanlarını, savaşla değişenleri ve İkinci Dünya Savaşı'nın sinyallerini veren ortramı bir roman havasında anlatıyor.Savaşın insanları ve toplumları nasıl etkilediğini bunun yanı sıra Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra meydana gelen hızlı değişimleri de gözler önüne seriyor.Bunu yaparken arka planda kullnılan olaylar da son derece heyecan verici ve akıcı.Roman sizi adeta o günlere alıp götürüyor öyle ki 'Keşke gerçekten Riverton Malikanesi diye bir yer olsaydı da bu insanların yaşadığı ve bu olayların yaşandığı yeri görebilseydim.'dedim kitabı bitirdiğimde.Yazar Kate Morton hakikaten çok başarılı.Umarım diğer kitabı 'The Forgotten Garden' da yakında Türkçe'ye çevrilir ve yayınlanır,dört gözle bekliyorum.
1 günde bitirdiğim bir kitaptı ve açıkçası bana göre tek kelimeyle zaman kaybı.Okurken bir yandan da Türk kadın yazarların çoğunun bu şekilde edebi nitelikten yoksun,pembe dizi tadında ve son derece sıradan romanlar yazmış olduğu gerçeğine çok üzüldüm.Bunun yanı sıra Canan Tan kendini çok fazla tekrar eden bir yazar ki bu bir sanatçının en son düşmesi gereken bir yanılgıdır.Roman adeta Piraye'nin bir kopyası,yer yer yazarın kurduğu cümleler bile öznesiyle yüklemiyle tamamen aynı yalnızca ortamlar ve karakter adları farklı.Aynı zamanda yazarın kendine ait çok net bir çizgisi olduğunu da düşünmüyorum,her iki kitabını da okurken adeta İpek Ongun okuduğumu hissettim.Son olarak yazarın Türk Dili'ne yeterince hakim olmadığı kanısındayım.Matbaadan da kaynaklanabilecek yazım hatalarından bahsetmiyorum,son derece önemli gramatik hatalar var :'ne....ne' bağlacının kullanıldığı cümlenin yükleminin olumlu olması gerektiği çünkü bu bağlacın zaten cümleye olumsuzluk anlamı verdiği gerçeğiyle henüz tanışmamış yazar.Bunun gibi Türk Dili konusunda hassas biri olarak son derece rahatsız edici hatalar barındıran bir kitap.
Kitap hakkında yapılan yorumlara baktıktan sonra kitabı okumaya karar verdim.Sürükleyici bir kitaptı,1 günde bitirdim ve etkileyici bir sonu vardı;fakat bence diğer bölümleri hiç etkileyici değildi.Üstelik roman boyunca ilerleyen sayfalarda, fona hafif bir Doğu kültürü de eklenen bir İpek Ongun kitabını okuyormuşum hissinden bir türlü kurtulamadım.Bu nedenle dinlenmek için ya da bir çerez niyetine okunabilir ama bende hayal kırıklığına sebep olan ve kesinlikle size hiçbir şey katmayan bir kitap.Ayrıca çok fazla hata da var.Ben İskenderunluyum ve memleketimle doğu bölgesinde yapılan içli köftenin adı 'örük' değil 'oruk'tur;Diryarbakır'daki Gazi Köşkü'ni hiçbir bayramda açık bulamazsınız ve yaşadığım şehrin yazlık bölgesi olan Arsuz'da yazarın hayal etiği üzere bir sahil şeridi ve bu sahil şeridinde bir otel de bulunmamaktadır.
Ben bir yanlışlık yapıp önce Rüstem Paşa'yı okudum ve onu çok beğenince 'Pargalı İbrahim Paşa'yı alıp okumaya başladım.Ama birbirleriyle sadece kronolojik açıdan bağlı olduklarından zorluk çekmiyorum.Başarılı bir tarihi roman fakat bazı bölümleri hakikaten çok sıkıcı.Ama sıkıcı bölümleri okumayı başarabilirseniz diğer kısımları çok ilgi çekici.
Boelyn Kızı'nı bitirir bitirmez okumaya başladım.Şimdiye kadar okuduğum en iyi tarihi roman diyebilirim.Sabah uyandığımda ilk düşüncem kitaba devam etmek oluyordu 'Kraliçe'nin Soytarısı'nı okurken o kadar sürükleyici ve nefes kesici ki.Bence Boleyn Kızı'ndan bile daha başarılı.Mutlaka okunmalı.