Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

umutlar Tarafından Yapılan Yorumlar

30.03.2006

Aşağıda 'haciconda' isimli yorum sahibinin yorumuna kısmen katılmakla birlikte düşülen önemli bir hatanın tehlikeli boyutlarına dikkat çekmek isterim;
Kitabı yazan kişinin alevi olup olmamasının okuyucu açısından yada olayların gerçekliliğinin saptırılıp saptırılmaması açısından bir ölçüt olmadığı, olamayacağı ve olmaması da gerektiği bir gerçekliktir. Aleviliğin doğuşundan Kerbela olayının çok önemli bir faktör olduğu doğruysada sadece bu etkene bağlamakta meselenin derinlemesine tahlilini yapanların araştırmalarını görmemezlikten gelmek demektir. Alevi kardeşlerimizin Hz. Ali(r.a(a bağlılıklarından şüphemiz olmadığı gibi bizlerinde en az onlar kadar Hz. Ali(r.a) ve Ehli Beyt sevgisi taşıdığımız( taşımamız gerektiği) bir gerçek. Dolayısıyla tarihte yaşanmış bu olayın dönemin şartları dikkate alınmadan ve günümüz sathi meseleleri ışığında algılanarak okunması, tartışılması isbetli bir tavır olmaz kanaaatindeyim. Arkadaşın bu görüşüne saydığım bu neden ve burada ifadeye lüzüm görmediğim pekçok sebepten dolayı katılmıyor, okuyucu eleştirilerinin de bu konuda daha dikkatli yazılması öenrisisinde bulunuyorum ki; kardeşliğimiz zeval görmesin.
Kitap ise konusu itibarı ile halen içimizde sızısı olan bir meseleye işaret ediyor. Olayların objektif verilmesi nedeni ileokuyucu zihninde doğabilecek kimi ruh halleri farklı farklı olabilir. Ancak meselenin zaman, mekan, şartlar dikkate alınarak ele alındığında daha anlaşılır olması ve yaklaşım tarzlarımızın da insaflı olması mümkün olacaktir. Hiçbir müslümanın hata insanın onayından geçmeyecek bir vahşete tanıklık edeceğiz ve yüreğimiz bir kez daha burkulacak. Sevgililler sevgilisi'nin sevgili torunlarının çektiklerine ve onların herşeye rağmen İslam ümmetinin bütünlüğüne verdikleri değere, karmaşa ve kargaşadan uzak durulması için gerçekleştirdikleri çabaya, inanaçları uğrunda nasıl dimdik ayakta kaldıklarına dair çok ama çok çarpıçı misaller, müşahhas örnekler bu eserde cem edilmiş.Tarih sayfaları aralanmış ve ibret levhaları gözler önüne serilmiş.
Olayların çıkış sebebleri, gelişim süreci ve sonuçları ile birlikte analiz edilmesi bunun yanında olaylardan gereken derslerin çıkartılması ve böylelikle eserden gerektiği şekilde istifade edilmesi şart.
Kerbela konusunu mevcut eseri tek başına takip ederekdeğil de farklı kaynaklardan da istifade ederek ele almayı başardığımızda hemen hemen herkesin akılan gelebilecek pek çok soruyu da açıklığa kavuşturmuş olacağız kanaatindeyim. Özellikle bu konuda yüreğimi yakan mesele Hz. Hasan(r.a) ve Hz. Hüseyin (r.a)gibi Ehli Beyt'den olan iki 'gül'ün maruz kaldığı durumun vehametine hep üzülmüş, içinde 'neden aceba?' sorusunu sormuştum. Konu ile alakalı olarak tevafuk üzere Bediüzzaman'ın 'Mektubat' isimli eserini okurken daha ilk mektupların birinde olayın oldukça isabetli bir yorumunu gördüm. Açıklamasına ve teseeli kaynağına ulaştım ki ' oh'dedim. Hamdolsun. Bizim şer gördüklerimizde hayır hayır gördüklerimizde şer olabileceğine dair çok anlamlı izahatlar, derin ancak anlaşılır bir anlatımla bizlere sunulmuş. Bu yönüyle tavsiye ederim. Hassas ve ince ruhların 'Mektubat' isimli eserde konuyla alakalı izahatını okumalarını. Bu vesile ile bu iki 'güzide' şahsiyetin sıkıntı ve çilelerinin onları hangi manevi makamlara taşıdığı ve dedelerine komşuluk mertebesine hangi ilahi hikmetle ama çetin mücadele isteyen, zorlu bir hayatla çıkardığını görmek adına: Okuyalım. Kerbela olayını ve buna benzer kimi vakalarla tarih boyu düştüğümüz ve düşmememiz gerektiğine sonradan akıl erdirdiğimiz vakaları gözden geçirelim.
Pişam olmamak ve yaşanılanlardan gereken dersi çıkarmak adına okuyalım. Farklı duyguları, gereksiz ve ölçüsüz tavırları canlandırmak ve nifak meselesi haline getirmek için değil; aksine birlik ve beraberliğimizin düştüğümüz hatalardan ders alınarak sağlam temellerde devam etmesi için örnek olsun diye..
Okuyalım; tarihimizi, zorlu ve çetin aşamaları nasıl atlattığımıza tanık olmak için,
Okuyalım; büyük şahsiyetlerin nasıl büyüdüklerini görmek, onların devasa ruh hallerinden pay çıkartmak için...
Okuyalım; ufkumuzu yarınların aydın güzünden yansıyan ışıkla geniş tutmak için..
29.03.2006

Yeni çıkan bu eser kimi yayın editörleri tarafından tavsiye edildiği için dikkatimi çekti. İçeriği konusunda kitabın adından yola çıkanlar ilkin aldana bilirler (tıpkı benim gibi). Her ne kadar bir çay sohbeti vesilesi ile ilmi, kültürel,sosyal ve güncel meseleler işlenmiş olsada; eserin bu denli dolu olacağı hatıra kolay kolay gelmiyor.( İlk bakışta)
Bir grup gencin hatalarının böylesine değişmesi ve imrenilecek derecede dolu olması takdire şayan. 'Gereken'e işaret eden yazar günümüz gençliğine mesaj vermek istercesine evi, evde paylaşılanları, paylaşılması gerekenleri haykırırcasına güzel bir örnek resmetmiş eserinde.
Ali İhsan, Bahadır, Furkan, Tarık ve Mert...ve belkide aynı haleti ruhiyeyi paylaşan onlar, yüzlerce üniversiteli genç.(ama adları bu defa Ahmet, Mehmet, Umut, Ertan, Ayşe, Fatma, Elif ) Okul yaşamının ev ortamının insanı böylesine olumlu yönde değiştirmesi ve geliştirmesi benim günümüz gençliğinin içinde düştüğü girdabı düşünmeme neden oldu. Gençlerin biraraya geldiğinde konuşabilecekleri ilmi, kültürel , akademik ve sosyal mevzuuların olması ve bunun 'ev'ortamında hayat bulması ne özendirdi. Üstelik not alma , sınıf geçme telaşesi adına herhangi bir kaygı taşımadan.
Ne yaptığından habersiz, huzuru ve mutluluğu sokakalarda boş boş dolaşmakta, internet ve oyun cafelerinde, kahve köşelerinde ve barlarda arayan bir gençlik yerine; okulda aldıkları ile yetinmeyen ve hayatına 'birlikte'birşeyler katma sevdalısı olarak akıllıca yön verenlerin gerekliliği özentisini veriyor eder...
Çok şanslı buldum bu geçleri, çok onurlu...
Olması gerekene dair ipucu bu bizizm için. Problemlerimizin halline yönelik en isabetli yol.Geleceğimizin daha aydınlık ve müreffeh olması adına göstermemiz gereken cabaya yeni bir boyut kazandıran bir nokta. Resmedilen kahramanlar, konuşulan konular bize hiçte uzak değil. Bizden birileri, bizden konular. Ama bize şu günlerde uzak olan birşey; 'birliktelik'
başı boş bir gençlik yerine, dayanışmanın, olumlu ve gerekli şeylerin altına imza atmanın neticeleri işte bu eserde. Reel yaşamdan umudu perçinleyen tablolar..haya bulması elzem ama istisna paylaşımlar...
Yarınlar adına umudum arttı açıkçası. Yapabileceğimiz ve yapılması gerekenler böylesine sade ve bir çay içimi rahatlığında masaya yatırılınca ve saygın bir uslubu koruyarak münazaraya konu olunca ....
Ali Demirel'i kutluyor, farkında olmamız gereken bir noktanın altını çizdiği, örnek bir yaşamın ipuçlarını somut bir şekilde resmettiği için...
29.03.2006

Tevhit mücadelesinin çağlar boyu sürdüğüne dair aydınlatıcı bir eser. Demekki süregelne bu mücadele dün vardı, bu günde var ve yarında olacak diyorsuz eseri okuduğunuzda. Tarihin sayfalarını aralıyor ve yapılan mücadelelerin büyüklüğü karşısında hayranlığınızı gizleyemiyorsunuz. Konuya yabancı olmayanlar için çok fazla yenilik getirmesede işaret ettiği noktalar ve toparlanan konular itibarı ile güzel bir çalışma.
Ancak vurgusu yapılan noktaların yanlış anlaşılma ihtimali de yok değil. Zira Hz. Muhammed 'a.s.m.' i bir savaş peygamberi, ve asrı saadeti savaş ve mücadele dönemi gibi algılamak da doğru değil. Mücadelenin boyutlarını, tevhid ve şirk mücadelesini 'silaha ve sıcak savaş tekniklerine' indirgeme hatası yazarlar tarafından değilse de okurlar tarafından düşülebilecek bir hata. Eser bu bağlamda daha geniş perspektif tutarak okuyucuya bu mücadelenin temel esprisi olan noktalara ağırlık verebilirdi. Ancak derli toplu bir çalışma olması yönüylede güzel.
29.03.2006

İnsaoğlu kendini ifade edebilmek için pek çok yol denemiş.Duyguların terennüm edeceği, doğallığın satırlara yansıyacağı yazısal ve sözlü ifade tarzı olarakta şiir ön gözde aracı olmuş...
Şiirler şairlerin ruh aynası gibidir. İfade bulan sözler, dizeler şairin gönül dünyasından beslenen çağlayan gibidir.Özgür bırakıldımı çoşar,gem vurmak set çekmek ne mümkün...
İşte bir gönül ustasının pak sinesinden en latif ve en nadine dizeler...
Bize dair, umut ve heyecanımıza ait...
Okudukça değer kazanan ve satırlar içinde çıkılan huzurlu bir gezintiyle;kimi zaman heyecanlandıran, kimiz zaman çoşturan kimi zaman duygulandıran ve her lahza 'umut'aşılayan bir kitap...
Zevkle ve huzurla okunası bir uslubla kaleme alınmış. Her sinenin kendisine ait bir dizeyle karşılaşacağı, şahane bir ruh haletine kavuşaçağı bir eser...
29.03.2006

Esere daha başlarken farklı bir ufka doğru yol aldığınızı hissediyor, ışığa yakınlığınızla aydınlandığınız hissine kapılıyorsunuz.
Farklı konu başlıkları altında derin ama akıcı anlatımla insan ruhunu doyuran bilgiler..
Işığa hiç bu kadar yakın olmamış, ışığa giden yolda bu kadar zevki ve kolaylığı yaşamamış olanlar eserin lezzetini daha iyi anlayacaklar.
Özellikle insan sevgisi etrafında şekillenen konularda insanın bırakın başşklarına kendisine olan saygısının gerekliliği ve 'emanete'sahip çıkması gerekliliği o denli güzel ve isabetli bir anlatımla ' Hayatın Gayesi' başlığı altında şekillendirilmişki; etkilenmemek mümkün değil. Kitabın ufuk açıcı özelliği sayesinde zevkle ve bir çırpıda bitilmesi gerektiği hissi insanda otamatikman uyanıyor. Üstelik farklı konu başlıkları altında toplanan yaılardan oluşması da bir çırpıda bitirme fırsatı ve vaktini yakalayamayanlar için konu bütünlüğün ve konsantrasyon kopukluğu oluşturmadığı için anlaşılırlığını kolaylaştırıyor.
Eser çağ ve Nesil isismli serinin 7. kitabı olarak piyasaya çıktı ve esere ön söz yazan Ali Çolak beyin leziz uslubuyla içeriği tanıtıldı. Eseri okumadan ön sözü okuduğunuzda bile eserin ne denli kıymettar olduğunu anlıyor biran önce okumak için sabırsızlanıyorsunuz.Ali çolak Beye de buradan teşekkür etmek gerek oldukça manidar bir şekilde eseri tanıtmış, özümsemiş ve okuyucuya takdiminde emeği geçmiş...