Romanda hakkında söylenecek şeylerin hepsi güzel şeyler.
Öncelikle başarılı kurgu ve özgün buluşlar. Özellikle de Esrarname ile ilgili olan kısımlar. Kitabın yazılış, saklanış biçimleri, kitabın yerini gösteren siyah lekeler, okunamayan metinler vs. Peşinde onca sakıncalı ilim üstadı koşarken kendini temiz bir merakla, arzuyla isteyen bir kızcağıza kendi kendine gidivermesi, kitabın da bir canı olduğuna ikna ediyor okuyucuyu. Kitabın peşinde bir büyücüyle birlikte daha kötücül bir varlığın da olması kurguya sadece bir iyi-kötü mücadelesinden daha ayrı bir derinlik katıyor.
Yazım dili de çok başarılı. Romanın dilindeki masalsı hal, okuyucuyu anlatılan hikâyeye tıpkı çocuklukta, soba başında yaşlıların anlattığı masallara inanıldığı, gibi inanmaya itiyor. Bu anlamda yazarı sanki karşımızda oturmuş da bize eski zamanlardan bir masal anlatıyormuş gibi hissediyoruz.
Karakterler de çok başarılı. Nagehan, Muntazar, Ali Cengiz, İbrahim Etkem Bey. Her biri roman kurgusuna bir şeyler katıyor ve romanda boşa yaratılmış, gereksiz hiçbir karakter yok. Mesela Nagehan'ın naifliği. Süper güçler kazanmasına rağmen nihayetinde bir insan olduğunu, bir kadın olduğunu anlatan sıcak metinler. Babasından çekinmesi, saf bir aşka tutulması vs.
Ve son olarak Esrarname metinlerinin başarısı. Karanlık metinler hissiyatını iyi vermesi. Bu noktalarda yazarın eski Türkçe kelimeleri ve dili başarılı kullanımı.
Yazarını gönülden tebrik ediyor, yene eserlerini merakla bekliyorum.