Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Çocuk gelişimci Tarafından Yapılan Yorumlar
Ailemle 52 Derste Ahlak’ı okurken bunu sadece bir kitap değil, ailece yürünecek bir yol haritası gibi hissettim. Her ders günlük hayattan örneklerle, sade ve anlaşılır bir dille ele alınmış. Öğüt veren bir üsluptan çok, birlikte düşünmeye ve konuşmaya davet ediyor. Özellikle çocuklarla değerler üzerine sohbet etmek isteyen aileler için çok kıymetli. Okudukça “bunu hayatımıza nasıl taşırız?” sorusu kendiliğinden geliyor. Aceleyle okunup kenara kaldırılacak bir kitap değil; sindire sindire, ailece paylaşarak okunması gereken, kalıcı iz bırakan bir kaynak.
Mehmet Âkif’in dili güçlü ama samimi, sert ama yol gösterici. Her satırda sorumluluk, çalışkanlık, ahlak ve inanç vurgusu var. Özellikle gençlere hitap ederken öğüt verir gibi değil, omzuna elini koyup konuşur gibi yazmış. Okurken zaman zaman durup kendi hayatımı, duruşumu sorgladım. Bugüne de çok şey söyleyen, insanı silkileyen ve düşünmeye çağıran bir eser. Sessizce okunup geçilecek değil; içe alınması gereken kitaplardan biri.
Satranç’ı okurken insan zihninin yalnızlıkla ve baskıyla nasıl sınandığını derinden hissettim. Stefan Zweig, küçücük bir metnin içine korku, takıntı ve deliliğe varan bir iç mücadele sığdırmış. Satranç burada sadece bir oyun değil; zihnin hayatta kalma çabası. Okurken gerilim hiç düşmüyor, sayfalar ilerledikçe karakterin iç dünyasına daha da çekiliyorsunuz. Kitap bittiğinde bende kalan his şu oldu: İnsan, özgürlüğü elinden alındığında bile zihninde bir sığınak arıyor ama bazen o sığınak da insanı tüketebiliyor. Kısa ama sarsıcı, uzun süre etkisi geçen bir kitap değil.
Zaman Makinesini okurken bunun sadece bir bilim kurgu olmadığını fark ettim. H. G. Wells, zaman yolculuğunu bir araç olarak kullanıp insanlığın geleceğine, sınıf ayrımlarına ve gücün nasıl yozlaşabildiğine dair güçlü sorular sorduruyor. Hikâye akıcı; merak duygusu sürekli canlı kalıyor ama asıl etki kitabı bitirdikten sonra başlıyor. Geleceğe dair çizilen tablo beni hem düşündürdü hem de ürküttü. “İlerleme” dediğimiz şey gerçekten herkes için mi, yoksa bazılarını geride mi bırakıyor diye sordum kendime. Kısa ama yoğun, sade ama derin bir kitap. Okuması kolay, etkisi uzun süre akılda kalanlardan.
Bir Şeftali Bin Şeftali, masal gibi başlayan ama insana gerçeği usul usul düşündüren bir anlatı. Bir şeftali ağacı üzerinden adalet, emek, paylaşma ve haksızlık kavramlarını öyle yalın anlatıyor ki, okurken durup “biz nerede duruyoruz?” diye sordum kendime. Samed Behrengi’nin dili sertleşmeden sarsıyor; bağırmadan düşündürüyor. Bitirdiğimde içimde buruk ama uyanık bir his kaldı. Küçük bir hikâye gibi görünse de, etkisi uzun süre akılda kalan kitaplardan biri.