Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
esraklc_ Tarafından Yapılan Yorumlar
Sarah Jio adına aldanıp, gözüm kapalı aldığım bu kitabı zor bitirdim diyebilirim. Farklı yazarların, savaş ve istasyonlarla ilgili yazdığı kısa hikayelerden oluşuyor kitap. Tabiki en güzeli Sarah Jio'nun hikayesiydi. Zaten diğerlerini okumaya bile değmez. Sonlarını bile merak etmedim hikayelerin o derece.
Kısacası benim için büyük hayal kırıklığıydı. Sadece Sarah Jio'nun 38 sayfalık hikayesi için de para verilip alınmaz bence. Üzgünüm tavsiye etmiyorum.
Yazarın hayatından kesitler küçük küçük hikayelere dönüşmüş ve bu hikayeler beni çocukluğuma götürdü. Bazı yerlerde annelerin duygularının dile getirildiği gibi, evlatlar da anne öğüdü dinler gibi okumalı.Oymalı koltuklardan, panjurlara ve hatta salonda "dan dan" öten saat e kadar herşey 90'lı yıllardaki çocukluğum...
Bazen kendimizi yiyip bitirdiğimiz haksızlıklar o kadar güzel dile getirilmişki, hiç müdanasız ve dosdoğru. Yeri geldi gülerek, yeri geldi hüzünlenerek okudum satırları.
Zeliş, yüreğine sağlık ve aynı özlemleri bana da yaşattığın için çok teşekkür ederim.
Bence her anne, her evlat okumalı...Eminim herkes kendi penceresinden bakıp yaşayacaktır bu duyguları.
Bu kitap gerçekten çok iyiydi. Yazarı ilk defa okudum ve kesinlikle son olmayacak. Anlatımı, dili çok akıcı. Polisiye kitaplarda tıbbi anlatımlar eklenince benim için tadından yenmiyor resmen. Konusuna gelirsek;
Sara başarılı bir doktordur ve polis olan kocasının ölümünden sonra ilk defa eski yaşadığı yere geri döner. Döndüğü gün olaylar başlar. Cinayetler peş peşe işlenir. Dedektif Will, Sara ile olayları çözmeye çalışırlar...
Bazı sayfalarda katili tahmin ettiğimi sandım ama yanılmışım.Ben çok beğenerek okudum ve polisiye severlere mutlaka tavsiye ediyorum.
Kelebek Adası uzun zamandır okunmayı bekleyen kitaplarımın arasındaydı ve en sonunda okuyup bitirebildim. Beklentimi çok yüksek tutarak başladığım için mi bilmiyorum, bayıldım diyemem ama güzeldi. 479 sayfa yerine 300 sayfa olsaymış uzatılan yerler olmazmış diye düşünüyorum.
Kitabı okurken gerçekten çok sinirlerimin bozulduğu yerler oldu, ama çok enteresan ki ilk defa sinir olduğum bir kitabı herkese tavsiye ediyorum. Alex'in çocukluk döneminden gençlik dönemine geçerken yaşadıklarını yazar o kadar güzel hissettirmişki, önceden yaptığınız şeylerin ilerleyen yaşlarda tat vermemesi duygusunu okurken kendinizden bir parça bulacağınıza eminim. Kitap argo kelimeler ile dolu ama hiç rahatsız etmiyor.
Otomatik Portakal, hem hüzün,hem acıma, hem sinir hepsini bir arada yaşatıyor. Aynı zamanda anlatılması gerçekten zor bir kitap. Onun için mutlaka sizlerde okuyup Alex ile tanışın diyorum...