Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
KY-468225 Tarafından Yapılan Yorumlar
İnkılpa tarihi kitabı gibi kitap. Yazarı da emekli askermiş zaten...
Kitap bana yeterli gelmedi. Sanırım yazar Mikail Bayram’a kızıp “ne yalanlar yazmış bu, şunun ipliğini pazara çıkarayım da görsün gününü” deyip oturmuş bu kitabı yazmış.Kitap iki bölümlü. Birinci bölümde Mevlananın yaşadığı dönemdeki astığı astık kestiği kestik zevat ile ilişkiler, ikinci bölümde ise moğol ajanlığı ile ilgili doğrudan doğruya Mikail Bayram’ın yazdıklarını çürütmeye yönelik kanıtlar.
Tamamen mevlevi kaynaklarından faydalanılarak kotarılmış birinci bölümün özeti şu: bu anlı-şanlı zevat zaman zaman mevlanayı ziyarete geliyorlar, Mevlana da her seferinde bunlara ayar vererek göneriyor, kapılarda bekletip süründürüyor, fırça atıyor, küçümsüyor vs.
İkinci bölümde ise Mikail Bayram’ın mevlana moğol ajanıdır iddiasını dayandırdığı kaynakları yorumlayarak cevap veriyor. Burda da söylediği ya Bayram yalan söylüyor ya da Bayram sözü yanlış yorumlamış. Ahilerle de arasının iyi olduğunu söylüyor.
Tabi kitap sonunda insanın aklında iki soru kalıyor: Kitaptan anlaşılıyor ki Mevlana’nın ciddi bir siyasi gücü var. Peki bu gücün kaynağı nedir? Kitap bu soruya cevap vermiyor.
Ben bu Kazım Mirşan ve Haluk Tarcan arasındaki ilişkiyi anlayamadım henüz.Usta çırak? Takım çalışması?Donkişot ve sanço? Aralarında şöyle bir görev paylaşımı yapılmış Kazım mirşan araştırmayı yapar Haluk Tarcan'da kitabı yazar. Haluk Tarcan niye araştırma yapmaz?Kazım mirşan niye kendi araştırmaların sonuçlarını kendisi yazmaz?
Haluk Tarcan'ın yazdıklarını da anlamak imkansız? O kadar farklı şeyler yazıyorlar ki bizim şimdiye kadar okuduklarımızdan. Kaya resimlerini okuyor adam ve anlamsız bir takım cümleler oluşturuyor ve bu cümleyi yorumluyor. Nasıl okuyor, bu yorum nerden çıktı? Velhasıl kapasitem yetmedi anlamaya ve ben de bu çalışmaların benim anlayabileceğim bir hale gelmesini beklemeye karar verdim. Yorumlara bakarsak bazı arkadaşlar anlamış.. Bendemi bir problem var acaba?
Evet eski türk tarihinin biraz yüzeysel yazıldığını düşünüyorum ben de ama..
Sürükleyici, bir çırpıda okunup bitirilebilecek bir roman. Kurgusu, dili iyi, çeviride ve dizgisinde bir problem yok. Yazarın köhne dünya adlı eserinden sonra okuduğum ikinci romanı. İkisini birden düşününce aklıma yeşilçam filmleri geliyor. Aynı kadrolarla, aynı senaryolarla ama farklı isimlerle çekilmiş filmler gibi. Mesela Cüneyt Arkın Battal Gazi, Karamurat, Malkoçoğlu gibi kahramanlarla sürekli Kahpe bizans la mücadele etmiş, ama hep aynı cüneyt'i oynamış, yan rollerde benzer karakterlerle hep aynı kişiler rol almış. Bu iki roman da bana aynı karakterlerle farklı kurgulanmış iki senaryo hissi verdi. Aynı kelimeler,deyimler, aynı beylik laflar. Biruni ile Ali Kuşçu sanki aynı kişiler. Mirza Abdüllatif ile Sultan Mesut sanki aynı kişiler. Romanlar gerçek hikayelerden yola çıkmış ama içindeki kişilkler karikatür gibi, yeşilçam filmlerindeki gibi iyiler ve kötülerden oluşmakta. Bilim adamları iyi, devlet adamları kaypak, sultanlar zalim, din adamları ise kötü hatta düşman.
Bir de merak ettiğim bazı kahramanlar tütün kullanıyor romanda. 1450 lerde tütün var mıydı eski dünyada?
İlk eleştirim kitapyurdu.com'a. Kitapların tanıtım yazılarında öyle fiyakalı laflar yazıyor ki "hmm bu ciddi bir araştırma kitabı" deyip alıyorsunuz. Ama gelen kitap bir gazete yazıları derlemesi. Sn.Akyol gazetede çıkan yazılarından bir kitap oluşturmuş. Kitaba fiyakalı bir isim vermiş ve fiyakalı da bir tanıtım yazısı oluşmuş. Bu konularda kaynak kitap arayan benim gibi sazanlar da hemen oltaya düşmüş.:)) Evet bu kitap bir gazete yazıları drlemesi. İlgili gazeteden yazarın tüm yazılarına ulaşmak mümkün zaten. Kitaba para vermeyip yazarın yazılarını kopyalarsanız bir kaç kitap ta siz oluşturabilirsiniz.
Sn.Akyol gündelik konularda sosyolojik analizlerini ve de politik görüşlerini katıp kolay okunabilen yazılar yazan bir gazeteci. Fazla da söyleyecek bir şey yok zaten gazete yazılarına internetten ulaşmak mümkün.