Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Kül Erkin Tarafından Yapılan Yorumlar

29.01.2011

Günümüz edebiyatçıları arasında televizyon programları ve senaryolarıyla ön plana çıkmayı başaran Tarık Tufan'ın ilk okuduğum kitabıdır. Kendini bir hikaye kahramanı olmanın rahatlığına bırakarak yazmış eserini. Roman mıdır, hikaye midir, teknik bir konu... Fakat her ne ise gayet güzel bir "kafayı yeme" portresi görüyoruz. Kafayı yemek, anormal midir, yoksa normal midir, konusunda bir soru da çıkıyor aslında kitabı okurken. Çünkü; kahramanımız etrafımızda sıkça rastlayabileceğimiz insanlardan bir tanesi. Bir yönüyle sıradan, bir yönüyle sıradışı. Mesela ailevi problemler yaşamış o da bir çoğumuz gibi, bu normal yönü. Amaçsız kitapları yakıp işten atılmayı göze alırken de olabildiğince de sıradışı bir kahraman. Okumak ve okudukça kendimizden birer parça bulmak zevkliydi.
29.01.2011

Necip Fazıl diğer bazı eserleri gibi (Çile, Bir Adam Yaratmak vs.) bu eseri de övmektedir kitabın başında. Yanılmıyorsam, 3 gece teravihten sahura kadar olmak üzere konferans şeklinde okuduğu bir çalışmadır ilk başta. Daha sonra teyp kayıtlarından sayfalara dökmüştür Necip Fazıl övdüğü eserini. Batı Tefekkürü'yle başlıyor, fizoloflara ve akımlara kıymet hükümleri vere vere 20. yüzyıl Batı'sına kadar geliyor ve bazı fizoloflara, şairlere sempati göstermekle birlikte (Kant, Heidegger, Rimbaud vs.) umumiyetle yerden yere vuruyor Batı'yı... Ve İslam Tasavvufu'nu anlatmaya koyuluyor. Tasavvufun inceliklerini, gayesini, çıkış noktalarını -çoğunlukla Nakşibendi tarikatını baz alarak- sunuyor dinleyici/okuyucularına. Güzel bir eser; felsefe ve tasavvuf dünyalarına bir yerden başlamak isteyen Türk gençlerinin ön bilgi almak bakımından okumalarında fayda var.
29.12.2008

Necip Fazıl'ın bir diğer kısacık kitabı, tiyatrosu... Horasan'dan evini, ailesini kaybedip Anadolu'ya göç eden Yunus Emre'nin tasavvuf yoluna girişi... Bugüne kadar hiç bir tiyatro eserinde görmediğim müthiş bir sembolizm var bu eserde.

Yunus Emre, bir köye gidiyor, köydekiler ölümü bilmiyor. "Gelsin diye çağrılmadan" karşıki dağa gitmiyorlar. Çağrılanlarsa tasavvuf yoluna giriyorlar. İşte Yunus da bu dağda bir sesle karşılaşıyor. Bu ses, Tabtuk Baba'nın sesidir. Tabtuk Emre'nin dergahına vardığında da aynı sesi duyan Yunus, daha sonra yıllarca hizmet edeceği dergahta çilesine başlıyor. Kitabın tamamındaki Yunus'un şiirlerinden alıntılar da kitabı ayrıca güzelleştirmiş. Hele en sondaki "Dolap niçin inilersin" kısmı ve Yunus'un Molla Kasım karşısındaki şairane savunması tekrar tekrar okunulacak kadar güzel.
29.12.2008

Belh Sultanı'yken birdenbire bir dervişin izinde tasavvufa yönelen, "zehirle pişmiş aş"tan bir lokma alarak hayatını değiştiren abide şahsiyetin öyküsü. Bu öyküyü Necip Fazıl'ın eşsiz tiyatro tekniğiyle okumak, hayalinizde canlandırmak isterseniz buyrun, alın.

Necip Fazıl'ın diğer pek çok piyesinde olduğu gibi yine "isim" namına pek bir şey yok. Yalnız "İbrahim Ethem"... Diğer karakterler "komutan, derviş" gibi yaptıkları işe göre isimlendirilmiş. Bu da eserin orjinalliğini arttırmakla kalmıyor, aynı zamanda kolayca okunulmasını da sağlıyor.
29.12.2008

Kafka'yı hatmetmeye başladığım eseri... Günün birinde bir uyanıyorsunuz, pir uyanıyorsunuz. Artık iğrenç bir böceksinizdir. Bütün kitap boyunca, bunun bir hayal mi olduğunu düşünüyorsunuz. Ama hayır. Gerçekten karakter böceğe dönüşmüştür.

"Farklı" insanların toplumdan dışlanışlarını böceği sembolize ederek aktaran Kafka, son derece başarılı bir yapıt ortaya koymuş. Üslubu ve usülü harika. Akıcı, sürükleyici, kısa bir roman.