Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Kül Erkin Tarafından Yapılan Yorumlar
Minah'ta, Seyyid Sibğatullahi el-Arvasi'nin sohbetlerinden derlenmiş "minah"lar bulunuyor. Minah galiba vergi anlamına geliyor, ben adını tam anlayamadım açıkçası. Ama kitapta, tasavvufa meraklı arkadaşların sorularına cevap olacak minahlar var. Bilhassa tarikat adabı ve Nakşibendiliğin bazı yönlerini öğrenmek mümkün. Tarikat ehli olmayanlar için de alınacak dersler var...
Beşinci Mevsim. Bu mevsimi yaşamak, ikliminde dolaşmak, havasını solumak... İşte kitaptan elde edeceğiniz şey budur. Beşinci Mevsim şairane bir iklimde geçer, ıstırap dolu, aksilikler dolu, tezat dolu bir iklim... Birçoklarının ve benim üstad'ım olan Karakoç'un bir diğer önemli eseri. Önemli diyorsam, aldanmayın; bütün eserleri birbirinden değerlidir. Ama ben Beşinci Mevsim ve Vur Emri'ne dikkat çekmek isterim...
"Günümüzün en büyük halk şairi" olarak nitelendirilen Abdürrahim Karakoç'un tamamını okuduğum ilk şiir kitabı. Kitapta Hasan'a Mektuplar bölümü ilgi çekicidir. Kitabın ben çok eski bir baskısını incelemiştim, onun da kapağında bir hat figürü vardı, bu baskının da öyle göründüğü kadarıyla... Bu "Allah aşkına vur" emrine işaret ediyor olsa gerek. Tohtur Beg, Hakim Beg gibi şiirlerde sanırım bu kitaptaydı. Gerçekten hecenin son silahşörlerinden Abdürrahim Karakoç'un çok önemli bir eseri. Onu yaşarken anlamalı..
Bir devrin "Ülkücü ağabey"i, bugünkü devrinse dürüst siyasetçisi ve bir türlü beklenen yükselişi gösteremeyen bir partinin başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun bir diğer yönü, bilinmeyen demeyeceğim bu yönü için televizyona çıktığı programlarda da bu yönünden çokça bahsediliyor. Kitap hakkında konuşmak gerekirse, -ben de partisinin destekçisi bir aileden geliyorum- kitabı bana babam bir kongre sonrası almıştı. Şiire ilk başladığım sıralar... Okudukça, şiirler hoşuma gitti. Serbest şiire bakışımı değiştiren kitaplardandır bu. Zırlamayan, mananın ipini koparmayan bir kurgulama... Sıkmayan, duru bir dil. Muhsin Bey'i az-çok tanırım, uzun yıllarını cezaevinde geçirmiş ve hiçbir suçunun olmadığına kanaat getirilip serbest bırakılmış bir insan... Onun hakkındaki bu bilgiyi göz önüne getirirsek, kitap büyük bir duygu yoğunluğunun eseri. En çok aklımda kalansa, "beni dört duvar arasına tıktılar, ama ben aslında burda değilim, benim ülküm madde mi ki?" anlamına çıkan birkaç mısraı vardı, gerçekten okunması gereken bir şiir kitabı.
Attila İlhan'ın o dönem için eskileşen tarzından yeni tarzına geçişin görüldüğü ilk kitabı... İçindeki şiirler bu yüzden farklılık gösteriyor. Merhum'un klasikleşen şiirlerini içeren bir kitap. Az sayıda şiir olmasına karşın, okudukça okuyası geliyor insanın. Bela Çiçeği, Sen Benim Hiçbirşeyimsin, Aysel Git Başımdan gibi şiirleri aşkı farklı yönleriyle yansıtan önemli eser örneğin... Ama kitapta en çok dikkatimi çeken bir dizi mensur şiir ve serbest şiirden oluşan Cinnetsaray'dı. Attila İlhan'la tanışmamı sağlayan kitap budur, siz de tanışmak veya tanışıklığınızı ileri götürmek isterseniz, bu kitaba mahkumsunuz...