Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Kül Erkin Tarafından Yapılan Yorumlar

29.03.2008

Uğur Arslan'ı zaten televizyondan tanıyoruz. Albümlerini de alıyoruz... Ama onu tam olarak tanıyabilmek, anlayabilmek için bu kitap bire bir. Şiirleri çok güzel, serbest şiirin en güzel örneklerinden...
29.03.2008

Seyyid Muhammed Saki Erol'un Semerkand Dergisi'nde yayınlanan yazılarının bir kısmını içeren kitap, bulunmaz bir hazine değerinde... Çağın olaylarına, en çağdaş İslami pencereden bakışın örnekleriyle dolu kitap. Her yönüyle yol gösterici, sade, açık, anlaşılır ve ÇAĞDAŞ!..
29.03.2008

Anlatım olarak, bir din adamı olan yazarının da belirttiği gibi hiçbir iddiası olmayan roman, okurken sizi sıkacak. Ama okuduktan sonra düşünmeye koyulacaksınız... Olayları, okurken değil de, okuduktan sonra canlandıracaksınız aklınızda, yaşayacaksınız... Babasını kaybedip hayata bir yetim olarak atılan çocuğun büyüyüp aşık olması ve aşkının da hazin bir şekilde son bulması yüreğinizi burkacak.

Kitaplığınızda, Bilmen'in cilt cilt ilmihallerinin, ansiklopedilerinin yanında bir köşede bulunması gereken bir roman.

Büyük din adamının gençlik heyecanıyla yazdığı yegane romanı!..
29.03.2008

Şu anda okuduğum kitap... Mükemmel etkileyici, anlatım harika, tasvir harika, ruh harika. Tolstoy'un en önemli eseri, şaheseri budur denebilir. Anna Karenina ile karşılaştırınca onu, ona katlar. Çok güzel, çok etkilendim bu kitaptan.

Kitabı okurken, Maslova karakterini gözünüzün önünde öyle bir canlandırıyorsunuz ki; sanki odanızın içinde Maslova da sizinle bir nefes alıp veriyor, sanıyorsunuz...

Şiddetle tavsiye ediyorum!
08.03.2008

Emine Işınsu'nun bu eserinde pek çok tutsaklığı iç içe bulacaksınız. Baudelaire'in "spleen", Ahmet Haşim'in "melal" ve Necip Fazıl'ın şiirlerinde "hafakan" adını verdiği duygular üzerine kurulmuş romanda, evvela kız çocuğunun küçüklüğündeki tutsaklığı, kadının sosyete içindeki, erkeğinse hırsının kollarındaki tutsaklığı, sonra da Türkmeneli'nin Irak'taki tutsaklığı, ezilmişliği ele alınıyor. Sosyete, çevre, şu-bu adındaki insan sürüleri içerisinde farklı olan kişiler öne çıkarılıyor. Bunlardan birisi -baş karakter- Ceren, birisi Ceren'in en yakın arkadaşı (adı aklıma gelmiyor şimdi), diğeri Erbil'de hunharca öldürülen Tarık, biri de sadece sözü edilen -o zamanlar albay olan- Alparslan Türkeş...

Ceren'in, ailesi içerisinde tutsak büyüyüşü ve evlilikten sonra da bu tutsaklık içerisinde kocasının bütün haşarılıklarına, ihtirasına, aldatmalarına göz yumması... Tarık'ın vatanının sesini "Anavatan" dediği Türkiye'de duyurma çabaları...

Kitabın başında zaten Tarık'ın asıldığı belirtiliyor. Aralıklarla Tarık'ın yaşadığı ve Türkiye'de bulunduğu zamanda yaptıklarına da değiniliyor. Kitabın sonunda ise, aynı zamanda ressam da olan Ceren'in, uzun süredir girmediği atölyesinde Tarık'ın yarım kalan portresinin üzerindeki perdeyi indirmesi ve "hah, şimdi delirecek" dedirten düşünceleri, resmi tamamlaması, dağınık kafasının içindekilerde ve Tarık'ın komunist Barzani militanlarınca öldürülüşünde çözümlenmeye gidiliyor ve bu olup bitenler, bir Türk romanında görülmeyen incelik ve çekicilikle -adeta- sahneleniyor.