Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Kül Erkin Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitapta daha ilk sayfadan itibaren okuyucuyu büyük merak içinde bırakmayı iyi kotarmış sayın pek ünlü grange. ünlü diyorum, bu adamın kitaplarını tavsiye eden çok kişi olmuştu bana polisiye seviyorsun grange’ı da seversin muhakkak diye.. sevilmeyecek bir adam değil bu türe meraklılar için belki ama nasıl diyeyim biraz çerez gibi. kurgu, olay ve kişilerin bu denli çetrefilli bir ortamda birbirlerine bağlanışları gerçekten çok iyi ama sırf gerilimin dozunu arttırayım okuyucu biraz daha kasılsın, bu gece rahat uyuyamasın diye vermiş coşkuyu vermiş coşkuyu...
Bu kitap Azerilerin deyişiyle benim “en sevimli” kitaplarımdan biri. Gerçekten çok sıcak duygular veren, eğlenceli ve içinde adından da anlaşılacağı gibi bol bol yemek tarifi olan (aslında bunlar tam tarif değil ama yemeklerin yapılışı hakkında fikir veriyor)
Hikaye Sicilya’da geçiyor. Çocukluğundan beri mutfağı kendisi için bir sığınak ve tapınak haline getirmiş Rosa çevresinde genç yaşında iyi bir aşçı olarak tanınır. vs. vs.
Güzel, cazibeli bir eser... Tavsiyelerim arasında...
Sevdiğim bir yazar ve düşünür olan Alain de Botton’un Sel Yayıncılık’tan çıkan kitaplarından biri. 191 sayfa. Ben sanırım 8-9 saatte okudum. Ama her yerde okunmaz. Bazı şeyleri iyice anlayarak ve kafa yorarak geçmek gerekiyor.
Adının hissettirdiği gibi "şunu-bunu nasıl başarırsınız" türünden bir kitap değil elbette. Bu kitap bir insanın diğerlerine ilginç gelebilecek bakış açısını gösteriyor bize. Muamma yazarlardan biri olan Proust’un. Aynı zamanda onun anlaşılmayan romanları hakkında da bir bakış açısı gözler önüne seriliyor.
Bu kitabında "seyahat" kavramı ve edimine farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor Alain de Botton. Herşeyin hızlıca yaşanıp tükendiği günümüzde önemli olanın kısa zamanda daha çok km. katetmek, "filanca yere, filanca yere gittim" demek ya da yazar söylemese de sık sık düşündüğüm "şuranın şusu meşhurdur,onu aldım veya şunu filanca seyahatimden almıştım" cümlelerini sarfetmek olmadığını anlıyoruz seyahatte. Seyahatin ruhumuzda, aklımızda, yaşama bakış açımızda iz bırakması gerektiğini söylüyor yazar.Seyahatte hızlıca yürümeyip, oradan oraya koşmadan etrafımıza ve bu arada içimize iyice bakmanın, gözlem yapmanın, farklılık ve güzellikleri keşfetmenin ayrıcalığını hissetmenn önemli olduğunu anlıyoruz. Hatta bir yere yetişmeye çalışmadan oturduğumuz mahallede yaptığımız yürüyüşlerin de birer seyahat olduğunu farkediyoruz.
Sol elinizle sağ elinizin bilek güreşinde hangi kolunuz kazanır ? Cevabı sizin kazanacağınız açık olmasına karşın kendi kalesine gol atan bir kişi gol attığı için sevinir mi yoksa gol atmasına karşın amacına ulaşamadığı için üzülür mü ? Bir kişi kendisini öldürmeye karar verse ve bu kararının sonucunda kendisini öldürmese intihar edemese sonuç kişinin kendini öldürmemesiyel başarıya mı ulaşmış olur yoksa kendi belirlediği bir hedefe ulaşamadığından dolayı eksik kalmış mı olur ?
İşte her ne şekilde olursa olsun kazanan esasında siz gibi dururken gerçekten biz mi kazanıyoruz yoksa biz kazanmak için kendimizle oyun oynayıp daha sonra bu oyunu kendimiz içinde içselleştiriyor muyuz ? İşte bu tarz soruların cevabını arıyorsanız ve küçüklüğünüzde sokağa çıkmanızın yasak olduğu akşam üstlerinde evin bir köşesinde tek başınıza misket oynarken kendinizi bir tarafa kendinizin diğer kısmını başka bir tarafa alıp kendinizi rakip olarak görüp kaybetseniz dahi o da bendim nasılsa diye sevinengillerden iseniz bu kitap tam sizin için...