Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

elfi Tarafından Yapılan Yorumlar

18.04.2008

Kitap, belgelere dayandırdığı anlatımını romansı bir hava vererek okuyucuya sunuyor. Yazılanlar gerçek olduğundan haçlı seferlerinin o dönemde doğuya yaptığı zulmü açıkça ortaya koyuyor. Bu açıdan bakınca ABD'nin bugünkü Irak seferi de daha anlamlı oluyor. Okunacak bir kitap; yüzyıllar geçtiği halde doğu-batı denkleminde çok şeyin değişmediğini gösteriyor bize.
18.04.2008

Eğer biyografi okumak istiyorsanız, ki bu edebiyatımızın roman gibi isteğin ön planda tutulup da okunan bir türü değildir, Stefan Zweig en iyi tercih olacaktır. Rus Edebiyatına ilgim dolayısıyla Tolstoy'a ait bölüm daha çok aklımda kaldıysa da kitabın tümünün büyük bir zevkle okunabileceğini düşünüyorum. Kadınları peşinde koşturan Casanova'nın belki de tüm sermayesi olan gençlik ve çekiciliğinin elinden gitmesi dolayısıyla biraz da öfkeden kalemi eline alıp kendini ölümsüzleştirmesini okuyorsunuz, Stendal'in neden romanlarını " mutlu azınlığa" ithaf ettiğini anlıyor,Tolstoy'un , dünya edebiyatının o en büyük dehalarından birinin karısının hükmünden kurtulamayışını, kendi çağdaşı ,sefalet içinde yaşayan başka bir yazara- Dostoyevski- belki de sırf bu sefaletin içinde yaşayıp acıyı hissettiği için öfke ve kıskançlık besleyişini öğreniyorsunuz. Bu kitap bir bilgi kaynağı değil. Kesin gerçekliklerin peşinde değil. Bu müthiş bir yorumlama yeteneği. Stefan Zweig'ın genç yaşta kaleme aldığı üçlemenin bir tanesi olan bu kitabı okuduğunuzda ona , kaleminin gücüne gerçekten hayran kalıyorsunuz. Evet bu üç büyük usta kendi hayatının şiirini yazıp yazarımızın eline teslim etmiş fakat Stefan Zweig'ın bu şiirleri yorumlayışı en az onlar kadar hayranlık uyandırıcı yeni bir şiir oluşturmuş...
18.04.2008

Umberto Eco'nun Baudolino'su ,Foucault Sarkacı ve Gülün Adı kadar beni dehşetle sarmasa da bir üstadın romanı. Baudolino bir yalancı. Bunu size kitabın başında söylüyor ve bundan sonra size yaşamı ile ilgili anlattığı tüm hikayelerin inandırıcılık sorununu baştan kendi sorumluluğundan çıkarıyor. Ona inanıyor musunuz? Bu sizin bileceğiniz iş... O size ne anlatırsa anlatsın, hangi diyarda dolaştırırsa dolaştırsın kuşkunuzu da beraberinizde getirmeniz gerektiğini baştan söylemişti. Kutsal kaseyi arayanların yolculuğu anlatılıyor romanda. Kutsal kase ve diğer kutsal eşyalar bir yalanın ve kandırmacanın ürünü haline geliyorlar. Şöyle de düşünülebilir: Bir eşyaya kutsallık yüklememiz onun gerçek varlığından ziyade bizim için temsil ettiği düşünce nedeniyledir. Siz onun gerçekliğini kabul ettikten sonra o artık gerçektir. Yalancı Baudolino'nun hikayesine inanmak istiyorsanız o gerçek bir hikayedir artık...
17.04.2008

Umberto Eco çağımız yazarlarının en önemlilerinden. Kendi uzmanlık alanı da olan Ortaçağ Avrupasını , Hristiyan dünyasının mezhep çatışmalarını bir seri cinayet kurgusunun içinde vermiş bir yazar. Eco okumak kolay değil. Basit bir polisiye roman olarak düşünmemek gerekiyor. Eco okumaya başladığınızda onun sizi okur olarak bir üst basamağa taşıdığını fark edeceksiniz.
17.04.2008

Dostoyevski bir deha . Suç ve ceza da bunun en önemli kanıtlarından biri. Raskolnikov bir öğrenci, parasız ve yüce fikirler uğruna bir SUÇ işliyor: Toplumu ileri götüren büyük insanlar suçtan muaftırlar. Bu fikir üzerine işlediği cinayet onun en önemli yargıcın karşısına çıkmasına yol açıyor: "vicdan"
Hiçbir mahkeme insana vicdanının kestiği ağırlıkta bir "CEZA" veremez.