Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

_nur_ Tarafından Yapılan Yorumlar

18.11.2007

kitabın arka kapağındaki yazı içeriği çok güzel anlatmış.. buket uzuner'i ilk olarak bu kitapla tanıdım ben.. ve diğer kitaplarını da en kısa zamanda alıp okumayı düşünüyorum..
18.11.2007

yazılarını ve kitaplarını takip ettiğim çok usta bir kalem.. şiir tarzında yazılmış harika hikayeler.. can dündar'ın birçok yazısından etkilendiğimi söyleyebilirim.. en azından bir kitap bile olsa alıp okumalısınız.. =)
17.11.2007

bu oyunu tiyatro olarak izlemiştim ve çok sevmiştim.. gerçekten içinde ince bir mizah ve düşündüren çok güzel bir konu var.. kitabını da kitapyurdundan temin ettim ve arşivime koydum.. buradaki arkadaşlarıma katılıyorum ve bu oyunu mutlaka okumalı ve izlemelisiniz diyorum =)
14.11.2007

kitapyurdundan sipariş verdiğim bu kitabı bir solukta okudum.. elime bugün geçti ve hemen bitti =) içinde düşündürücü dizeler var.. gerçekten güzel bir çalışma.. bir tane de siz edinin..
13.11.2007

Dönüp durup aynı yere dönmek, aynı karanlığa dalmak, aynı sözcüklere tutunmak... Uzun, upuzun sokaklar boyunca koşmak. Yön duygunu bütünüyle yitirmiş, aradığın sesi bir türlü bulamadan koşmak. Ve aynı yere geri dönmek... Bir daha, bir kez daha, bir sonsuz kez daha... Bir süreliğine dışarı çıkmak, sıkıntı verici bir seminerden ya da dehşetine dayanamadığın bir filmden çıkarcasına, yalnızca bir sigara içimi için izin istemek, kendi öykünden, kendi hayatından... Sonra ikinciyi yakmak, bir üçüncüyü, bir daha, bir kez daha... Uzun, upuzun tüneller boyunca koşmak ve hep aynı karanlıkta bulmak kendini. O karanlığın tam içinden konuşmak. Çözülemeyen bir inatla orada durmak. Kıpırtısız. Gecenin karanlık tarafında kalmak. Bazen pencerenin önünden hiç ayrılmamak. Kendine özgü, kendine uygun bir görme biçimi arayarak... Yorgun bir bakışla taramak dünyayı, olduğu gibi belireceği anı beklemek. Bunca uçsuz bucaksızlığına tek bir acıyı, kıymık kadar bir acıyı nasıl sığdıracağını bilememek. Yoğun, ağır, acımasız bir sise bakmak, onunla dolmak, onunla konuşmak. Uysalca uzanmak sisin derinliklerine, incecik bir varlıksızlık halinde, içindeki sisi dışarı taşıyacak sözcükleri aramak. El yordamıyla aramak, yıkıntılar arasında gün ışığını arayan bir hayalet gibi. Yeniden bakmak, yeniden başlamak, yeniden yüzleşmek. Aynı sözcüklerden medet ummak. Yürüyüp gitmek bazen.Acele acele. Kendi doğal ömrünü süren bir yıkımı, bir umutsuzluğu, bir dehşeti, hızla, boydan boya kat ederek, sonuna dek giderek geride bırakmaya çalışmak. Işığın ve gölgenin izini sürmek. Bir adım ardında yürümek, ağır bir maskenin ya da yaralı bir yüreğin. Belki bir sesin... Olanca geçirgenliğinle acısına açıldığın bir sesin... Yürüyüp çıkmak sonra. Hep gecikmiş, hep zedelenmiş. Ardında hemen silinecek izler bırakarak, bir tipide yürürcesine yürümek. Bir daha atlamak anaforun içine, ortasındaki sessiz, ölü noktayı aramak... Uysalca bırakmak kendini, bir sünger gibi emdiğin çamura, çözülemeyen bir inatla orada durmak, karşı kıyıya, "söylenmeyen"in kıyısına bakmak, sürüklenmek ve taşa dönüşmek, dibe batmak için...Yeniden başlamak. Yeniden başlamak bir sigara yakarcasına... (aslı erdoğan)

evet sizce de okunmayı haketmiyor mu? =)