Mevlana Celaleddin Belhi/Rumi'nin kendisi kadar ünlü eseri MESNEVİ, Şefik CAN'ın nefis tercümesi ile adeta yeniden bu ülke ufkunda , Türkçe ülkesinin gönüllerine doğmuş oldu.
Daha önce taa 1940'lı yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yaptırılan Mesnevi tercümesi "-nereden ve kimden kaynaklandığını az-çok bildiğim- bir bereketsizliğe duçar olarak" asla Türk okuru için sahih bir kaynak mertebesine ulaşamamıştı. Hz. Mevlana'nın ehline malum olan himmeti ile Mesnevi hazinesinin bulunduğu Farsca sandığı açarak bu hazineyi gün ışığına çıkaran Şefik Can'a ne kadar teşekkür etsek ve bu şaheseri Türk okuruna suunmayı bir görev bilinci ile başaran ÖTÜKEN NEŞRİYAT'ı ne kadar kutlasak yetmez...
Şefik CAN Rahmet-i Rahman'a kavuşmasından birkaç yıl önce bu Mesnevi tercümesini yaparken hemen farkedilen büyük bir mesai harcamış; Mesnevi'de işaret edilen ayet ve hadisleri de dipnot şeklinde göstererek eserin okur için adeta bir İslami ansiklopedi, bir başvuru kaynağı haline gelmesini sağlamıştır.
Merhum ve mağfur Şefik CAN'ın Hz. Pir Mevlana Celaleddin Belhi/Rumi'nin himmeti olmaksızın asla başarılamayacak bu Mesnevi tercümesini yetmişlerini çoktan aştığı bir yaş döneminde tamamlaması kendileri için her iki cihanda da bol bol yetecek bir rahmet ve kerem vesilesidir. Yeryüzünde Türkçe konuşan ve okuyan insanlar var oldukça -yani kıyamete kadar- Şefik CAN'ın bu tercümesi Hz. Mevlana'yı bilen ve feyzinden yararlanmak isteyenlere yetecek bir hayat iksiri olacak ve sadaka-i cariyye olarak amel defterine kaydolunmağa devam edecektir.
"Aşk ehli gitti muhabbet şehri boş kaldı deme;
Cihan Şems-i Tebrizi güneşi ile dolu,isteklisi nerde?" diye soranların gönül gözü aydın olsun.