Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

yesevihan Tarafından Yapılan Yorumlar

22.09.2005

Mevlana Celaleddin Belhi/Rumi'nin kendisi kadar ünlü eseri MESNEVİ, Şefik CAN'ın nefis tercümesi ile adeta yeniden bu ülke ufkunda , Türkçe ülkesinin gönüllerine doğmuş oldu.
Daha önce taa 1940'lı yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yaptırılan Mesnevi tercümesi "-nereden ve kimden kaynaklandığını az-çok bildiğim- bir bereketsizliğe duçar olarak" asla Türk okuru için sahih bir kaynak mertebesine ulaşamamıştı. Hz. Mevlana'nın ehline malum olan himmeti ile Mesnevi hazinesinin bulunduğu Farsca sandığı açarak bu hazineyi gün ışığına çıkaran Şefik Can'a ne kadar teşekkür etsek ve bu şaheseri Türk okuruna suunmayı bir görev bilinci ile başaran ÖTÜKEN NEŞRİYAT'ı ne kadar kutlasak yetmez...
Şefik CAN Rahmet-i Rahman'a kavuşmasından birkaç yıl önce bu Mesnevi tercümesini yaparken hemen farkedilen büyük bir mesai harcamış; Mesnevi'de işaret edilen ayet ve hadisleri de dipnot şeklinde göstererek eserin okur için adeta bir İslami ansiklopedi, bir başvuru kaynağı haline gelmesini sağlamıştır.
Merhum ve mağfur Şefik CAN'ın Hz. Pir Mevlana Celaleddin Belhi/Rumi'nin himmeti olmaksızın asla başarılamayacak bu Mesnevi tercümesini yetmişlerini çoktan aştığı bir yaş döneminde tamamlaması kendileri için her iki cihanda da bol bol yetecek bir rahmet ve kerem vesilesidir. Yeryüzünde Türkçe konuşan ve okuyan insanlar var oldukça -yani kıyamete kadar- Şefik CAN'ın bu tercümesi Hz. Mevlana'yı bilen ve feyzinden yararlanmak isteyenlere yetecek bir hayat iksiri olacak ve sadaka-i cariyye olarak amel defterine kaydolunmağa devam edecektir.
"Aşk ehli gitti muhabbet şehri boş kaldı deme;
Cihan Şems-i Tebrizi güneşi ile dolu,isteklisi nerde?" diye soranların gönül gözü aydın olsun.

21.09.2005

Dan Brown imzalı kitabın daha kaliteli bir baskıyla ve romanda geçen mekanların fotograf ve resimleri ile zenginleştirilmiş lüks baskısı... Hrıstiyanlığın temel öğretisi olan "tanrılaştırılmış" İsa öğretisini yerle bir eden yazar, kilise hiyerarşisinin temellerini de sarsıyor. Çok iddialı gelebilecek bu cümlelerimin kitabı okuduğunuzda az bile kaldığını kabul edeceksiniz. Hz. İsa'nın havarilerinden Maria Magdelana'nın aslında Hz. İsa'nın eşi olduğunu ve Hz. İsa'nın soyunun bu kadından dünyaya gelen çocuklar vasıtasıyla "kilise"nin İsa soyunu imha cinayetlerine rağmen bugüne kadar ulaştığını okumak son derece etkileyici. Bu durum, "ilah" haline getirilen İsa Mesih'in tam da İslam öğretisinde olduğu gibi etten-kemikten bir "insan" olduğunu kanıtlıyor. Şimdiye kadar İslami çevrelerde "babasız" olarak bakire "Meryem"den dünyaya gelmesi ile tartışılan Hz. İsa'nın tevhid anlayışını sürdüren evladları olduğunu öğrenmek tüm Hrıstiyan ideolojisini kökünden yıkıyor. Katolik kilisesinin bu kitabın araştırma döneminde yazarın Vatikan arşivlerinde çalışmasına izin vermesi ise şaşılacak bir şey. Kitaptan Leonardo Da Vinci, İsaac Newton, Botticelli gibi super sanat ve bilim adamlarının "teslis" gibi akıldışı bir öğretiye inanmadıklarını ve tevhidi İslam anlayışına yaklaştıklarını okumak okura ilginç gelecektir.
Kitabdaki resimler Da Vinci'nin Son akşam yemeği tablosundaki sır, son Fransa Cumhurbaşkanlarından sosyalist Mitterand'ın "kutsal kase" tarikatı bağlısı olduğu, Louvre müzesinin önünde inşa edilen cam piramidin hikmetini anlamayı kolaylaştırıyor. PHI (fi) -1.618- sayısının Leonardo Da Vinci'nin eserlerinde "insan"daki ilahi ölçülerin şifresi olduğunu okurken "insan"ın yaratılışındaki muazzam sanatı anlamamak olur mu hiç?) Bu eseri okuduktan sonra Hz. İsa ve Hrıstiyanlık hakkındaki hemen tüm fikirleriniz değişecek.Opus Dei'nin kadın-erkek cinsinin audiovisual olarak ayrıştırıldığı New-York'daki görkemli muhteşem merkezinin fotoğrafına bakarken "harem" uygulaması yüzünden yıllardır Osmanlı sultanlarına demediklerini bırakmayan özüne yabansılaşmış aydınlarımızı acıyla hatırlamaktan kendimi alamadım. Kitaplığınızda demirbaş bir eser olarak yer alması için bu kaliteli
baskıya vereceğiniz paraya değecektir.
21.09.2005

1907 yılında İsviçre'nin Basel şehrinde Alman bir ailede doğan Schuon müslüman olduktan sonra İsa Nureddin olarak değiştirdiği ismi ile tanınır. 1932 yılında Cezayir'e gittiğinde tanıştığı tasavvufi İslâm'ın Şazeliyye kolunun önderi Şeyh Ahmed el-Alevî ile görüşmesi tüm hayatını etkileyecek bir sürecin başlangıcı oldu. İslam dünyasının bütün önemli merkezleri dahil dünayayı ytanımak üzere seyahatler yapan Schuon 1959 ve 1963 yıllarında ABD'de özellikle Kızılderili kabilelerden kalan gruplarla irtibata geçti. Eşiyle beraber ünlü Kızılderili oymaklarından Sioux ve Crow kabilelerine kabul edildi. Ömrünün sonuna kadar da onların içerisinde yaşadı. 1998 yılında vefat ettiğinde arkasında İslam maneviyatının dünyanın manevi geleneğinin bir parçası olduğuna dair birçok eser bıraktı. İslam ve Ezeli Hikmet adlı eseri de bu çerçevedeki eserlerinden birisidir. Önemli bir uyarım İslam'ı derinlemesine kavrama yolunda kat etmeyenlerin bu tür eserlerden pek de bir fayda sağlayamayacakları konusunda olacaktır. Ancak dünya insanlığının ezeli macerası bunun bugünün dünyasındaki müslümanların bilincindeki konusuna ilgi duyan okur için Schuon en önemli kaynakalrdan birisi olarak okunmalıdır.
21.09.2005

1909’da İngiltere’de doğan Martin Lings İslam'ın gerçek boyutlarını Batı dünyasına anlatan en önemli isimlerdendir. Müslüman olduktan sonra Ebubekr Siraceddin adını alan Lings 1938’de Kuzey Afrikalı sufiler aracılığıyla Cezayirli Şeyh Ahmed el-Alevi ile tanışıp Şazeliye tarikatına intisab etmiştir. 1955’ten itibaren British Museum’da basılı ve elyazması doğu eserleri uzmanı olarak İslam kültürünün en önemli kaynaklarını inceler. İslam kültürü üzerindeki derin bilgisi şahis tasavvuf tecrübesi kadar bu incelemelerinden de beslenmiştir. En önemli eseri olan Hz. Muhammed’in Hayatı eserinde Hz. Muhammed’in yaşayışı ve örnekliğini ayrıntıları ile kaleme almıştır. Bu eserinde ise kıyamete yaklaşan dünyada yaşanabilmesi mümkün olan bir maneviyatın esaslarını ve bunalım içerisindeki günümüz insanlarına açacağı yeni ufukları işaret eder.
Yakın zamanda 12 mayıs 2005 tarihinde vefat eden Ebubekirr Siraceddin için rahmet vesilesi olması niyazımla... İslam'ın gerçeğini anlamak cehdine talib tüm hakikat yolcularına öneririm.
21.09.2005

Türk kültürüne aşina bir Alamn psikiatrın Hac notlarını okumak başlı başına heyecan verici bir şey... Tek şanssızlık İslam hakkında; İslam'ın ruh derinliği hakkında oldukça içeriden deneyimleri olan bir entellektuel batılının "bizim alamancı teyzeler"den oluşan bir kafilenin içinde olması olmuş... Yazar inanılmaz bir ruh zenginliği ile bu durumdan bile hoşnut olunası çıkarımlarda bulunabilmeyi "başarıyor". Haccı anlamak isteyen ; bir hacının duygu dünyasından; gönül gözünden Kabe'yi ; Arafat'ı seyretmek isteyen her okur -bunu bir doğuştan Alman'ın kaleminden olsun okuması biraz garip gelse de varsın olsun- okusun... Zaman ahir zaman; olmazlar oluyor işte... Ey güzel gönüllü Michaela Mihriban Hanım ; Hacc'ın mebrur ; sayin meşkur olsun. Hacerü'l Esved tanığın olsun! Aşk olsun Sana...