Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

yesevihan Tarafından Yapılan Yorumlar

01.09.2005

İlk kez lise yıllarında bir öğrenci iken o zamanın Tercüman gazetesinde tefrika edilirken okuduğum bu eseri yaşı uygun olan çoğu okur aynı adla 1980'li yıllarda TV dizisi yapılan TRT yapımından hatırlayacaktır. Küçük Ağa adı ile Kurtuluş savaşı kahramanına dönüşen "imam" tiplemesi -İstanbullu Hoca- tiplemesi ile belki de ilk kez bir din adamının olumlu bir karakter olarak yansıtıldığı Tarık Buğra'nın bu eseri gösterimde olduğ yıllarda büyük ilgi çekmiş ve tartışmalara konu edilmişti. Tarık Buğra'nıjn konu itibarıyla bu romanını izleyen ve bence bu eserden çok daha önemli mesajları olan eseri ise bir türlü filme alınamadı. Burada yazılan okur yorumları da gösteriyor ki bir edebi eserin TV filmi haline getirilmesi yazarının okunurluğunu arttırmaktadır. Darısı Firavun İmanı'nın başına... Bu arada bu nefis eserleri bize ve hatta kıyamete kadar yaşayacak olan Türkçe konuşan insanlara miras bırakan Tarık Buğra'yı da rahmetle anmak gerek... "İnsan ölür kalır eseri..." Ne mutlu ardında kendisi için "sadaka-i cariye hükmünde" eser bırakabilenlere...
01.09.2005

Son zamanlarda ortaya çıkan tartışmalar ekseninde ilgi gören Kurtuluş savaşını konu alan eserler arasında müstesna bir yeri olan bu eseri bence Tarık Buğra'nın en önemli tezlerini taşıyor. Kurtuluş savaşını canalrı pahasına organize eden idealist kahramanlarla zaferin sofrasına çöreklenen asalakların ilk ayrışmalarına işaret eden bu eser ; zaferi getirenlerle "zafer sofrasında malı götürenler"in hiçbir zaman aynı kişiler olmadığı şeklindeki genel kanaate işaret eden yönüyle dünya ölçeğinde önem taşıyor. Küçük Ağa ile kıyaslandığında "Tarık Buğra Romanı"nda layık olduğu ilgiyi bul-a-mayan bu eseri Cumhuriyet tarihimizi anlamak isteyen her Türk aydını döne döne okumalı... Okutmalı...
01.09.2005

Ünlü romancı Halide Edip Adıvar'dan bugüne kalan en önemli kitabıdır. Yazarın bizzat katıldığı Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşadıklarını anlatan bu kitap her Türk gencinin okuması gereken eserlerden birisidir. Kurtuluş Savaşı başlangıcında İstanbul'dan Anadolu'ya sevkiyatın en önemli merkezlerinden Özbekler tekkesi şeyhi Ataullah Efendi'den nice adsız kahramana kadar birçok şükran duyulası isim bu eser ile tarihe mal olmuştur. Kitabın beni en çok etkileyen kısmı Anadolu'daki Yunan işgalinin son noktası olan Ankara Polatlı yakınlarındaki Duatepe'nin Türkler tarafından alınarak Yunanlıların Türk yurdundan sürülmesinin başlangıç anlarını anlatan satırları oldu. Bir de Eskişehir'de uyduruk bir hastanede bir cerrah doktorun onlarca "yaralı" kol-bacağı kangren olmasınlar diye, bir günde kesmek zorunda kalışını o sırada zorunlu bir hemşire olarak tanık olarak yaşayan Halide Edip Adıvar'ın anlattığı satırlar tüylerimi diken diken etti. Yunanlıların Anadolu'yu terkederken yaptıkalrı mezalim hakkında efsane tarzı şeyler duyan ve bunları reddetmek isteyen aydın(!)rımız Halide Edip'in anılarını da yalanalayamazlar herhalde... Okuyun okutun; hatta mümkünse okullar -hiç değilse Ankara'dakiler- öğrencilerine bir Polatlı - Duatepe gezisi yaptırsınlar da gençlerimiz bu toprakların neler pahasına yeniden Türklük adına tapulandığı hakkında fikir sahibi olsunlar.
01.09.2005

Son yüzyıl velilerinden ; meşayih-i Kadiriyye'den Muharrem Hilmi Efendi'nin şiirlerini bir araya getiren bir eserdir. Muharrem Hilmi Efendi'nin kabr-i şerifleri Harput'ta olup halen ziyaretgahtır. İnsan yayınlarınca basılan "Su Üstüne Yazı Yazmak" kitabında ismi geçen ve artık kendisi de beka aleminde olan Konyalı Ahmed Hoca'nın Muharrem Hilmi Efendi'nin himmetini taşıyan bir Allah dostu olduğunu da teberrüken belirtmek isterim. Baş kısmında Muharrem Hilmi Efendi'nin kısa bir hayat hikayesini de içeren bu eseri tasavvufi konulara ve sufi edebiyatına ilgili okura öneririm.
01.09.2005

Timur hanedanının son yıldızlarından ve en parlaklarından birisi olan şair;bilgin;sufi hükümdar Babür Şah'ın kendisinin kaleme aldığı günlükleri olarak eşsiz bir tarih hazinesidir. Türk tarihi ile ilgili her okurun mutlaka okuması gerekli bu eser daha önce Kültür Bakanlığı tarafından da yayınlanmıştı. Kitapta Orta Asya'nın manevi sahibi Ahmed Yesevi'nin vefatından 400 yıl sonra bir rüyada verdiği hükümdar olma müjdesi var ki Türk tarihindeki hükümdar-sufi ilişkilerinin nefis bir örneğidir. Türk tarihinin hanedan kavgaları ile nasıl zaaflara düştüğünün acı örneklerini de gçsteren "Babür'ün Hatıratı" türünün nadide bir örneği olarak her Türk aydınının kütüphanesinde bulunmalıdır.