Daha çok Yeni Şafak yazıları ile bazı TV programlarından ( Yaşar Nuri Öztürk'ün Ramazan Sohbetleri ) tanıdığım Mustafa İslamoğlu'nun bu eserini tavsiye eden bir dostumun ricası ile okudum. Aşırı yüceltilen mistik " Muhammed" ve postacı rolüne indirilen "Muhammed" tanımlamaları ile yazarın "ortayolcu-arabulucu" rolü ile ( yazara bu rolü oynaması için kimin yetki belgesi verdiğini merak etmedim desem doğru olmaz !) tanıttığı "öz-hakiki Muhammed " tanımlamalarının herbirisi için yazar bazı literatur desteklerini sıralamış. Ancak İslami literatüre az-çok hakim bir "meraklı" böylesine sığ analizlerle 3 değil 33 ayrı Muhammed tablosu da çizebilir. Mesela : "asker Muhammed" ; "eczacı Muhammed" , "doktor Muhammed" ; "yargıç Muhammed" ....ilaahir.. Bu tabloları çizmek için gerekli lojistik desteği de hem Kuran-ı Kerim'den ; hem de yazarın lutfedip değer verdiği "Sahihayn" dan çıkartabiliriz.
Ben sadece bu kitabı alarak "tasavvuf"un tanımladığı Muhammed bölümü nedeniyle kafası karışacak ; sufiler hakkında sû-i zanna kapılacak okuru uyarmak için şunu yazmak zorundayım. Yazar "Kur'an- Kerim bilgisi"yle ölmedikleri mübin olan şehidler ile Hz. Rasulullah'ı nasıl değerlendirir ? "Ölmeyen şehidler"e Kurani bilgisiyle inanmak zorunda olan bir mümin "bilemediğimiz bir şekilde hayatiyetleri devam eden şehidlere göre" Hz. Muhammed Mustafa'nın hal-i hazırdaki durumunu nasıl değerlendirir ? Eğer Hz. Muhammed'i bırakın rüyada görmeyi ; yakazaten veya açık açık görüp konuşan bir kişi varsa bunu da yüzyıllar boyu eserlerine kaydetmişlerse "hezeyan" mı diyeceğiz bu müşahede sahiplerine ? Pekala ya bu müşahede sahipleri Ak Şemseddin gibi ; Ahmed Yesevi gibi ilmi-irfanlarını Mustafa İslamoğlu ile kıyaslayamayacağım alim kişiler ise ? Bu soruların cevabını yazar sanırım veremez de meraklı olan okur Ak Şemseddin'in Marmara İlahiyat yayınları arasında çıkan risalelerine ; Yesevi'nin Diyanet Vakfı yayını Divan-ı Hikmet'ine bakıp araştırabilirler. "Arayı arayı bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasib eylese görsem yüzünü
Ya Muhammed canım arzular seni" diyen bir Yunus'dan; aşkın Yunus'un aşkın Muhammed'inden korkar insan birazcık ...( Bu şiiri yazan Yunus Muhammed'in yüzünü görmemiş olabilir mi? )
Yazar tasavvufcuların yanlış "Muhammed algısı"nı ortaya sermek için Abdulkerim Cili'nin İnsan-ı Kamil adlı eserinden ve oradan da hareketle İbn Arabi'nin tasavvufi ekolünden bazı şeyleri örneklemeğe çalışmış. Öylesine yalap-şalap bir yorum yapmış ki Cili'nin eserini okuyan birisi olarak "el-insaf vel merhamet" denmekten kendimi alamadım. (Cili'nin İnsan-ı Kamil adlı eseri İZ yayıncılıktan çıktı. Aynı isimle 14 asır sufisi Aziz Nesefi imzasını taşıyan bir başka tasavvufi eseri de Gelenek yayınları arasında okumak mümkün.) "Rasyonelize edilmiş bir Muhammed" tablosu takdim etmek için çırpınan yazarın "Kur'anı Kerim'in bazı irrasyonel unsurlar ihtiva ettiğini itiraf etmesi ise en azından tenakuz olarak değerlendirilebilir. "İrrasyonel bir Kur'an'ın tebliğcisi "rasyonel bir peygamber" ? Nasıl minel acaib ve dahi garaib değil mi? Mustafa İslamoğlu'nun diğer eserlerindeki tavrı da aynı mıdır bilmiyorum amma; bu kitabında kendi tezlerine dayanak yaptığı Kur'an ayetlerinin çoğunda ciddi anlam kaymalarını tercih ettiğini -azıcık- tefsir bilgim ile fark ettim. Maalesef bu anlam kaymaları verilen çoğu Kur'an ayetleri için sözkonusu idi. Bir de recm gibi ; hırsızın elinin kesilmesi gibi had cezalarında yazarın olayları müphem hale sokmağa çalıştığı gözden kaçmıyor : bunun çağdaş fetvacılar önünde "örtülü bir özürdileyici" yaklaşım içerdiği kanaatindeyim.
Kitabın yararlı bir tarafı yok mu derseniz Rasulullah'ın sünnetini bir kenara iten Kur'aniyyun denilen son asır fırkasının özelliklerini yazarın itiraf ettiği üzere Vehhabi anlayışının hükümferma olduğu bir Suud üniversitesi tezinden naklen Mustafa İslamoğlu'ndan okumak tek faydam oldu. Bu okumanın ortalama bir İslam literatürü takipcisine faydası olur mu ; sanmam. Ne ki; bu kitabı aldınız okuyun ; ancak sakın ola ki bir "tez savunması"ndan öteye kıymet-i harbiyyesi olmadığını unutmayın. Bir de bu kitabı okuyunca sakın ola seyrlerinin bir yerinde fena fir-Rasulullah olmak durağından geçmiş Allah dostları hakkında yanlış zanna kapılmayın. Ne ki; Mustafa İslamoğlu size bunu ilham etmiş olsa bile...