Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
yesevihan Tarafından Yapılan Yorumlar
20. yüzyıl Sufi Tabakâtı olarak planlanan serinin üçüncü kitabı olan bu eser yakın zamanlarda yaşamış Allah dostu denebilecek bazı kişilerin hayatlarından kesitler içeriyor. A.Ü.İlahiyat Fakültesi Tasavvuf kürsüsü öğretim üyesi olan Prof. Dr. Edhem Cebecioğlu'nun bu kişiler hakkında yazdıkları biyografik açıdan yetersiz ise de manevi yönleri konusunda bir fikir verebiliyor. Zamanımızda yaşayan Allah dostlarından toplum nezdinde etkin olmuş Zatların bu seride öncelikle konu edilmesi daha faydalı olabilirdi diye düşünüyorum. Bu zatların kim olduğunu -önemli bir kısmını şahsen tanıdığını bildiğim- yazar daha iyi bilir.
20. yüzyıl Sufi Tabakâtı olarak planlanan serinin ikinci kitabı olan bu eser yakın zamanlarda yaşamış manevi özellikleri gelişkin bazı kişilerin hayatlarından enstantaneler içeriyor. Tasavvufun her anlamda uzmanı olan Prof. Dr. Edhem Cebecioğlu'nun bu kişiler hakkında yazdıkları her ne kadar biyografik açıdan yetersiz ise de tasavvufdan bir nebze nasib almak isteyenlere ışık tutabilir. Zamanımızda yaşayan Allah dostlarını tanıma fırsatı bulamadığı için " bu zamanda Allah dostu kaldı mı?" diye soranlara "Yeryüzünde "Allah dostları" kalmasa güneş doğar mı?" diye cevap vermek için okunmalı.
Kabri şu an işgal altında bulunan Allah dostu Abdulkadir Geylani'nin bu mektuplarının bir kısmı çağdaşı olduğu Selçuklu hanı Alparslan'ın torunu Sultan Sencer'e yazılmıştır. Her ne kadar yayınevi kitabı takdiminde "bu mektupların kime yaz-ıl-dığına dair esaslı bir kayıt bulamadık.. Bazı rivayetlere göre, Ahmet el-Rüfai Hz.'ne yazmıştır." diyor ise de... Mektublar incelendiğinde, bu büyük tasavvuf ehli, Allah adamının Kur'an'a ne kadar nüfuz ettiğini bir cümleyi kurarken 2-3 ayeti anlam bütünlüğü içerisinde sunmasından anlayabiliriz. Bağdat'ta Osmanlı hanlarının restore ederek inşa ettiği külliyesinde ziyaret edip, dergahında namaz kılmayı Allah'ın nasib ettiği Abdulkadir Geylani'nin ruhaniyetinin Bağdat ufuklarını ateşlere yakan savaş uçaklarının bombardımanından rahatsız olduğuna eminim. Tek başına bu rahatsızlık bile tek başına Allah'ın El-Müntakim isminin kemal derecesinde tecellisine yol açacaktır ; ömrü olan görür...
Din, Tanrı, yeryüzündeki kötülüklerin kaynağı gibi teolojik konularda ağırlıklı olak hrıstiyan ilahiyatının farklı ekolleri arasındaki yaklaşımları yansıtan bir eser. İlk yarısı Smith'in kendi yaklaşımını içeriyor. Aynı konularda Huston Smith ile David Rey Griffin arasındaki yazılı bir münakaşadan oluşan kitabın ikinci yarısını okurken çok zorlandığımı söyleyebilirim.
İlahiyat profesyonellerine yararlı olabilir; genel okur için tavsiye edemem.
Yalçın Küçük'ün çok kişinin tavsiye ettiği bu kitabını okumağa başlarken beklediğim analitik tavrı bulamadığım bir kitabı oldu.
Kalın hacminin önemli bölümü Orhan Pamuk ve Ahmet Altan analizlerine ayrılmış. Burada da o kadar savruk bir üslub var ki okur olarak konuyu kavramakta, ayrıntıları bir araya getirmekte zorlanıyor ve açıkça çok yoruluyorsunuz.
Benim için kitabdaki en keyif verici satırlar ise son beş yılın en muteber "Hariciye Vekili" olan İsmail Cem ile USA'nın eski Dışişleri Bakanı Madleine Albright arasındaki ilişkinin "ırksal" orijinine ilişkindi. Bu eksende kısaca değinilip geçilen "Derviş" vakıasını da daha ayrıntılı vermek gerekirdi. Yazar, bu tür biyografik sayılabilecek eserlerinde hiç değilse dipnot olarak, en güzeli de kitab sonuna ekleyeceği dizinde bahsedilen kişilerin kimliğine ilişkin verileri içeren, somut tarihi süreci belirleyen kısa notlar koyarsa okur için daha faydalı olacaktır.
Ülkedeki -kültürden sanata, siyasetten spora-herşeyin, aslında görünen gibi olmadığı konusundaki "kışkırtıcı" etkisi için bile okumağa değer... "Görünen"lerin "aslında ne" olduğunu anlamak içinse çok daha derinlikli araştırmalar gerektiği çok açık.