Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
yesevihan Tarafından Yapılan Yorumlar
20.yüzyılın en ünlü psikiyatristlerinden Carl Gustav Jung, seksen yaşından sonra geriye dönerek çocukluk yıllarından yaşlılığına kadar bütün bir hayatın özetini sunuyor. Jung'un özel yaşamını ortaya sermekten hiç hoşlanmayan birisi olduğu bilinen bir şey olarak bu kitabda da ortay çıkıyor. 5 çocuğu olmasına rağmen kitabda babası,annes, arkadaşlarından bahsetmesine rağmen karısı veya karıları , ile çocuklarından hiç bahsetmemesi dikkatimi çekti. İki yılı aşkın bir süre derleyici Aniela Jaffé ile anıları üzerinde çalıştığı belirtilmesine rağmen bu konunun teğet geçilmesi istenmeyen bazı şeylerin yaşandığını düşündürttü bana.Kitabda en eğlence ile okuduğum kısım Jung'un kafasına göre bir plan yaparak inşa ettirdiği evinin yapımını anlattığı satırlar oldu. Kitabda Jung'un yaşadığı deneyimler çok ustalıkla anlatılmış. Hele bir deneyimi var ki akıllara durgunluk verir: Bir manevi yolculuğa çıkan Jung'un ruhu Akdeniz ile Hind okyanusu arasında bir yerden yükselmeğe başlar -Kabe'nin bulunduğu coğrafya- , bir noktaya ulaşır ki evrenin manevi ekseninin orası olduğunu hisseder. Bu noktada "küp şeklinde siyah renkli duvarları olan bir yapı" gözlemler: Bildiniz tabii ki KABE. Bana öyle geldi ki bu yeryüzündeki Kabe'nin İslam sufileri tarafından arşa yakın olan gökteki ikizidir. Ancak JUNG bu yapıyı ne olarak algıladığını belirtmiyor, adını koymuyor. Kabe'yi bilmemesini ihtimal dışı olarak gördüğüm bu büyük maneviyat adamı acaba mülakatı verdiği sırada "müslüman" olarak adlandırılmaktan mı korktu?
İnsan ruhunun kıyısız okyanusunda en derin sulara ulaşabilmiş Jung'un eserlerini anlamak için müthiş bir yardımcı olarak okunmalı. İnsanın bilgi, sevgi, nefret, iman,inkar, kıskançlık,şiddet uçlarına neden savrulduğunu analiz eden paragraflarının altı çift çift çizilerek...
Değerli araştırmacı Necdet Tosun büyük emek mahsulü olan bu çalışmasında tasavvufun zirve isimlerinden Muhammed Bahaeddin Buhari Şah-ı Nakşbend'in hayatı, takipçileri, tesirlerini ele alıyor. 14.yüzyılın bu zirve kişiliğini anlamak için yeterli olmasa da bu yoldaki önemli işaretleri içeriyor. Kabrini ziyaret ile şereflenmek isteyenler için bugünkü Özbekistan'ın Buhara şehrine yakın Kasr-ı Arifan adlı kasabada adıyla anılan külliyedeki makamında toprağa verildiğini de belirtmeliyim. Bu büyük Allah dostunun dünya çapındaki kutsal bereketini kavramak için Türkçe'de bulunabilecek yegane çalışma diyebilirim. Esere orijinalite kazandıran bir husus yazarın ele aldığı konu ile ilgili asıl kaynakların bulunduğu Özbekistan kütüphanelerindeki elyazmalarına ulaşabilmiş olmasıdır. Kendilerini bu Ulu Kişi'ye nisbetle anan milyonlarca insanın bulunduğu Türkiye'de emek mahsulü bu eserin sadece birkaç bin satılıyor olması ise gerçekten hayret edilesi bir vakıa. "İlim müminin yitiğidir" ve hala bulunamamıştır.
Briane L. Weiss adlı psikiatristin iddiasına göre bu kitabda anlatılan vaka tam 86 defa ayrı bedenlerle dünyaya gelmiş. Yazarın diğer Türkçe kitabı Eşruhların Dansı'ndaki kahramanlar da 20-30 defa gelip gidiyorlardı.
Şimdi bir hesap makinası koyun önünüze ve yazın: yeryüzünde şu an yaşayan 5 milyar insan ortalama 100 defa yeryüzüne gidip gelmiş olsa Allah'ın kaç ruha ihtiyacı vardır? Buldunuz mu ? Peki o zaman bir soru daha milyonlarca öznel ruhu yaratan Allah, milyarla özgün ruh yaratmaktan aciz midir ki bazı(?) ruhları durmadan yeryüzüne dolmuş seferine çıkartmış olsun ??
İslam'ın gerçek derinliği ile tanışamayan insanımızın bu safsatalara kafa yormasına bakarak ne denebilir ki : Vah bize, vahh'lar bize...
Reenkarnasyon safsatasına adanmış salakça bir hikaye. Kitabın kahramanları o kadar çok defa dünayay gelip gitmiş ki (belki 20-30 defa) sadece bir ruhsal trafik polisi oturup bunları izlese şaşar kalır. Yerseniz tabii...
İlkel bir anlatım, berbat bir tercüme.
Alıp-almamak size kalmış.
Artık ülkemizin komşusu haline gelmiş olan neo-con Amerikan İmparatorluğu'nu yöneten elitin iç yüzünü veya niteliğini anlamak için eşsiz bir kitab. Bu kitabı okuduktan sonra dünyayı algılayışınızın değişeceğini söylersem mübalağa etmiş olmam. Dünyayı yönetmeğe ve kafalarına uymayan ülke idarelerini yok etmeğe kararlı görünen kadronun bilincaltında nasıl iğrençliklerin dolu olduğunu okurken çoğu kere mideniz bulanacak; ancak nasıl bir dünyada yaşadığımız anlamak için değer. Irak'ta uygulanan ve sanırım birkaç yıl içinde tüm bölgemizde uygulanacak olan global saldırı stratejisinin temelinde yatan faktörleri okuduğumda ülkemiz ve neslimiz için kaygılanmaktan kendimi alamadım.