Toplam yorum: 3.285.017
Bu ayki yorum: 6.523
E-Dergi
adr73 Tarafından Yapılan Yorumlar
Türk tarihindeki tüm savaşlar ve barış anlaşmaları Hunlar'dan itibaren kronolojik olarak sıralanmış ve kısa açıklamalar verilmiş. Okumak için değil ama ne neydi diye bakmak için iyi bir başvuru kitabı.
Genç Osman faciasından iki asır sonra ve iki asırlık birikmiş nefretin sonucunda Yeniçeri Ocağını topa tutturarak kaldıran II. Mahmut daha sonra yaptığı bir dizi reformla Osmanlı Devletinin yeni düzenini kurmuş ve bu düzenlemeler oğlu Abdülmecid'in tahta geçmesiyle birlikte ilan edilen Tanzimat Fermanının esaslarını oluşturmuştu. Tanzimat'ın mantığında yargısız idam, müsadere ve sürgünün kaldırılması, devletin Bab-ı Ali ve yeni kurulan nezaretler (bakanlıklar) eliyle yönetilmesi, bir daha darbe yapılmaması ve meşru bir sebep olmadıkça padişahın tahttan indirilmemesi de yer alıyordu. Hürriyet, meşrutiyet kavramlarının ardına gizlenerek yapılan 1876 darbesi ise adeta yeniçeri ruhunun hortlamasıdır. Padişah sadece tahtından indirilmekle bırakılmamış, aynı zamanda iğrenç bir şekilde katledilmiştir ki, darbenin ele başısı olan Hüseyin Avni Paşa'nın sırf kişisel psikolojik nedenlerle bu işi yaptığı, meşrutiyet ile uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığı ve diktatörlük eğiliminde olduğu kitapta tüm yönleriyle anlatılıyor. Bu darbe ne acıdır ki, 1909, 1913 darbelerine ve Cumhuriyet döneminde de cuntacılık, darbecilik anlayışının devamına zemin hazırlamıştır. Bugün bile meşru hükümetin darbe ile düşürülmesini savunabilenler çıkabilmektedir. Kendinde darbe yapmak, padişahı tahtından indirmek yetkisi gören, ve intihar süsü vererek devrik padişahı katlettiren Hüseyin Avni Paşa'nın akibeti ise roman tadında okunabilen bu kitapta heyecanın doruğa çıktığı noktayı oluşturuyor. Ardından da II. Abdülhamid'in karşı darbesi geliyor. İlginç olan şu ki, Abdülhamid meşru dairede hareket etmeye dikkat ederek hesabını kamuya açık ve adil bir yargılama yoluyla görüyor ve verilen idam cezalarını da ömürboyu hapise çeviriyor. Mithat Paşa'nın hapiste katledilmesinin gerçek sebebi de kitapta izah ediliyor. Olaylar adeta bir film senaryosu gibi akıyor ve 470 sayfalık kitap bir solukta bitiveriyor. Hem 1876 darbesini, hem Abdülhamid gerçeğini hem de maalesef bugüne kadar uzanan darbecilik, cuntacılık zihniyetini ve bu zihniyetin ne büyük felaketlere yol açtığını anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap.
Ülkemizde öyle milli meseleler vardır ki herkes hakkında birşeyler bilir veya bildiğini zanneder, ama nedense en çok gündemde olan konularla ilgili olarak bile Türkçe'de yazılmış kitapların sayısı bir elin parmaklarının sayısını geçmez. Musul-Kerkük meselesi de işte bu konulardan birisi. Bu kitap da konuyla ilgili olarak Türkçe yazılmış başlıca eserlerden biri. Kitapta Musul-Kerkük sorunu sadece petrol açısından önemli olan ve Türkmen nufusunun yaşadığı eski bir imparatorluk toprağının kaybı olarak değil, zamanımıza kadar uzanan Kürt meselesi boyutuyla da irdeleniyor. Konuyla ilgilenenler için mutlaka okunması gereken bir eser.
Kitabın tarihi analiz kısmı çok kısa kalmış. Bunun yerine Soğuk Savaş döneminin tüm siyasal olayları, Soğuk Savaş sonrası dönemin tüm güncel konuları, ilgili ilgisiz herşey kitabın içine doluşturulmuş. Yazar farklı zamanlarda yazdığı değişik konulardaki çalışmalarını bir araya getirerek bu kitabı oluşturmuş galiba. Ayrıca, inanılmaz derecede anlatım bozuklukları var, cümlelerin kuruluşu ve hatta gramer çok kötü. Uslup bölümden bölüme değişiyor, bazı bölümlerde anlatım düzelirken bazı bölümlerde iyice bozuluyor, çekilmez hale geliyor. Sanki bölümler farklı kişiler tarafından yazılmış. Kesinlikle toplama bir kitap havası veriyor. Halbuki konu gerek tarihi gerek bugünü anlamak açısından çok önemli. Kitabın ana fikriyle doğrudan ilgisi olmayan Soğuk Savaş ve Soğuk Savaş sonrasının tüm politik olaylarıyla onlarca sayfanın doldurulması yerine daha iyi bir tarihi analiz yapılması gerekirdi.
Sadrazamların özellikle etnik kökenlerini ön plana çıkararak Türk asıllı olmayanların aslında gizli birer hain oldukları ve ihanetleriyle devleti batırdıklarına ilişkin komplo teorilerinin yaygınlaştığı bir dönemde neşredilen bu kitap, Osmanlı tarihindeki tüm siyasal olayların detaylarını içermemekle beraber, konunun hiç te öyle basite indirgenemeyeceğini gösteriyor. Etnik kökenleri ne olursa olsun, tüm sadrazamların olumlu ve olumsuz yönleri, başarıları ve başarısızlıkları olduğu görülüyor. Türk asıllı olmamakla beraber devlete çok büyük hizmetlerde bulunan sadrazamlar olduğu gibi, Türk asıllı olmakla birlikte adını hiç kimsenin bilmediği silik kişilikli sadrazamlar da var. Dolayısıyla bazı sadrazamların Türk asıllı olmadıkları için içlerinde gizli bir ihanet taşıyarak Türke düşmanlık yaptıkları ve devleti batırmaya çalıştıkları şeklinde bir genelleme yapılamayacağı ortaya çıkıyor.