Bu güzel ve kapsamlı çalışmasından dolayı kutlamak gerek Sayın Murat Çulcu'yu. Ulusal Egemenlik karşısında yeşermeye çalışan monarşik eğilimleri bir bir sıralamış bu eserde. Tamamen araştırmaya dayanan bir yapıt. Belgesiz konuşmamış yazar.
Bilindiği gibi Kurtuluş Savaşı'nın temel felsefesi "Ulusal Egemenlik" ti. Mustafa Kemal hep bu ilkeyi ön planda tutmuş, daha mücüdeleye başlamadan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin oluşmasını sağlamıştı. Çünkü O, Tek Kurtuluşun Ulusun gasbedilen Egemenliğinin geri almasında olduğunun bilinciyle hareket ediyordu.
Yüce Önder, Devrimi kafasında planlamış ve her aşamasını düşünmüştü. Bu planlar sırası geldikçe uygulamaya konuluyordu. Saltanatın ve Halifeliğin kaldırılması bu plan çerçevesinde gerçekleşti. O, egemenliğin kaynağını Ulus dışındaki güçlerde arayan tüm görüşleri reddediyordu. Ama karşı devrimciler her dönemde var oldu. Bu, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında da böyleydi, şimdi de böyle...
Başkanlık sistemi denilen bir sistem, bir anlamda monarşik bir sistemdir. Örneğin bugün ABD'de egemenlik kimindir? Buş'un dışında bir söz sahibi var mıdır? Tamam, 4 yılda bir seçim yapılıyor ama bu seçimlerde sadece Egemenliği kullanacak Tek kişinin kim olacağı belirleniyor. Temsilciler Meclisi ya da Senato, başkanın hilafına bir yetki kullanabiliyor mu?
Bizdeki Başkanlık Sistemi savunucuları da Egemenliği ele geçirmeye çalışan Monark ya da Oligarklardır. Ama yağma yok, Türk Ulusu artık egemenliğini hiç bir kişi yada gruba devretmeyecektir.