Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Nurdan ÖZDEMİR Tarafından Yapılan Yorumlar

07.11.2024

Bazı filmler kitapların adını degistirir.
Bu kitapta öylesi...
Aslında kitap ilk basıldığında adı " O"
Sinemaya " Hakkaride Bir Bir Mevsim" olarak uyarlanmış vebeş ödül almış.
Gel gör ki 1980 darbesinden sonra bir süre film de kitapta yasaklanmış.
Şiirsel bir dille yazmış Ferit Edgü bu kitabını. Kendinden izler de taşıyor, insan psikolojisinin yanı sıra. Ayrıca öğrenilmiş çaresizliği seriyor gözler önüne.
Yüz yıllardır süre gelen Egitim, sağlık alt yapı, üst yapı ( yol, su, elektirik vb...) sorunlarımızın pik yaptığı Hak şehrinin Pir köyünü de kapsayan olmayan bürokrasinin hantallığını da gözümüze gözümüze sokuyor.
Ölüyor Pir köyünün çocukları salgın hastalıktan, can çekişerek.
Ve diyor ki Ferit Edgü " Ne kadar kısa yaşıyoruz, ne kadar uzun ölüyoruz."

Güneydoğu yönündeki 2100 rakımlı Hak şehri'nin Pir köyünde yaşananlara daha doğrusu yaşayamayanlara bir göz atın derim.

07.11.2024

Suat Derviş, hayata ağzında altın kaşıkla merhaba dedi. Son nefesini yoksulluk içinde verirken, üzerinde saraylı annesinin hediyesi ipek sabahlık örtülüydü.
Ülkesi için en iyiyi isteyen aydınların gördüğü eziyetten nasibini fazlasıyla aldı.
Onlarca kez sinemaya ve sahneye uyarlanan Fosforlu Cevriye isimli romanında, "hayatının aşkını betimledi.
Bu eseriyle sadece kendi ülkesinde değil, pek çok ülkede de gönülleri fethetti.
Nâzım Hikmet'in "başını eğemedim, gölgesini çiğnedim" diye şiirler yazdığı yıl,Suat Derviş sadece on altı yaşındaydı.
Yaşadığı dönemin kuşkusuz en iyi gazetecisi ve en çok okunan romancısı olan Suat Derviş'in soluk kesen dramını, İpek Sabahlık'ta şaşırarak, acı çekerek okuyacaksınız.
Arka kapak yazısından da anlaşılacağı üzere okumak gerek.
Buralardan gerçek adı Hatice Saadet Derviş, ev halkının seslendiği Suat Derviş, Almanyanın tanıdığı Suzet Doli geçti...
Hayatının son demleri hiçte ismi ile müsemma olmadan geçmiş...
Oysa Suat mutluluk demekmiş.
07.11.2024

Gerçek karakterlerden oluşan Teke Şenliğinin Dominik Cumhuriyeti'nde katledilen 50 bin insanı gözler önüne seren gerçek bir hikayesi var. Sadece insan katletmekle kalınmış sanıyorsanız yanılırsınız ülkenin kadınlarının da kabusu olmuş Trujillo.

Kitapta kurgu olan tek olay baba ve kızı Uraina Cobral'ın hikayesi diğer yaşananlar neredeyse bire bir aynı. 31 yıllık bir diktatör Turujillo 30 Mayıs 1961'de bir suikastla öldürülüyor fakat sanmayın ki kabus bitti...

Okuyun derim ben biraz ağzınızın tadı kaçsa da, biraz havsalanız zorlansa da okuyun. Tabeladaki Ülke ve Şehir isimleri değişmiş ama insanlık tarihinde acılar, trajediler, aynı yaşanmış. Lehçeler, isimler, ten ve göz renkleri değişmiş. Aranızda bizden bir dizi hatırlayanlarda çıkacaktır muhakkak "Öyle bir geçer Zaman ki" Aras Bulut İymenli Mete'nin yaşadığı işkence sahneleri kitapla bire bir gibi geldi bana. Sabırlı okumalar şimdiden.

07.11.2024

Tarık Tufan, hatıralarla yüzleşmenin, ilk aşkın ve kendini aramanın evrensel hikâyesini anlatıyor. Kaybolan, yaralı dünyalarda, kırık hayatlarda, saklı hüzünlerde ve İstanbul // sokaklarında dolanan bir roman.

Hayatın en çetrefilli meselesi, çözülmesi en zor sırrı, gerçekte kim olduğumuzdur. Çünkü herkes hayatının bir yerinde kaybolur. Bazıları kendisini bulabilmek için önce çok eskiden kaybettiklerini bulmak zorundadır.
O yavan,sığ tadı ben sevmedim. Yine de bir şans verin masa da beni yanlız bırakmayın :) Okuyun birlikte konuşuruz belki.
07.11.2024

"Vicdanımız kuruyor. Babalarını erken kaybetmiş yetim çocukların masum başlarını koyacakları göğüsler çoktan çöktü, farkında mısınız?
Göğüs çöktükçe zulüm tepemizde kalıyor. Kavisli ve dolaşık geçmişimizse, bozuk düzenimizin telleri olmuş. Duyduğunuz sesler bu yüzden içli ve bu kadar derinden geliyor.
Vefalı bir oğulun gözüyle. Bilhassa ölümün, ölümle başetmenin olağanüstülüğü ve olağanlığı üzerine... "Alışmaya" direnen bir hekimin gözüyle.
Taşranın sıcak kucağı ve serin kasveti üzerine... Orayı hem içinden hem dışından bilen bir evladının gözüyle.
Türkiye'nin ipin ucundaki yakın tarihinin gölgesi... Kalbi avucunda birinin gözüyle.
Ercan Kesal ' dan, aynanın kenarındaki fotoğraflar misali hayat parçaları, sohbet makamında insan hikayeleri.
Okuyun, tavsiye edin. Zira ben sizlere naçizane tavsiye ediyorum. Eminim seveceksiniz.