Toplam yorum: 3.285.259
Bu ayki yorum: 6.785

E-Dergi

Ruken ZİLAN Tarafından Yapılan Yorumlar

21.05.2002

Bu kitap 7 aşamada, unutulmuş bir yeteneği yeniden keşfetmemizde ve daha etkin bir duruma getirmemizi sağlamakta yardımcı oluyor.
Ortada hiçbir neden yokken, niçin bazı şeyleri seviyoruz yada sevmiyoruz? Niçin bir uçağa binmekten aniden vazgeçebiliyoruz? Niçin bazı insanlara dikkat ederken bazılarının farkına bile varmıyoruz? Niçin bazılarını dinlerken; bazılarını ne dinliyor nede adam yerine koyuyoruz?
Bu tür kararları alırken, aslında pek de fark etmeden altıncı duyumuzu kullanıyoruz. Her zaman kulak vermediğimiz içimizdeki bir ses, sandığımızın aksine hayatımızda belirleyici bir rol oynuyor.
Laura Day, bu kitabında altıncı duyumuzu nasıl keşfedebileceğimizi ve bir adım daha ileri giderek ondan bilinçli olarak nasıl yararlanabileceğimizi kolay yöntemlerle akıcı bir dilde öğretiyor.
21.05.2002

:

Kitap iki bölümden oluşmaktadır; Birinci bölümde konunun teorik arka planı ele alınmış, ikinci bölümde ise sanayi ötesi dönüşüm ile endüstri ilişkileri arasındaki alaka incelenmiş...
Analizinin sonuçunda yazar geleneksel endüstri ilişkileri sisteminin yeniden yapılanma süreçine girdiğini, endüstri ilişkileri kurumlarının -özellikle sendikaların- rol ve etkinliklerinin değiştiğini ve son olarak da kurumların önemlerinin azalmalarıyla ters orantılı olarak “birey”in öneminin artmakta olduğunu ifade etmekte.
21.05.2002

Feldmareşal Helmuth Von Moltke, 26 EKİM 1800 tarihinde, Meklenburg'un Parchim kasabasında doğmuştur. l819 yılında Danimarka ordusunda subay olmuştur. l822'de Almanya ordusunun hizmetine girmiştir. 1835-1839 yılları arasında Türk Ordusunda Askeri öğretmen ve tahkimat uzmanı olarak çalışmıştır. 1858-1888 yılları arasında Prusya Genel Kurmay Başkanlığını yapmış ve 1891'de Berlin'de ölmüştür. Yazar kısa öz geçmişinde, Türkiye'de yaşadığı olayları, alışılagelmiş bir Askeri dilde;bazen bir seyyah,bir tarihçi, bazen bir asker, bazen de bir coğrafi kaşif gibi kaleme almış.
Moltke mektuplarıyla dile getirdiği; Osmanlı İmparatorluğu’nun Coğrafi, Siyasi, Sosyal durumu, bölgede yaşayan insanların örf ve adetleri, inanışları, insan tasvirleri hakkındaki görüşleridir.
21.05.2002

Bu kitap üçlemenin ilk kitabıdır. Bu üçlemenin diğer kitapları: Çöl Yasası ve Vezirin Adaleti’dır. İlk kitap olması sebebiyle bir giriş mahiyeti taşıyan roman, ‘Işığın Oğlu’ olarak adlandırılan ve Mısır tarihinin en görkemli yıllarına hükmetmiş olan Firavun 2 nci Ramses döneminde geçmektedir. Mısır en parlak yıllarını yaşamaktadır. İçte ve dışta bir barış ve huzur ortamı sürmektedir. Dışarıya karşı güçlü ordusunun desteği ile de kendini kanıtlamış olan Ramses, içte de barış, adalet, asayiş gibi bir toplumun temel ihtiyaçlarını karşılamış, halkı nezdinde de çok sevilen, bunun ötesinde birçok tanrı ve tanrıçaya tapılan Mısır’da tanrıların yeryüzündeki gölgesi olarak kabul edilen güçlü bir firavundur...
Hak ve haksızlığın yeryüzünde daima savaş halinde olduğunu, haksızların güçlü, haklıların zayıf da olsa hakkaniyetin daima üstün bir değer olarak ön plana çıktığı konusunu anafikir olarak işlemektedir roman. Saf, temiz bir aşkla süslenen sevgi ve dayanışmanın insan hayatındaki rolünün ve itici gücünün ne denli önemli olduğu vurgulamaktadır.
21.05.2002

İnsanlık tarihinden itibaren toplumlar arasında en çok merak edilen konular arasında ölüm ve ölümden sonra hayat ve ruh ilk sıralarda yer almıştır. Filozoflar ve toplumlar, bu konular üzerinde değişik metot ve anlayışlara sahip olmuşlardır. Her biri, ölümsüzlük ve ruhun ölümsüzlüğü hususlarında değişik görüşler sarf etmişler, kimileri kendilerinden öncekileri takip etmiş, kimileri o zamana kadar hiç duyulmamış, ve insanların kabullenmeleri daha zor olan görüşler beyan etmişler; kimileri de dogma anlayışlara kilitlenip kalmışlar. Fakat günümüze kadar bu konular üzerindeki araştırmalar devam edegelmiştir...
"Yaşlı bir hastanın ölmek üzere olduğunu duyan doktordaki ani heyecanlanma ve tavır değişikliği yazarın dikkatini çeker. Beraber hastanenin diğer bölümlerini gezdikten sonra, akşam yemeğinde buluşmak üzere ayrılırlar. Yemekte buluşan iki eski arkadaş, askerlik hatıralarını andıktan sonra, “Ruhun ölmezliği ve ruhun ölümden sonra somut olarak gösterilmesi” konularında tartışmaya başlarlar. Yazar, ruhun bedenle birlikte yok olduğunu, doktor ise ölümden sonra ruhun yaşadığına inanmaktadır. Kendini ispatlamak amacı güden doktor, hastaneye kadar gitmek zorunda olduklarını söyler."