Kitaba baktığımızda Sinema-din ilişkisi çerçevesinde; sinemanın etki gücü, dindar halkımızın yedinci sanata olan mesafesini, Türk sinemasının tarihi serüvenini, sinemanın psikolojik ve sosyolojik gücünü, sinemanın yıkıcı ve yapıcı gücünü, bilinçaltı mesajları gibi konuların yer aldığını görüyoruz.
Kitabın kaynakça kısmı sadece 10 sayfa aldığına göre ona göre nasıl bir çalışmayla kitabın oluşturulduğuna siz karar verebilirsiniz. Kaynaklar birçok yerli-yabancı kitap, internet siteleri, yazarlardan oluşmakla birlikte güncel gazete haberleri ile desteklenmiş.
Kitabın ağır olmayan üslubu olması, teknik terimleri fazla barındırmaması kitabın rahatlıkla bitirilmesine olanak sağlamaktadır.
Ele alınan konulara güncel filmler üzerinden örnek verilmekte ve film çözümlemeleri yapılmakta. Bu ise bir film izlerken nelere, hangi noktalara daha dikkatli bakılmasını öğretiyor.
Yazar "sinema bizatihi kötü ya da iyi olan bir iletişim aracı değildir. Esas olan, kameranın kimin elinde olduğudur" diyor. Kitapta Hollywood filmlerinde kullanılan yaklaşık 900 Müslüman karakterden sadece 12 tanesi iyi,50 tanesi iyi-kötü karışımı geriye kalan 800'den fazla karakter ise barbar, zalim ve terörist tipler olduğu gibi çarpıcı analizlerde bulunuluyor.
Sonuç olarak sinemanın iyi bir dini eğitim aracı olabileceğinden, Tebliğ filmleri ile dine kazandırmada etkili olduğundan ve Müslüman toplumların bu konudaki eksikliklerinden dem vuruyor.