Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Selin Biçici Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap bir röportaj ya da bir ifade metnini okuyormuşcasına olayın ve ana karakterin etrafındaki kişilerin ağzından yazılmış. Kitap boyunca hep "Neden?" diyorsun ama bu sorunun cevabı yok. Zaten hangi neden bir çocuğa bunu hak görür? Ve bunu yapan öz annesiyse. Ailenin kutsallığını sorgulayan, her şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini anlatan, şüphe etmenin ve üzerine gitmenin gerekliliğini gösteren bir kitap. Öğretmenin dikkati ve duyarlılığı, müdirenin çabası, doktor, jandarma, sosyal hizmetler uzmanının olaya müdahalesi ama çaresiz kalışları yıkıyor insanı. Kitap boyunca içinden "acele edin, vakit kaybetmeyin, kurtarın çocuğu" diyip duruyorsun. Okumak isteyenlere insani ve psikolojik yönden yaralanacaklarını bilerek okumalarını öneririm.
Yazarın okuduğum ilk kitabı, hatta Kore edebiyatından okuduğum ilk kitap. Merak duygusunun hiç eksilmediği, şiirsel bir dil barındıran, hem naif hem de son derece rahatsızlık verici bir anlatım. Üç ayrı bölümden oluşan kitap üç ayrı ipin birbirine düğümlenmesi gibi. Rüyaların insan hayatındaki etkisi, kişinin rüyanın etkisiyle aldığı bir karar sonucu hayatının tümden değişmesi, aldığı karardan dolayı gördüğü baskı ve şiddet, kararlarımızda bile özgür olamayışımız, ataerkil aile yapısı, toplum baskısı, cinsellik, şiddet, bastırılmış duygular ve düşünceler, iç hesaplaşma, kadını bir meta olarak görme ve değersizleştirme, geçmişten gelen travmalar ve bunun kişiliğe yansımaları... Hepsini bu kitapta bulmak mümkün. Etkileyici bir anlatım. Tavsiye ederim.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve "niye daha önce tanışmamışım" dedirtti. Çok akıcı ve çok keyifle okunan bir kitap. Yazarın anlatımına bayıldım. Okurken hiç sıkılmadım. Kitabın çok gerçekçi, etkileyici ve insancıl bir anlatımı var. Aziz Bey'in hayatı, iç dünyası, hayata bakışı, karakteri, pişmanlıkları, kendi iç hesaplaşmaları, anlaşamadığı ve eleştirdiği babasına zaman içinde benzediğini fark etmesi, karısını yıllarca görmezden geldiği için yaşadığı pişmanlık, karısının yalnızlık ve mutsuzluk içinde yaşayıp sessizce ölüp gitmesi, Aziz Bey'in bütün yalnızlığına, pişmanlığına, yer yer düştüğü acınası hallerine rağmen gururlu ve hatta kibirli dik duruşunu 88 sayfada o kadar güzel anlatmış ki yazar, etkilenmemek elde değil.
İkinci Dünya Savaşı sonucu ülkesine, evine dönen Beckmann'ın aradan geçen üç yılda yitirdikleri ve hiçbir şeyi bıraktığı haliyle bulamamasını anlatıyor kitap. Savaşın yıkıcılığını psikolojik yönden karakter analiziyle gözler önüne seriyor. Kısa ama etkili bir tiyatro eseri.
Tezer Özlü'nün okuduğum üçüncü kitabı ve yine şaşırtmıyor insanı. Kendine has üslubu, karakter tahlili, betimlemeleri, zamanın politik atmosferi, karamsar bir hava ve kendi iç dünyasına bir yolculuk. Tezer Özlü'yü okurken mevsim hep sonbahar. Sararan yapraklar, biraz bulut, biraz güneş ve bolca hüzün...