Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220
E-Dergi
Asitane42 Tarafından Yapılan Yorumlar
Servet-i Fünun dönemi yazarlarından Mehmet Rauf sıkı bir Sherlock Holmes hayranı olan Mehmet Rauf'un bu hayranlığı eserde öyle aşikardır ki, eseri okurken hep bir sherlock vari hadiselerle karşılaşıyorsunuz. Hikayemiz Erzurum Hastanesi Başhekimi Doktor Şakir Feyzi'nin günlüğü şeklinde başlıyor, Dr. Şakir kendi halinde bir doktor iken bir hasta hanıma ev ziyaretine gide gele ahbaplık kurar. Şehriyar Hanımefendi II. Abdülhamit dönemi paşalarının birinin konağında kahyalık yapmaktadır. Paşa tüm mirasını yinede evlattır diyerek kızına bırakmaktadır, Şehriyar hanım bu definenin bulunması yardımını Doktor Şakir beyden rica eder. Iste Dr. Şakir evvela Fuzuli'nin Divanına gizlenen şifreleri çözmek suretiyle, Istanbulda çeşitli semtlere gizlenen bilgileri arayarak, kimi zaman tebdil-i kiyafet değiştirerek değiştirerek bazen hoca bazen macuncu suretinde ve tabi bu süre zarfında peşine takılan çeşitli belâları, cinayetleri atlatarak Defineyi bulabilecek midir? Muhakak okuyun...
Öyle bir aşk hikayesi ki, insan okurken bile sabır taşı olsa çatlar herhalde türden diyor ki, zaten eserde ki sabır taşı da bu aşk acısına daha fazla dayanamayıp çatlıyor. Üstad Necip Fazıl Kısakürek 1940 yılında tiyatro tarzında kaleme aldığı bu eserinde gerek üslubu, gerek olay örgüsü ve gerek diyalogları ile insana sabretmeyi telkin ediyor. Ana hatlarını eski bir türk masalından alan sabır taşı adlı eserde, bir genç kıza 40 gün boyunca bir ölüyü beklerse muradına ereceği cinler tarafından söylenir. Fakat 40 günün sonunda hikaye bambaşka boyuta geçerek zavallı genç kız aşk acısıyla yanarken olağanüstü derecede bir sabır örneği de gösterir. Genç kız çektiği acıyı kimseyle paylaşmayıp sadece bir taşa anlatır. Velhasılı kelam sabrın ne demek olduğunu anlamak için muhakkak okuyun...
Edib Ahmed, 11. Yy sonları ve 12. Yy. ilk yarısında , Karahanlı dönemi Türk şairidir. Yazılı Türk edebiyatının ilk döneminden günümüze ulaşmış az sayıda eserden birini teşkil eden Atabetü'l Hakayık adlı eserin anlamı "Gerçeklerin Eşiği"dir. Hakaniye Lehçesiyle yazılan bu büyük eser, Büyük Emir Dad Sipehsalar Bey'e armağan edilmiştir. Eserin içeriği ise dinimize göre düşünce, edep, bilgi, tevazu, cömertlik, kötülük vb gibi konularla birlikte Orta Asya Türk kültüründen de izler taşımaktadır. Hacmi küçük fakat etkisi büyük hayata dair türlü öğütler ve hakikatlerle dolu bu eşsiz eseri okumanızı naçizane tavsiye ederim.
18. yy. sonları Romantik dönemi Alman Edebiyatının ünlü gotik yazarlarından E.T.A Hoffmann'ın korku, psikolojik gerilim ve bilim - kurgu yüklü eseri Kum Adam'ı okudum. Eser her ne kadar masal olarak tabir edilmiş olsada, okuyunca masalın o naifliği ve masumiyetinden ziyade korku, gerilim, gizem ve macera yönünü daha çok hissediyorsunuz. Zaten Hoffmann'ı diğer romantik yazarlardan ayıran en önemli özelliği inanılmaz düş gücünün, şiirselliğinin ve fantezilerinin gerçek dünya ile sıkı sıkıya bağlı olmasıdır. Ayrıca bu konudan yola çıkarak Freud tekinsizlik kavramını geliştirmiştir. Tekinsizlik kavramı'nın anlamı; bastırılan çocukluk kaygılarının yetişkinlik döneminde geri dönmesi diye tabir edilir. Severek okuduğum bu eseri gotik edebiyatı severlere tavsiyemdir.
Derin hakikatler, özlü sözler, hikmetli bilgiler ve tesirli öğütlerle dolu olan ve hakikaten ismi ile müsemma İnsan Denilen Muamma adlı bu muhteşem eser beni cok etkiledi. Evvela insanın iç alemine olan bir yolculuğa çıkıyorsunuz ki, bu yol çok meşakkatli bir yol, önünüzde türlü engeller, badireler ve duvarlarla örülü bu yolda ilerlemek hiçte kolay olmuyor. Yolunuzda dikenler, çeşitli haşereler olduğu kadar, güllerle çevrili misk kokulu gül bahçelerine rastlamanızda cok olası bir durum. İnsanın aile ilişkilerine, çevresine, arkadasliklarina dikkat etmesine, hani bir laf vardır ya "Bülbül güle, karga çöplüğe götürür" bu eserde ki, konular tamda bu sözü tasvir eder nitelikteler. En güzelide Mevlâna Hz. Mesnevîsi ile insanın nefsine nasıl çeki düzen vereceği, kısacası kendini nasıl eğiteceğinden bahsedilmesi oldu. Velhasılı kelam bu güzel eseri anlatmaya yorum yetmez, dostlar. Okuyun, okutturun...